Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Rennan Hoca yerine hapse Yusuf Ziya Hoca girmeliydi!

13 Kasım 2014

 

Yazarlar, işkencesiz, savaşsız, sömürüsüz, hapissiz ve hapishanesiz dünya isterler.
Bunun için yazarlar.
Ben de kimsenin hapse girmesini istemem. “Yusuf Ziya Hoca hapse girmeliydi” diye yazarken ben kendi görüşümü dile getirmiyorum.
Hukukun emri böyle.
Adalet varsa!
Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan hapse girmeliydi. Oysa Prof. Dr. Esad Rennan Pekünlü, bavulunu hazırladı. 8 gün sonra 20 Kasım'da hapse giriyor. Bu infaz durdurulup, yeniden yargılama olmazsa Rennan Hoca 2 yıl 1 ay hapis yatacak.

* * * *

Bu köşede; 6 Kasım günü “Profesör Rennan etiket köpeği olmadı, hapse giriyor” başlığıyla yazdığım yazıda anlatmıştım. Astronomi, matematik, uzay bilimi öğretim üyesi, plazma fiziği ve manyetohidrodinamik alanlarında çok sayıda çalışması olan Prof. Dr. Rennan Pekünlü, bir türbanlı öğrenciye Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını hatırlattı. Türbanlı öğrenciyi derse almadı. Bunun üzerine öğrenci “öğretim hakkımı engelledi” diye dava açtı. Mahkeme ve üst mahkeme hakimleri, Prof. Rennan Pekünlü'nün “tutanak düzenlemek ve tutanağa kanıt olsun diye fotoğraf çekmesini öğretim hakkını engellemek” saydılar. 2 yıl 1 ay hapse mahkum ettiler. Türbanlı öğrenci “eğitim hakkım engellendi” diyordu fakat girmediği tek bir ders, sınav olmamıştı.

* * * *

Bu yazı ses verdi.
Ses hukuktan geldi.
53 yıldır Anayasa ve İdare Hukuku üzerine çalışan, çok sayıda yayını ve makalesi olan Prof. Dr. Sait Güran bana “Pekünlü olayı aslında bir ‘kanunsuz emir' örneğidir ve Pekünlü'nün değil başı örtülü girişi serbest bırakan dönemin YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan'ın hapse girmesi gerekir” diye özetleyeceğim hukukun üstünlüğü filitresinden geçirilmiş bir değerlendirme gönderdi.
Prof. Sait Güran şöyle diyor:
“Pekünlü olayı, aslında Anayasa madde 137'de düzenlenen “kanunsuz emir” konusudur; suçlamanın ve yargılamanın bu zeminde yapılması gerekirdi; yapılmamasının nedeni, “kanunsuz emir ihlalinde”, söz konusu eylemi ile Pekünlü'nün değil, başı örtülü girişi serbest bırakan YÖK Başkanı Prof. Dr. Yusuf Ziya Özcan ve onun kararını uygulayan rektörler, dekanlar ve öğretim elemanlarının bulunduğudur. Çünkü Pekünlü'nün eylem tarihindeki hukuksal duruma, yani Danıştay, Anayasa Mahkemesi ve özellikle AİHM kararlarına göre, öğrencilerin üniversitelere başı örtülü girilmesine müsaade edilmemesi; ne o kişilerin din hürriyetinin ihlalidir, ne öğretim hakkının ve ne de kişisel haklarının. Önemli olan nokta, bu hukuksal durumun Pekünlü hakkındaki ceza suçlamasının ve mahkumiyetini dayanaksız kılmış olmasıdır. Tersine ifadeyle, gerçekten emri veren YÖK Başkanı Prof. Dr.Yusuf Ziya Özcan ile uygulayanlar, Anayasa madde 138-4 ile 153'ün emredici hükümlerini ihlal etmiş, Anayasa madde 137 hükümlerini çiğnemişlerdir… Prof. Dr. Sait Güran.”

* * * *

Özetle anlayacağımız:
Anayasayı çiğneyen.
Kanunları çiğneyen.
Maddeleri çiğneyen.
Hukuku çiğneyen.
Adaleti çiğneyen.
Profesör Esad Rennan Pekünlü değil, Profesör Yusuf Ziya Özcan. Hapse girmesi gerekirken Yusuf Ziya Özcan, YÖK Başkanlığı bitince Varşova Büyükelçisi yapıldı. Dişişleri personeli değildi ama dönemin Dişişleri Bakanı Ahmed Davutoğlu'nun Malezya'dan arkadaşı, iktidarın tuttuğu biriydi. İktidarın ağzına baktı, Anayasa'yı çiğnedi, büyükelçi oldu. Profesör Rennan, etiket köpeği olmadı, Anayasa'ya, kanunlara uydu, hapse giriyor.
Bu infaz durmalı.
Yargılama yenilenmeli.

 

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more