Reklamsız Sözcü
KEMAL BAYTAŞ

Yetim hakkı yiyenlere tepkisiz kalan bir millet her şeye müstahaktır ATATÜRK

11 Mayıs 2014

Milli ordunun “okus-pokus-kumpas” yöntemiyle (Türk düşmanlarının ekmeğine yağ sürercesine) kolu, kanadı kırdırılıyor. Türk Ordusu'nun en seçkin komutanlarının zindanda hayatları söndürülüyor. Bazıları da kahırlarından ölüyorlar.
Hile ve desiseyle ordunun defterinin dürüldüğü itiraf ediliyor. Hava ve deniz kuvvetleri dumura uğratılıyor. Ergenekon'un savcısı olup, ülkenin güvencesi ordusuna kıyanlar suçu sözde paralel devlete yükleyip işin içinden sıyrılmaya çalışıyor. Genelkurmay Başkanı ve kuvvet komutanları masaya yumruklarını vurup, “kumpasla orduyu çökertmek, kahramanlarımızı yıllardır hala zindanda tutmak vatan hainliğidir” diyecek bir kişilik gösteremiyor.
Aziz Yıldırım'a sahip çıkıldığı kadar “Peygamber Ocağı askerine sahip çıkmayan” bu milletin ordusu, artık ulusal onur ve vatan güvenliğini nasıl koruyacaktır?
Dış mihraklı bir oyunla Güneydoğu'nun PKK'ya peşkeş çekilmesi ülke medyası, aydınlarını ırgalamıyor. Onlar,“hepimiz Ermeni'yiz” mitingleri yapma zilletine düşüyor.
Diyanet başkanı camilerde hırsızlığı lanetleyen din ayetlerinin okunmasını yasaklıyor.
Dinine söz ettikleri Atatürk döneminde devlet katmanlarında bir tek rüşvet ve kamu hırsızlığına tanık olunmuyor. Din ayetleriyle “makara-bakara” diye alay edenlerin döneminde ise tarihte eşi görülmemiş devlet soygunu yaşanıyor.
Başbakan, bakanlar ve çocukları “tapelerle” cürmümeşhut (suçüstü) yakalanınca tıpkı Deniz Feneri'nde olduğu gibi olayı açığa çıkaran tüm savcı ve yargıçlar sürülüyor ya da hapis istemiyle dava açılıyor.
İhale virüsü iş adamları, milyarlarca dolar ihale vurgunlarını milletin a…sına koyarak kutluyorlar. Yeni 100 milyarlık suiistimal daha meydana çıkıyor. Tüm bunlar %43 halkımızın umurunda olmuyor.
Dünya tarihinde rüşvetçi, hırsızlara “318 milletvekiliyle (sanki hepsi suça ortakmış gibi) tam tekmil bodyguardlık yapan” bir parlamentoya tanık olunmuyor.
Bütün bu melanetlere karşın ödleklik ve çıkarcılığıyla müsellem medya, aydın, yazar-çizerler arasından “yahu siz aklınızı mı kaçırdınız?” diyen bir Allah'ın kulu çıkmıyor. Böyle bir ülke iflah ve ıslah olabilir mi?
Anayasayı delik deşik, yargıyı kapı kulu yapıyor. Halkı afyonlayıp sağduyusunu karartıyor. Türk medyası ve aydınlar, bu rezaletleri iğdiş zevkiyle seyrediyor. Böyle bir melanet başka bir ülkede yaşansa gök kubbe bunların başına indirilirdi. Bizde ise yüzde 43 Türk halkı zil takıp oynuyor.
Zerre kadar nedeni olmayan bir hiç uğruna Türkiye'yi Suriye batağına gömüyor. Güney sınırlarımız dünyanın en azılı terör örgütlerinin karargahı oluyor. Yapılanları lanetlemek bir yana, has odabaşı aydın, yazar-çizerler, “Türkiye seninle gurur duyuyor” non stop korosuna eşlik ediyor.
İçişleri müsteşarı ve bakan, vali ve polis müdürlerine telefonla “savcı talimatlarını yırtıp atın, ileri giderlerse merkeze çağırıp içeri tıkın” diye emirler veriyor. Yüksek yargı başkanları, Yargıtay başsavcısı “bu ne rezalet” diye hukuk dünyasını ayağa kaldıracak mesleki bir kişilik gösteremiyor. Aksine onlar da dalkavuklar kervanının sessiz koristleri oluyorlar.
Askeri çökertiyor.
“Türkiye seninle gurur duyuyor”.
Tarihte eşi görülmemiş devlet soygunları yapılıyor.
“Türkiye seninle gurur duyuyor”
Hukuk devleti yerle bir ediliyor.
“Türkiye seninle gurur duyuyor”
Böyle bir vodvil komediyi tarih yazmıyor.
Şimdi sormak lazım; diktatör mü yoksa diktatörü yaratanlar mı suçludur?

“Konu vatansa diğerleri teferruattır” söylemi “Konu çıkarsa herşey teferruattır” oluyor

Din, dil, renk, ırk farkı gözetmeksizin ülkeyi yüceltme ilkesi olan Atatürk milliyetçiliğine (ulusalcılık) karşı çıkan ne idüğü belirsiz demokrasi züppeleri CHP'ye zarar veriyorlar.
Atatürk umdeleri CHP'nin olmazsa olmazları asgari müşterekleridir. Tüm bunları özümsememiş olanların Atatürk'ün partisinde yerleri olmamalıdır.
Ayrıca, görevi kötüye kullanma, evrak sahtekarlığından haklarında suç duyurusunda bulunulup, ceza davaları açılan, haklarındaki şikayetler ayyuka çıkan, 5 yıllık görev süresince 420 günü yurt dışında geçiren eski CHP'li Çankaya belediye başkanı ve kadın yardımcısının (Ankara'dan sonra İzmir halkına da illallah çektirmek için) İzmir Büyükşehir belediyesinin üst düzey yönetimine getirilmeleri şaşkınlıkla karşılanıyor.
Bunların örnekleri çoğaltılabilir. CHP'nin artık böyle lükslere tahammülü yoktur. Bunlar, AKP'nin ekmeğine yağ sürmektedir.
Sonuç: Türkiye'nin kurtuluşu için “tüm muhalefet partileri, medya, aydınlar, sivil toplum örgütleri, sendikalar, barolar, Atatürkçü gençlik ve tüm vatanseverlerin, artık ölü toprağından sıyrılması 81 ilde (bir millet uyanıyor) mitingleriyle ulusal bir direniş seferberliği başlatmaları gerekiyor.”Yoksa son pişmanlık fayda vermez.”

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp