Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Ruhsat!

22 Mayıs 2014

Biz gazeteciler şöyle haberlerler yazmak durumunda kalırız: Memurlar, müşteriler ve güvenlik görevlileri dahil çok sayıda insanı öldürdüler. Bankayı soymayı başardılar.
Yüklü bir soygundu.
Önlerine kamyon çıktı.
Kaçamadılar.
Yakalandılar.
Birbirlerine düştüler.
Emri o verdi.
Yalan söylüyor komiserim.
Emri ben vermedim.
İlk ateş eden oydu.
Buna benziyor.
Kömür ocağı iyi çalışıyordu.
Üretim çılgınca artıyordu.
İşçinin güvenliği için kömür ocağında alınması gereken önlemler için ise harcamalar azaltılıyor, kazanç katlanıyordu. Yeni kömür sahaları için ruhsatlar alınıyordu. Kazanç katlanırken ve para oluk gibi akarken Soma'daki madenin işletmecisi Baba Alp Gürkan, şirketin CEO'su oğul Can Gürkan, şirketin genel müdürü Ramazan Doğru, iktidardan “ Türkiye'nin en kupon kömür yataklarının (toplam rezerv değerleri 70 milyar TL'ye ulaşıyor) ruhsatlarını alan” 3-5 kömür ocağı işleticisinden olmuşlardı.

* * * *

Felaket bağırarak geliyordu.
Kömür kızışıyor.
İçten içe yanıyor.
Öldürücü gaz birikiyor.
İşçiler tehlikeyi haber veriyor.
Baba patron, oğul CEO, genel müdür işçilere; “Hadi… Hadi…” diyerek itirazsız çalışmaya zorluyor; Enerji Bakanı'nı, gazetecileri kömür madenine gezmeye götürüp “başarılarıyla” övünüyorlardı.
Felaket geldi.
301 işçi öldü.
Yakalandılar.
Tıpkı bankayı soyarken çok sayıda insanı öldüren soyguncular gibi “suçu birbirinin üzerine atmaya” başladılar.
Baba patron:
“Sorumlu genel müdürdür” diyor.
Genel müdür:
“Baba patronun dediğini yaptık” diye kendini savunuyor, Oğul CEO ise “beni hapishanede genel müdür ile aynı koğuşa koymayın” diye korkusunu dile getiriyordu.

* * * *

Ruhsatı verenler de kapıştı.
Çalışma Bakanı Çelik:
“Ruhsatı veren ben değilim” diyor.
Enerji Bakanı Yıldız:
“Beraberiz” diye eğiliyor.
Başbakan Erdoğan ise “kömür ocaklarına ruhsat verme yetkisinin Maden İşleri Genel Müdürlüğü (MİGEM)'den alınıp niçin Başbakanlığa bağlandığını” gizliyor.
Bir işleyiş vardı.
Bir kurum oluşmuştu.
80 yıldır çalışıyordu.
Adı önce; “Maden Dairesi Reisliği” idi. Sonra “Maden Dairesi Başkanlığı” oldu ve daha sonra da “Maden İşleri Genel Müdürlüğü”ne dönüştü. Bu müdürlük ruhsatları veriyor, sonra da ruhsat alanların maden çıkartırken, kömür üretirken iş güvenliğine ve diğer tüm önlemlere uyup uymadıklarını denetliyordu. Fakat nedense Tayyip Erdoğan'ın döneminde “bütün maden sahalarına ruhsat dağıtma yetkisi” bir gece bir torba kanunun içine yerleştirilen bir madde ile Başbakanlığa bağlandı.

* * * *

Buna niçin ihtiyaç duyuldu?
MİGEM neden devre dışı?
MİGEM Genel Müdürü; 301 işçinin ölümüne neden olan son felaket hakkında ne düşünüyor? Bakanların birbirlerini suçlaması konusunda tek bir cümle söylemedi. Niçin susuyor?
Herkes merak etsin.
Ve sorsun:
Ruhsatları bizzat Başbakan mı veriyor?
Yoksa kendisine bağlı birine “şu kupon maden sahasını şuna ver… Bu kupon maden sahasını da buna ver…” diye emirler mi yağdırıyor? Ruhsatların verilmesi bizzat Başbakan'a bağlandığı için mi seçim meydanlarında konuşma yaparken; ruhsatı kapmış patronlar, işçilerini baretleriyle Başbakanı dinlemeye mecbur ediyorlar?

* * * *

Ruhsatı veren ve alan.
Madeni soyarken yakalandılar.
Ruhsatı alan işçileri öldürdü.
Oğul patron içerde.
Genel müdür hapiste.
Ruhsatı veren ise dışarıda.
Başbakan “madenlere işletme ruhsatı verme yetkisini kendisinde niçin topladığını” herkesin anlayacağı şekilde bir açıklasın da görelim.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp