Reklamsız Sözcü
ORAY EĞİN

Ak Sa­ra­y’­ın ilk zi­ya­ret­çi­si­

16 Kasım 2014

Bir zi­ya­ret bu ka­dar ma­ni­dar ola­bi­lir

Arjantinli Bergoglio geçen sene Papa seçildi.

Eğer di­ni inan­ca sa­hip bi­ri ol­say­dım cid­di cid­di Ka­to­lik ol­ma­yı dü­şü­ne­bi­lir­dim. Sa­de­ce ama sa­de­ce ye­ni Pa­pa'nın ağ­zın­dan çı­kan dört ke­li­me yü­zün­den: “Ben ki­mim ki yar­gı­la­ya­yım.”

Bu cüm­le­nin ne an­la­ma gel­di­ği­ni çöz­mek için ön­ce ge­çen se­ne Pa­pa se­çi­len Ar­jan­tin­li ra­hip Jor­ge Ber­gog­li­o'­nun ken­di­si­ne uy­gun gör­dü­ğü is­mi bil­me­li­yiz.
Pa­pa Fran­ces­co'nun adı 13. Yüz­yı­l'­da Asis­si ka­sa­ba­sın­da ya­şa­yan Aziz Fran­ces­co'dan ge­li­yor. San Fran­ces­co'nun üç ana inan­cı var­dı: Ya­ra­tı­la­na ko­şul­suz sev­gi, fa­kir­le­re önem ve ba­rı­şa bağ­lı­lık.
“Bir­bi­ri­mi­ze na­sıl bir sev­gi bes­li­yo­ruz, bir­bi­ri­mi­ze kar­deş gi­bi mi dav­ra­nı­yo­ruz, yok­sa yar­gı­lı­yor mu­yu­z” ka­mu­oyu­nun Pa­pa'nın ağ­zın­dan duy­du­ğu ilk cüm­le­ler ol­du.
Bre­zil­ya dö­nü­şü uçak­ta yap­tı­ğı ba­sın top­lan­tın­da bir ga­ze­te­ci­nin Va­ti­ka­n'­ın epey­dir ba­şı­nı ağ­rı­tan tar­tış­ma­lı eş­cin­sel pa­paz­lar me­se­le­siy­le il­gi­li so­ru­su­na “Ben ki­mim ki yar­gı­la­ya­yı­m” ya­nı­tı­nı ve­re­rek ki­li­se­nin yüz­yıl­lar­dır sü­re­ge­len du­ru­şu­nu yer­le bir et­ti, yep­ye­ni bir say­fa aç­tı.
Pa­pa se­çil­me­sin­de din bas­kı­sı­nın in­san­la­rı ki­li­se­den so­ğut­ma­sı­nı en­gel­le­mek ve ye­ni­den inanç­la kit­le­le­ri ba­rış­tır­mak et­ki­liy­di bel­ki, ama Ber­gog­li­o'­nun her adı­mı do­ğal ve iç­ten­di. Ya­ra­tı­la­nı ko­şul­suz­ca se­vi­yor­du.
2001 yı­lın­da Ar­jan­ti­n'­de HIV ve AIDS has­ta­la­rı­nı zi­ya­ret et­miş, ayak­la­rı­nı yı­ka­yıp öp­müş­tü. 2008'de bir sı­ğın­ma evin­de uyuş­tu­ru­cu ba­ğım­lı­la­rı­nın ya­nı­na git­miş, ön­le­rin­de çök­müş, on­la­rın da ayak­la­rı­nı yı­ka­mış ve öp­müş­tü. Ka­to­lik Ki­li­se­si'nin bu ge­le­ne­ği­ni ge­çen se­ne bir tö­ren­de de sür­dür­dü: Bir ha­pis­ha­ne­de­ki 12 mah­ku­mun ayak­la­rı­nı yı­ka­dı, öp­tü. Mah­kum­la­rın iki­si Müs­lü­ma­n'­dı. Da­ha şa­şır­tı­cı ola­nı baş­ka iki mah­ku­mun da ka­dın ol­ma­sıy­dı…
Ba­rı­şa ko­şul­suz­ca bağ­lıy­dı.
An­ka­ra'da fa­ali­ye­te gi­ren ye­ni Cum­hur­baş­kan­lı­ğı ko­nu­tu, gay­ri res­mi adıy­la bin oda­lı Ak Sa­ra­y'­ın ilk res­mi zi­ya­ret­çi­si iş­te in­san­la­rı bu ka­dar çok se­ven Pa­pa Fran­ces­co ola­cak.
Mi­mar­lar Oda­sı bu ka­çak sa­ra­ya gel­me­me­si için
Pa­pa'ya mek­tup yaz­dı, Va­ti­kan Bü­yü­kel­çi­li­ği'n­den zi­ya­re­tin ger­çek­le­şe­ce­ği ya­nı­tı­nı al­dı­lar. Oy­sa gös­te­riş sev­me­yen Pa­pa'yı Er­do­ğa­n'­ın sa­ra­yıy­la de­ğil in­san­la­ra, ken­di­sin­den ol­ma­yan­la­ra sev­gi­siz­li­ğiy­le et­ki­le­ye­bi­lir­ler­di.
Ken­di ki­şi­sel ta­ri­him­de Er­do­ğa­n'­la ma­kul se­vi­ye­de ile­ti­şim ku­ru­la­ma­ya­ca­ğı­nı ve as­la uz­la­şıl­ma­ya­ca­ğın­dan ke­sin ola­rak emin ol­du­ğum an 2011 se­çim­le­ri sı­ra­sın­da Ru­şen Ça­kı­r'­la te­le­viz­yon­da ge­çen bir di­ya­log­du. Ça­kı­r'­ın uzak­tan da ak­ra­ba­sı olan Me­tin Lo­kum­cu bir gös­te­ri sı­ra­sın­da Ho­pa'da öl­dü­rül­müş­tü. Dö­ne­min baş­ba­ka­nı ölü­nün ar­ka­sın­dan mağ­du­run hiç de ma­sum ol­ma­dı­ğı­nı ka­nıt­la­ma­ya ça­lı­şı­yor­du.
Ru­şen Ça­kır tek bir şey söy­le­di o gün: “…Ama öl­dü.” Bu ka­dar ya­lın bir cüm­le bi­le Er­do­ğa­n'­ı dur­dur­ma­ya, et­ki­le­me­ye, bir an bi­le em­pa­ti kur­ma­ya sü­rük­le­me­di. O gün an­la­dım: Nef­ret do­lu bi­riy­le kar­şı kar­şı­ya­yız. Son­ra­sı hep böy­le de­vam et­ti; Ber­ki­n'­in ölü­mün­de…
An­ka­ra'da­ki bu­luş­ma­yı ger­çek­ten me­rak edi­yo­rum. Bir yan­dan Ale­vi­le­r'­den, eş­cin­sel­ler­den, öpü­şen­ler­den, iç­ki içen­ler­den, iP­ho­ne'dan, ço­cuk­lar­dan, yaş­lı öğ­ret­men­ler­den, Be­şik­taş İs­ke­le­si'n­de va­pur­dan inen genç­ler­den, tek reh­be­ri di­ni inan­cı olan bir müf­tü­den bi­le nef­ret eden bi­ri var… Pa­ra­yı, zen­gin­le­ri, in­şa­atı yü­cel­ti­yor, yol­suz­luk­la­rı umur­sa­mı­yor.

Papa Francesco mahkumları, uyuşturucu bağımlılarını ve AIDS hastalarını ayırmadan ayaklarını yıkayıp öpüyor. 

Bir yan­dan bü­tün dün­ya­yı ayır­ma­dan, yar­gı­la­ma­dan, en mah­cup ha­liy­le “Ben ki­mim ki yar­gı­la­ya­yı­m” di­ye­bi­len dün­ya­nın ya­şa­yan en önem­li fi­gü­rü var.
Pa­pa Fran­ces­co her ba­kım­dan Er­do­ğa­n'­ın tem­sil et­ti­ği ne var­sa zıt­tı.
San Fran­ces­co'nun izin­de ken­di­si­ni dün­ya fa­kir­le­ri­ne ada­yan, Va­ti­ka­n'­da Pa­pa­lar için ay­rıl­mış özel re­zi­dans­ta de­ğil, di­ğer baş­pa­paz­lar­la bir­lik­te loj­man­lar­da otur­ma­yı ter­cih eden, sır­tı­na kır­mı­zı pe­le­rin ge­çir­me­yen, ma­kam ara­ba­sı ola­rak Ford Fo­cus kul­la­nan bi­ri Ak Sa­ray hak­kın­da ne dü­şü­nür aca­ba?
As­lın­da ilk res­mi ko­nuk için da­ha iyi bir isim bu­lu­na­maz­dı; ev sa­hi­bi­nin ih­ti­ya­cı Pa­pa'nın o si­hir­li do­ku­nu­şuy­la ile­te­ce­ği in­san sev­gi­si çün­kü.

Kay­nak ben de­ği­lim

Bir med­ya no­tu

Do­ğan TV CE­O'u­su İr­fan Şa­hin açık­la­dı: “Ce­ma­at'­çi de­ği­lim.” Bu de­di­ko­du­yu be­nim çı­kar­dı­ğı­mı id­di­a et­miş. Şa­hin, be­nim ha­ber kay­nak­la­rı­mın ken­di boy hi­za­sı­nın çok üs­tün­de yer­ler­de ol­du­ğu­nu, ne­re­ler­den ha­ber al­dı­ğı­mı iyi bi­lir.
Ama bu de­di­ko­du ben­den çık­ma­dı. Kay­na­ğı Do­ğan TV bi­na­sın­da ara­sa da­ha iyi olur; ben ha­ber­ci­yim sa­de­ce.

Eski polis yeni CEO İrfan Şahin.

Po­lis oku­lun­dan sı­nıf ar­ka­da­şı Adil Ser­dar Sa­çan ba­na İr­fan Şa­hi­n'­in okul yıl­la­rın­da iyi bir Ata­türk­çü ol­du­ğu­nu, hat­ta bir­lik­te bir ku­lü­be ka­tıl­dık­la­rı­nı söy­le­di te­le­fon­da. 70'le­rin so­nu, 80'le­rin ba­şı…
Şa­hin da­ha son­ra Fet­hul­lah Gü­le­n'­in mem­le­ke­ti Er­zu­ru­m'­da gö­rev yap­mış… “Son­ra da ka­pi­ta­list ol­du­” di­yor Sa­çan. Bel­ki de ka­pi­ta­list ol­du­ğu için de rüz­ga­ra gö­re po­zis­yon al­dı.
Zi­ra Ce­ma­at'­e ya­kın­lı­ğıy­la il­gi­li de­di­ko­du­lar uzun yıl­lar­dır ko­nu­şu­lu­yor Şa­hi­n'­in ama an­cak bu­gün red­de­di­yor, bir­kaç se­ne ön­ce bir şey de­mi­yor­du. Hem de Ay­dın­lı­k'­a… Tam da bü­tün Ce­ma­at'­çi­ler gü­nah çı­kar­tır­ken… Oy­sa Ce­ma­at'­çi ol­mak ayıp de­ğil, La­tif Er­do­ğan, Hü­se­yin Gü­ler­ce gi­bi şim­di red­det­mek bü­yük ayıp.
İr­fan Şa­hin de­ği­lim di­yor­sa ona inan­mak zo­run­da­yım.
Ama Do­ğan TV'­le­rin­de ne­den hep Ce­ma­at'­çi­ler ödül­len­di­ri­li­yor, ne­den Pen­sil­van­ya zi­ya­ret­çi­le­ri hep yu­ka­rı yer­le­re ata­nı­yor? İş­te bu­nun ya­nı­tı­nı bir tür­lü ver­mi­yor “A­ta­türk­çü­” Şa­hin.

Köy­lü mü üni­ver­si­te­li mi?

İl­ber Ho­ca'nın tes­pi­ti Yıl­dız­la­rarası'n­da

Ah­met Ha­kan bir­kaç haf­ta ön­ce İl­ber Or­tay­lı'y­la söy­le­şi yap­mış­tı. Ku­la­ğa ilk baş­ta pro­vo­ka­tif gi­bi ge­len bir tes­pit­te bu­lun­muş­tu Or­tay­lı: “Her­ke­sin üni­ver­si­te­ye git­me­si­ne ge­rek yok, bi­ri­le­ri de köy­lü kal­ma­lı.” Yer­de bi­ten man­tar gi­bi bir­bi­ri ar­dı­na uy­du­ruk üni­ver­si­te açıl­ma­sı­na kar­şı çı­kı­yor­du.
Or­tay­lı'nın bu tes­pi­ti çok ala­ka­sız bir yer­de, Chris­top­her No­la­n'­ın “In­ters­tel-­la­r” fil­mi­nin ilk sah­ne­le­rin­de yan­kı­la­nı­yor. Fil­min ana ka­rak­te­ri­nin oğ­lu için ‘ü­ni­ver­si­te­ye git­me­ye el­ve­riş­li de­ği­l' de­ni­yor. Dün­ya­nın bü­tün kay­nak­la­rı tü­ken­mek üze­re, bi­ri­le­ri­nin köy­lü, çift­çi ol­ma­sı, ha­sat ye­tiş­tir­me­si, dün­ya­ya gı­da sağ­la­ma­sı ge­rek.
Yı­lın en çok ko­nu­şu­lan fil­miy­le İl­ber Or­tay­lı'yı bir­lik­te ana­ca­ğı­mı dü­şün­mez­dim.
Pe­ki tes­pit doğ­ru de­ğil mi? Si­zin de ak­lı­nız­dan Har­var­d'­a git­mek ye­ri­ne Ri­ze'de çay top­la­say­dı ül­ke­ye da­ha çok kat­kı­sı olur­du di­ye­ce­ği­niz in­san­lar ge­çi­yor­dur emi­nim.

Cem Boyner'in zeytinyağı

Alın size bilgi toplumu

Epey za­man ön­ce Er­tuğ­rul Öz­kö­k'­ün evin­de­ki bir ye­mek­te ma­sa­da du­ran şi­şe şi­şe zey­tin­yağ­la­rı ara­sın­da eti­ket­siz, en sa­de şi­şe­de ola­nı seç­miş­tim. Cem ve Ümit Boy­ne­r'­in Ay­va­lı­k'­ta üret­ti­ği zey­tin­ya­ğı­nın ilk ha­sa­dıy­mış. Muh­te­şem­di.
Be­yaz Türk­le­r'­in zey­tin­ya­ğı ve şa­rap sev­gi­sin­de Er­tuğ­rul Öz­kö­k'­ün 90'lar­da­ki ça­ba­la­rı unu­tul­maz­dır. Hür­ri­yet ıs­rar­la şa­rap­çı­lık ve zey­tin­ya­ğı ha­ber­le­ri ya­pa­rak ade­ta bir kül­tür ge­liş­tir­di.
Türk zey­tin­yağ­la­rı kı­sa sü­re­de ken­di­ni ka­nıt­la­dı. Ta­riş cid­di bir dün­ya mar­ka­sı ol­du me­se­la.
Gı­da­da bi­linç, ya da son­ra­dan can­la­nan bi­linç, her za­man için te­pe­den in­me­dir. Ön­ce ay­rı­ca­lık­lı sı­nıf­lar bel­li alış­kan­lık­lar edi­nir, da­ha son­ra top­lu­mun ge­ne­li­ne ya­yı­lır. Ge­çen­ler­de Uğur Dün­da­r'­ın da ya­zı­ğı gi­bi Tür­ki­ye'de Ege köy­le­rin­de hep zey­tin­ya­ğı kul­la­nı­lı­yor­du kuş­ku­suz, ama şe­hir­leş­me mar­ga­ri­ni ege­men kıl­mış­tı. Zey­tin­ya­ğı zen­gin­ler be­nim­se­di­ği, hak­kın­da ya­zı­lıp çi­zil­di­ği için mo­da ol­du ve mar­ket raf­la­rı­na ya­yıl­dı.
90'lar­da Tür­ki­ye'de elit­le­rin top­lum üze­rin­de­ki et­ki­si, yön ver­me ka­pa­si­te­le­ri hâ­lâ var­dı. AK­P'­nin ge­tir­di­ği de­ği­şim­le bu et­ki ta­ma­men kay­bol­du; elit­ler mar­ji­na­li­ze edil­di, tek öl­çü pa­ra ol­du.
Ko­lin bu­gün al­tı bin zey­tin ağa­cı ke­se­bi­li­yor, çün­kü zey­tin­ya­ğı kül­tü­rün­den gel­mi­yor. Bu mü­te­ah­hit­le­rin kül­tür se­vi­ye­si­ni gör­dük 17 Ara­lı­k'­ta­ki ko­nuş­ma­lar­da. Cen­giz fa­lan ne an­lar zey­tin­ya­ğın­dan, her şey­le­riy­le mar­ga­rin on­lar.
Bu ke­si­len ağaç­la­rın do­lay­lı yol­dan Cem Boy­ne­r'­le de il­gi­si yok de­ğil. Yıl­lar­ca te­le­viz­yo­na çı­kıp “Tür­ki­ye ta­rım top­lu­mu ol­ma­ma­lı, bil­gi top­lu­mu ol­ma­lı, ta­rım üre­ti­min­den vaz­geç­me­li­yiz, her şe­yi it­hal et­me­li­yi­z” di­yen Meh­met Al­ta­n'­ı ideo­log ola­rak bel­le­yen biz­zat Boy­ne­r'­di. Eşi Ümit Boy­ne­r'­in da­yı­sı ise bu vah­şi li­be­ral eko­no­mi­yi Tür­ki­ye'de mo­da ya­pan­lar­dan Şa­hin Al­pay. Tür­ki­ye'de bil­gi top­lu­mu­nu gö­rü­yo­ruz: Acun iz­le­yip Ağa­oğ­lu'nun re­zi­dans­la­rın­da otu­rup ka­pa­ğı Ko­lin-Li­mak-Cen­gi­z'­e at­mak is­te­yen­ler­le dol­du nü­fus.

İletişim: Bana Twitter, Facebook ve
Instagram'dan ulaşabilirsiniz: @orayegin.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more