Reklamsız Sözcü
KEMAL BAYTAŞ

Dur yolcu! Bilmeden gelip bastığın bu toprak bir “kupon” arazidir

26 Ekim 2014

 

“Demokrasi amaç değil, araç olarak kullanacağım”
“Bir insan Müslümansa laik olamaz.”
“Her 10 Kasım'da (yüce kurtarıcısının kabrine gidip), sap gibi ayakta durmak gereksizdir” dedi kimsenin gıkı çıkmadı.
“Gel ulan buraya İsrail dölü” diye sokakta vatandaş tokatladı, kimse galeyana gelmedi.
Ülkeyi parçaladı. Paraları sıfırladı, ülkeyi, “kupon” arazileri talan ettiler, halk feveran etmedi.
Orduyu, yargıyı çökerttiler, kimsenin sesi, soluğu çıkmadı.
Uganda'dan, Myanmar'a, muz cumhuriyetinden, Patagonya'ya kadar böyle bir ülkeye tanık olunmuyor.
Her şey ABD ve Erdoğan çıkarlarına göre şekilleniyor. ABD'ye “beni koruyun, harcatmayın. Gerisi kolay” dedi. Pervasızca Güneydoğuyu PKK'ya peşkeş çektiler.
“Devlet benim, Başkanlık sistemiymiş gibi görev yapar, tüm iş ve işlemleri ben icra ederim. Yaptıklarım anayasaya uygunmuş, değilmiş beni ırgalamaz. Anayasa benim söylem ve eylemlerime göre şekillenir” diyor.
Türk kelimesini ağzına almıyor, Türk cumhurunun başı oluyor. Kendisinin “Gürcü, eşinin Arap olduğunu söylüyor” ama kimse çıkıp ta madem öyle “git bir Arap ülkesinde siyaset yap. Türkiye'den ne istiyorsun” diyemiyor.
Vatanlarını parçalayan, rejimi, demokrasi ve hukuku katleden, “vatanını rüşvet ve yolsuzluklar ülkesi haline getiren siyasilere amigoluk yapan medya, aydın, bilgin, yazar-çizerler” yalnız Türkiye'de neşvünema buluyor.
Eşi görülmemiş devlet soyguncuları hakkında “takipsizlik kararı veren, hırsızlık paralarını hırsızlara iade eden savcı ve yargıçlar da” yalnız bizim ülkemizde üretiliyor.
Başkanı olduğu BOP projesi doğrultusunda Güneydoğu'da fiili Kürt devleti kurduruluyor. O hâlâ hayali paralel devletle uğraşıyor. İmralı canisiyle görüştüğümüzü söyleyenler alçak, namussuzdur diyor. Her gün İmralı'dan aldıkları buyruklarla icra-i faaliyet eyliyorlar.
IŞİD'e silah gönderdiğimizi söyleyenler alçak, namussuzdur diyor. IŞİD'e giden tır'lar dolusu silahları yakalayan jandarmaları hapse attırıyor.
NATO'nun Libya'da ne işi var diyor, ertesi gün NATO kuvvetlerinin başını çekiyor. Hayat boyu birbirini nakzeden çelişkili laflar ettiği için bazen doğruyu söylediğinde kimse kaale almıyor.
PKK ile PYD aynı şeydir. Kobani için sınırlarımızdan geçit vermemiz söz konusu değildir. ABD'nin PYD'ye silah yardımı yapmasına karşıyız diyor. Aynı akşam Obama telefonda “dünya liderine!” yine beyzbol sopası gösterince! hazret pardon diyor. Dünyaya alay konusu oluyoruz.
Türkiye batarsa Türkiye'yi bu duruma getiren siyasi liderler, AKP'li milletvekilleri, ihale virüsü müteahhitler, unvan, makam ve rütbe sendromlu devlet görevlileri, o makamlar size baki kalacak, yedikleriniz kursağınızdan geçecek midir? 17 Aralık soyguncuları ve onları aklama aracı haline gelen bazı “savcı ve yargıçlar” gelecekte insanların yüzüne nasıl bakacaklardır? Onur ve meslek haysiyeti her türlü dünya nimetlerinin üstündedir. Bu bilinçte olmayanların cübbelerini çıkarmaları gerekir.

Bir Hababam Sınıfı hükümeti bile olsa bunlar yaşanmazdı

Akıl almaz bir idrak ve basiret özürlülüğüyle 2,5 milyon Suriyeli muhaciri davul, zurnayla ülkeye davet ettiler. Bu kadar insanın eğitim, sağlık hizmetleriyle besleme ve barındırmaya ABD bütçesi bile yetmez. “Ne yapalım ölümden kaçıp geldiler” lafı tam bir kandırmacadır. Lokantaya gidip, para vermiyor. Tayyib çağırdı, onun davetlisiyiz, hesabı ona gönderin diyorlar.
Esad, bunlardan çok daha akıllı, daha ülkesever bir lider. 2 yıl önce TV'lerde, Tayyip Erdoğan ve Davutoğlu çok hata yapıyor. Silahlandırıp, yardım ettikleri bu terör örgütleri yarın Suriye'den çok Türkiye'nin başına bela olacak demişti.
Dinimiz, yardımı önce aile efradına, sonra akrabalarına, sonra yabancılara yap diyor. İslam dini hacca gitmeyi bile hiçbir maişet, geçim dertleri olmayan kişilere farz kılıyor.
Vatandaşın içliği yok sırtında, ekmeği yok aşında, TV'lerde büyük kentlerde çocukların çöp bidonlarından ekmek aradıkları gösteriliyor. Bunlar babasının parası gibi halkın nafakasını Somali, Libya, Filistin, Suriyelilere akıtıyor. Sonunda ne İsa'ya ne Musa'ya yaranıyor.
Akıl almaz bir savurganlık, saltanat, mal, mülk hırsıyla doymak, durulmak bilmiyorlar. Korku ve dehşet imparatorluğu yaratarak dümenlerini sürdürüyorlar. Yeni çıkaracakları polis vazife ve yetkileri yasası, faşist Mussolini yönetiminde bile görülmüyor.
Yarın içimizden birini “makul şüpheli” diye içeri alıp, malımıza, mülkümüze el koydurur, sonunda suçu CHP ya da paralele atarsa git derdini Marko Paşa'ya anlat. Dünyada böyle bir rezalete tanık olunmuyor.
Ne dediği, ne yaptığı belirsiz. “Rejimi, Misakımillîyi” her şeyi kendi ikbal ve çıkarlarına göre kurgulayan, cahil, gayrı ciddi bir molla diplomasi ve (hâlâ menfur çıkarlar uğruna) bunlara yalakalık yapan mahlukatın katkılarıyla Türkiye'yi adım adım felakete sürüklüyorlar.
Yok mudur kurtaracak bahtı kara maderimizi?

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp