Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Papa baktı!

30 Kasım 2014

Meydan sıkı polis çemberi altındaydı. Kuş uçmuyordu. Papa Ayasofya'yı ziyarete geldi. Kapıdan adımını atıyordu. Başını kaldırdı. Marmara denizine doğru baktı. Gözlerinde; “utanmanız yok mu?” diyen bir ifade belirdi.
Anladılar.
Savunmaya geçtiler.
Kutsiyetpenahları!
Sayın Papa Fransuva!
Bağışlayınız.
“Gördüğünüz günah çıkarma hücresi değil” dediler.
Tercüman çevirdi.
Papa, kulağına gelen “Kutsiyetpenahları… Papa'mız Fransuva'mız…” sırnaşma sözlerini işitiyor fakat gözünü Ayasofya'nın hemen dibine, 10 adım ötesine dikili “günah hücresine benzeyen inşaat leşinden” ayıramıyordu.

* * * *

600 bin kilo çelik kazık.
İspanya'dan getirilmişti.
Oraya tarihi dokuya çakılmıştı.
Üstüne 800 bin kilo beton dökülmüştü. Papa'nın bakışı bu yapıya çakılmıştı. “Topkapı Sarayı- Ayasofya- Sultanahmet Camii'nin” yer aldığı altın üçgenin tam orta yerinde Bizans Büyük Sarayı, Osmanlı Darülfünun, Osmanlı Saray Nakkaşhanesi, Meclis-i Mebusan binaları, Maliye ve Evkaf Nezarethanelerinin 1500 yıllık tarihi kalıntıları bulunuyordu.
Tam buraya!
Tarihin kalbine!
İspanyol çeliği çakılmış, 3 katlı 60 odalı ilave otel inşaatı başlatılmış fakat yerel mahkeme ve sonra da üst yargı (Danıştay); yapılanın “Roma-Bizans-Osmanlı kültür mirasına karşı işlenmiş bir cinayet olduğu” kararı almışlardı. İnşaat leşi de “günah çıkartma hücresinde diz çökmüş günahkar görüntüsüne benzer” biçimde öylece bırakılmıştı.

* * * *

Papa'nın vicdanı uyandı.
İçinden itiraf etti.
Papalık 400 yıl insanlığı aldattı.
Cennet anahtarını parayla sattı.
Orta Çağ'da cinayetler işledi.
Engizisyonda insan yaktı.
Tırnak söktü. Göz oydu.
Papalık tarihinde bile “İstanbul'un bu altın üçgeninde tarihe karşı işlenmiş cinayet kadar ağır bir suça” rastlanamazdı.
Anladılar.
Kutsiyetpenahları!
Mahkemelerin kararı var. Bu günahkar yapının yıkılması gerekirdi. Ancak Başbakan, şimdi Cumhurbaşkanı, Turizm Bakanlığı, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı, Fatih Belediye Başkanlığı hiçbiri mahkeme kararının yerine getirilmesi için parmaklarını bile oynatmıyorlar. 6 yıldır bu inşaat leşi Ayasofya'nın 10 metre dibinde duruyor, yıkmıyorlar. Adalete uymayıp inşaat leşini öylece bırakan otelin sahibi Cumhurbaşkanı'nın ve İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı'nın imam hatipten okul arkadaşı, partilisi ve İstanbul tarihi görüntüsünü de bozan Zeytinburnu'ndaki o çirkin binaların da yapıcısı işadamıdır dediler.

* * * *

Tercüman utandı.
Son cümleleri çevirmedi.
Papa, yarın Roma'ya dönünce kayıtlara; “İspanya'dan getirilen çelik kazıklar kutsanmış mı?” diye bakacak.

Sakın karıştırmayın!

Biri Saray diğeri saraycık. İkisi yan yana. Neredeyse yapışık. Birinin adını; “AK Saray” koydular ve 1 milyar 350 milyon TL'ye (henüz bitmemiş hali) mal olduğunu açıkladılar. Diğeri; Cumhurbaşkanı ile eşinin oturacağı buhar odalı, jakuzili, SPA merkezli olanı ve “Saraycık” denileni. Saraycık'ın ise 1 milyar 500 milyon liraya mal olması bekleniyor. Sakın karıştırmayın. Ben bile dünkü yazıda maliyetleri karıştırdım. Bin misli az yazdım. Özür dilerim. İki Saray var. Biri 1000 odalı, diğeri Saraycık; 250 oda alacak büyüklükte jakuzili olanı.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more