Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Sendika değil Tokatçının reklam şirketi!

24 Mayıs 2014

 

İktidarın yarı resmi değil tam resmi yayın organı Star Gazetesi'nin dün birinci sayfasına koymuşlar. Haberin görsel unsuru bile ikiyüzlü, riyakar ve pis bir propagandayı bağırıyor:
Önde Tokatçı Başbakan.
Arkasında 9 kömür işçisi.
Fotoğraf altında şunlar yazılı: Soma'dan gelen maden işçileriyle görüşen Başbakan Erdoğan; “Canın telafisi yoktur. Depreme karşı kentsel dönüşüm başlattığımız gibi şimdi aynı şeyi iş sağlığı ve güvenliği konusunda da göstermek zorundayız. Önemli tedbirler alacağız. Yaşanan bu facianın ardından artık Türkiye'de hiçbir şey eskisi gibi olamaz” dedi.

* * * *

Fotoğraftan net görünüyor: Tokatçı Başbakan'ı işçiler boş gözlerle dinliyorlar.
Belli ki bu bir kurgu haber.
Başbakan sevimli görünecek.
Figüran işçiye ihtiyaç duyulmuş.
Türk-İş'e bağlı Türkiye Maden İşçileri Sendikası, patlamadan sağ çıkan işçilere “Ankara'ya Başbakan'la fotoğraf çektirmeye gideceksiniz, fotoğraf çektirirken başlarınızda sarı ve beyaz baretleriniz de olsun” demiş.
Sanki sendika değil.
Tokatçının reklam şirketi!

* * * *

Bu sendika; işçilerin gerçek temsilcisi ve onların yasal haklarının takipçisi olsaydı Soma'daki maden ocağında, muhtemelen, o felaket yaşanmadan önlenecekti. 301 diyorlar, o da yalan çıktı, 307 işçi ölmeyecekti. Ölen işçilerin yaş ortalaması 10 olan 432 çocuğu da babasız kalmayacaktı.
Çünkü sensörler çalışacaktı.
İşçi o gün o ocağa inmeyecekti.
Görevli mühendisler ile tecrübeli işçiler, “bizi sensörleri çalışmayan bir ocağın 1400 metre derinine indiriyorlar. Eski damarlarda kızışma var. Ocakta hararet çok arttı. Çizmelerimiz yarıya kadar ter doluyor. İki saatte bir çizmedeki teri boşaltmak zorunda kalıyoruz. Karbonmonoksit oranı ölümcül düzeyde yükseldi. Canımız tehlikede” diye sendika işyeri temsilciliğine şikayet edecek. İşyeri temsilcisi Sendika yönetimini uyaracak. Sendika yönetimi de “üretimden gelen gücünü kullanarak” işçilerin ocağa girmemesi için direniş başlatacaktı.

* * * *

İşçinin direnişi uyarı olacak.
İstanbul'a kule dikici baba patron.
Onun emek sömürücü Ceo oğlu.
Aylık 65 bin TL maaşlı müdürleri.
Kendilerine gelecek.
İş güvenliği önlemi alacaklar.
Ocakta sensörler yenilenecek.
Log kayıtları tutulacak.
Gaz ölçümleri denetlenecek.
Gaz kalınlığı inceltilecek.
Dinamit patlatılmayacak.
Hatalı barajlama olmayacak.
Kaçış odaları yapılacak.
Fazla işçi sokulmayacak.
Vardiya değişimi çakışmayacak.
Öncelik can güvenliğinde olacak.
Hayat kurtarma filtresi olacak.
İşçiye uygulamalı eğitim verilecek.
Sık tatbikatlar yapılacak.

* * * *

İşçi kondisyonu gözetilecek.
Her ocağın bir spor kulübü olacak.
Her yıl 10 kilometrelik koşu düzenlenecek. Bu koşularda tıkanma belirtisi gösteren kömür işçisi sıkı bir sağlık kontrolüne alınacak. İşçinin kilo ve boy dengesi korunacak. Bu denge korunamıyorsa doktor işçinin madene inmesine izin vermeyecek.
Helasız işyeri olur mu?
Helasız ocak kalmayacak.
Yemekhaneler yapılacak.
Çay molası odaları olacak.
Dayıbaşı sömürüsü kalkacak.
İşçi, işçiliğinden onur duyacak.
İşçi emeğinin gücüne güvenecek.

* * * *

Soma'daki sefil sendika yöneticileri, “işçinin üretimden gelen gücünü göstermek” yerine satılmış sendikacılığı seçti.
İşçinin temsilcisi olmadı.
İşverenin paralı adamı oldu.
Sonunda Tokatçı Başbakan ile Tekmeci Müşavir'in propaganda figüranlığını yapan sefil bir noktaya geldi. Bu sefil sendikacılık masaya yatırılmalı.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp