Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Çocuklarını “sıfırlama oğlanı” yapan babalar!

27 Şubat 2014

Sesler gerçek. Kasetler montaj. Gerçek seslerden anlıyoruz ki, bir oğul değil, iki oğul değil, üç oğul değil, tam dört oğul var. Dört oğlanın dördü de babalarından gelen güce, etkiye, özelliğe sahipler.

Kirli, kara para stokluyorlar.
Babaları telefon ediyor.
Paraları sıfırlıyorlar.
Oğul Güler: 6 buçukta geldiler.
Baba Güler: Ne var oğlum evinde?
Oğul Güler: Bir şey yok baba.
Baba Güler: Para ne var?
Oğul Güler: Üç beş kuruş.
Baba Güler: Kaç para?
Oğul Güler: Sen biliyorsun.
Baba Güler: Kaç lira oğlum.
Oğul Güler: 1 trilyon civarı.
Baba Güler: El koydular mı paraya?
Oğul Güler: Yok. Arama yapıyorlar.
Baba Güler: Seni şimdi anladığım kadarıyla Rıza Zarrab'la bir rüşvet ilişkisinden bahsediyorlar. Diyeceksin ki bir danışmanlık işim var. Gayr-ı resmi yapıyorum.

* * *

Özeldi bu oğullar.
Babaları bakandı.
Birinin babası ise Başbakan.
12 yıldır Türkiye Cumhuriyeti Devleti babaların eline geçmişti. Babalar güçlerini; yasama, yürütme, yargı, basın, ordu gücü, polis gücü, cami gücü, tarikat gücü, ticaret, para, sermaye gücü ile şehir rantları dağıtma gücünü tek elde toplamış olmaktan alıyordu. Arkalarında babaları olduğu için ve babaları da bütün güçleri ellerinde topladıkları için “oğlanlar her kilidi açacak anahtar” yapılmışlardı.
Başbakan Baba: Operasyon yaptılar.
Oğul Bilal: Evet.
Başbakan Baba: Senin evinde ne var.
Oğul Bilal: Senin paran var kasada.
Başbakan Baba: Onu diyorum işte.
Oğul Bilal: Ne yapayım bunları Baba.
Başbakan Baba: Belirli yerlere şey yapın.
Oğul Bilal: Tamamıyla sıfırlayacağız.
Başbakan Baba: Sıfırladınız mı.
Oğul Bilal: Sıfırlayamadık.
Başbakan Baba: Tamamen sıfırlandı mı?
Oğul Bilal: Sıfırlandı derken…

* * *

Evet tekrar yazıyorum: Kasetler montaj olabilir ama sesler gerçek. Babalar gerçek. Oğulları da babalarından daha gerçek. Çocuklar, yanlarında babalarının kirli para dolu kasası ve kulaklarında telefondan gelen baba sesiyle “sıfırlama oğlanı” yapıldılar. Türk siyaseti çocuklarını “sıfırlama oğlanı” haline getiren kirli para düşkünü siyaset adamı tarlasına dönüştü. Başbakan ve bakanların çocuklarını, “sıfırlama oğlanı yapan dünyada ilk ve tek ülke örneği” biz olduk.

* * *

Kasetler montaj mıdır?
Sesler gerçek midir?
Paralar kirli midir?
Kasalar niçin oğlan evindedir?
Rüşvetler yüklü müdür?
Kim ne kadar yedi?
Kim ne kadar yedirdi?
Yedikleri kimin parasıdır?
Yedirdikleri kimin hakkıdır?
Bütün bu soruların cevabını bulmak çok kolaydı. 17 aralık günü ortaya çıkan tablo ile haklarında rüşvet iddialarıyla yüklü fezleke düzenlenmiş o 4 bakanın, Yüce Divan'a gidecek yolunun önü tıkanmasaydı, adalet gerçeği ortaya koyacaktı. Neredeyse 70 gün doldu. Fezlekeler Meclis'te görüşülemedi. Çocuklarını “sıfırlama oğlanı” yapanlar fezlekelerin önünü tıkadı.

Helikopteri kaptırmayalım!

Tayyip Erdoğan'a “bin helikoptere ülkeden çek git…” diyen Kılıçdaroğlu bu “bonkör önerisi” için halktan izin aldı mı? Ben helikopteri kaptırmaktan yana değilim. Niçin halkın parasıyla alınmış helikopteri veriyoruz. Hangi ülkelere gidebilir ki, ABD'den almazlar. AB ülkelerinden çağırmazlar. Rusya'da çok içki içiliyor, kendi kabul etmez. Gitse gitse İran, Katar, Birleşik Arap Emirlikleri, Sudan, Umman, Suudi Arabistan gibi ülkelere gidebilir. Bu ülkelere gitmek için de helikopter gerekmez. Otobüsle Hatay'a gidersin… Oradan sınır kapılarından kendi imkanlarınla ulaşırsın Kuveyt'e… Katar'a… Emirlikler'e…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more