Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Hatırlanacak adam!

2 Şubat 2014

Yedi yıl ülkenin bir numaralı adamı görevini yaptı. Her yıl kendisine harcasın diye Meclis'ten onaylı bir bütçe verildi. Harcamayı en azda tuttu.
Sade yaşadı, israf etmedi.
Ailesini de frenledi.
Çevresine de yedirmedi.
İstese yedirir, kendinden öncekilerin ve sonrakilerin yaptığı gibi “bu bütçe ile bana verdiğiniz para yetmedi, ek bütçe ile yeni paralar verin” diyebilirdi.
Demedi.
Göreve başladığında 14 makam aracı vardı, makam araçlarının 13'ünü geri verdi, 1 tanesi ile yetindi. Trafiğe çıktığında normal vatandaş gibi kırmızı ışıkta durdu. Köşkteki aşçı, hizmetçi sayısını azalttı. Resmi yemekler hariç kimseye davet vermedi. Mutfağa ithal yiyecek sokmadı, yerli ürün kullandırdı. Züppe yazarların “yerli malı kullanıyor, 1930'dan kalma kafa” eleştirilerini ciddiye almadı. Artırdığı parayı devlet hazinesine geri gönderdi. Yedi yıl sonunda 46 trilyon lirayı (bugünün parasıyla 46 milyon TL) Maliye Bakanlığı Hazine İdaresi'ne iade etti.

* * * * *

Mal mülk peşinde olmadı.
Villa üstüne villa almadı.
Kendi zenginini yaratmadı.
İş dünyasıyla sarmaş olmadı.
Rüşvete adı karışmadı.
Yolsuzluk ismine yapışmadı.
Hırsızlık onun uzağında durdu.
Etrafına alkışçı, yağcı sokmadı.
Uçağına gazeteci doldurmadı.
Oğluna, kızına vakıf kurmadı.

* * * * *

Çok anlamlı örnektir.
ODTÜ mezunu oğlunun düğünü ve nikahı konut olarak kullandığı devlet köşkünde yapıldı. Yasama, yargı, yürütmenin temsilcileri, devletin önde gelenleri, akraba, tandık, dostları, edebiyatçılar, yazarlar düğüne davet edildi. Köşk'ün misafir kapısı olan 5 numaralı nizamiyesi önünde Cherokee jeepler, lüks Mercedesler, BMW'ler birikmedi. Ticari taksi ile köşke gelen davetliler nizamiyeden tören salonuna yürüyerek gitmek zorunda kaldılar.
Düğün çok sade geçti.
Damatlık yerli kumaştandı.
Gelinlik yerli terzi elindendi.
Nikah şahitleri ünlü değildi.
Alkollü içki vardı.
Abartı yoktu.
Şatafat sıfırdı.

* * * * *

Düğünün yapılacağı günün sabahı Köşk'ün elektrik sayacını okuttu. Düğün yapılıp bitince sayaca yeniden baktırıp kaç kilovat saat elektrik harcanmışsa cebinden verdi. Devlete ödetmedi. Düşerek bileğini kıran eşini makam aracıyla değil ticari taksiyle devlet hastanesine götürdü. Hastanede sıraya girerek röntgen çektirdi. Afyon'da hasta annesini ziyarete sivil plakalı araçla gitti. Annesi vefat etti, Afyon'a yine sivil plakalı araçla ulaştı.

* * * * *

Yedi yıl böyle bitti.
Bu ülke daha önce Köşk'e 1 bavul ile gelip üç TIR dolusu eşya ile gidenleri de görmüştü, alışmıştı. Görevini bırakırken alışılmışın tersini yaptı. Kendisine hediye edilen 94 parça gümüş, 22 vazo, 9 takı, 27 hatıra para, 4 tabanca, 83 parça değerli süs eşyası, 55 tablo, 86 porselen, 7 madalyon, 4 kıymetli saati alıp götürmedi. Devlete bıraktı. Bugün kendileri, oğulları ve kızlarının adı rüşvet, yolsuzluk, hırsızlığa karışanlar; bu hatırlanacak adamı, mala mülke değil sadece “hukukun üstünlüğüne” değer verdiği için yerden yere vurdular. Elektrik parasını cebinden ödediği oğlunun nikahını bile “kamusal alanda kandil akşamı düğün yaptı” diye çamur atma vesilesi yaptılar.

* * * * *

Özetle; şu yolsuzluk, rüşvet, hırsızlık günlerinde ismi hatırlanacak, örnek gösterilecek bir devlet adamı, bizim ülkemizde de oldu.
Bu adamın adı:
Ahmet Necdet Sezer'dir.
Cumhurbaşkanlığı yaptı.
Yaşıyor.
Bin yaşasın.
Örnek alınsaydı.
Bugünkü çürüme yaşanmazdı.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more