Reklamsız Sözcü
ORAY EĞİN

App­le CE­O’­su­nun der­di ney­di?

9 Kasım 2014

Bir do­lap­tan çık­ma hi­ka­ye­si…

App­le CE­O‘­su Tim Co­ok‘­un eş­cin­sel ol­du­ğu­nu açık­la­ma­sı ha­ber bi­le de­ğil­di pek çok­la­rı için. Co­ok, bu gö­re­ve atan­dı­ğın­dan be­ri dün­ya­nın en kuv­vet­li gay­le­ri lis­te­sin­de bir nu­ma­ra­da yer alı­yor­du za­ten. Şir­ket ça­lı­şan­la­rıy­la bir­lik­te her yıl San Fran­cis­co­‘da­ki gay onur yü­rü­yü­şün­de yer al­dı. Sa­de­ce ağ­zın­dan res­mi bir cüm­le çık­ma­mış­tı, ama hiç­bir za­man da Ser­dar Or­taç gi­bi bir mi­ni­büs do­lu­su man­ken­le poz ver­me­ye kalk­ma­dı. App­le ta­ri­hi­nin en bü­yük ürün lans­ma­nı­nı ger­çek­leş­tir­di iP­ho­ne 6‘y­la, his­se­le­ri da­ha da de­ğer ka­zan­dı ve Co­ok gö­re­vi­ni sağ­lam­laş­tır­dı. App­le­‘a yö­ne­lik ar­tık ye­ni ürün icat ede­me­di­ği eleş­ti­ri­le­ri­ni de önü­müz­de­ki se­ne çı­ka­cak kol saa­tiy­le bas­tır­dı.
Dün­ya­da kol­tu­ğu en sağ­lam CE­O. App­le yö­ne­tim ku­ru­lu­na da­nış­tı, onay al­dı ve Blo­om­berg Bu­si­ness­we­ek‘­e bir ya­zı ya­za­rak eş­cin­sel ol­du­ğu­nu, bun­dan gu­rur duy­du­ğu­nu, hat­ta bu­nun ken­di­si­ne Tan­rı'nın bir he­di­ye­si ol­du­ğu­nu dü­şün­dü­ğü­nü yaz­dı.
Bu­si­ness­we­ek ter­ci­hi önem­liy­di Tim Co­ok‘­un. CE­O‘­la­rın oku­du­ğu, dün­ya­ya pa­ra­ya yön ve­ren­le­rin ta­kip et­ti­ği bir der­gi­de söz al­dı. Ken­di eşit­le­ri­nin ara­sın­da, ka­pa­lı bir çev­re­den ka­mu­oyu­na ses­len­di.
Ste­ve Jobs za­ma­nın­da App­le, şir­ket ola­rak dı­şa­rı­ya ka­pa­lı, ama CE­O‘­su­nun ha­ya­tı­nın de­tay­la­rı epey bi­li­nen bir fir­may­dı. Job­s‘­ın ayak­ka­bı giy­me­di­ği, yı­kan­ma­dı­ğı, de­odo­rant kul­lan­ma­dı­ğı gi­bi de­tay­lar hep ya­zı­lıp çi­zil­di. Ay­nı şe­kil­de aşk ha­ya­tı, kı­zıy­la iniş­li-çı­kış­lı iliş­ki­si de. Üs­te­lik onun ha­ya­tı­nı ro­ma­nın­da ka­rak­ter ha­li­ne ge­ti­ren ki­şi biz­zat kız­ kar­de­şi Mo­na Simp­so­n‘­dı. Tim Co­ok hep Ste­ve Job­s‘­ın ya­kı­nın­day­dı; Job­s‘­ın ak­si­ne se­rin kan­lı­lı­ğıy­la bi­li­ni­yor.
App­le­‘a kat­kı­la­rın­dan bi­ri Ste­ve Job­s‘­a rağ­men iPo­d‘­un “Na­no­” mo­de­li­ni pi­ya­sa­ya çı­kar­mak­tı. Jobs, hiç kim­se­nin ka­pa­si­te­si da­ha az, da­ha kü­çük bir iPo­d'­u he­men he­men ay­nı pa­ra­ya al­ma­ya­ca­ğı­nı dü­şü­nü­yor­du. Ama Job­s‘­ın ak­si­ne her sa­bah spor ya­pan Co­ok nor­mal iPo­d'­lar­la koş­ma­nın ne ka­dar zor ol­du­ğu­nu bi­li­yor­du. Co­ok sa­ye­sin­de spor sa­lon­la­rın­da kol­la­rı­na kü­çük iPod iliş­ti­ren bir do­lu in­san gör­me­ye baş­la­dık.
Tim Co­ok za­ma­nın­da App­le da­ha şef­faf, dı­şa­rı­ya da­ha açık bir şir­ke­te dö­nüş­tü. Ama CE­O'­su ken­di­si­ni ka­mu­oyun­dan uzak tut­tu. Ni­te­kim Bu­si­ness­we­ek‘­e yaz­dı­ğı ya­zı­da da hiç ön pla­na çık­mak is­te­me­di­ği­ni söy­lü­yor.
Hal böy­ley­ken, ra­ha­tı ye­rin­dey­ken, kol­tu­ğu­nu hiç kim­se teh­dit et­mez­ken ne­den kal­kıp bir­den eş­cin­sel ol­du­ğu­nu açık­la­dı?
Çün­kü Ame­ri­ka­‘da eş­cin­sel hak­la­rı­na da­ir dev­rim ni­te­li­ğin­de de­ği­şim­ler (me­se­la ev­li­lik eşit­li­ği) ka­bul gö­rür­ken do­lap­ta kal­ma dev­ri­nin de bit­ti­ği­nin far­kıy­dı. Öte yan­dan, bu dev­rim dün­ya­nın baş­ka yer­le­rin­de ye­te­ri ka­dar yan­kı bul­mu­yor­du. Me­se­la App­le­‘ın cid­di pa­zar pa­yı­na sa­hip ol­du­ğu Çi­n‘­de eş­cin­sel hak­la­rı bir ok­si­mo­ron­dan iba­ret. Ame­ri­ka­‘nın ba­zı eya­let­le­rin­de bi­le hâlâ eş­cin­sel­lik iş­ten atıl­ma, ev tu­ta­ma­ma ge­rek­çe­si ola­bi­li­yor.
Tim Co­ok, App­le CE­O‘­su­nun eş­cin­sel ol­du­ğu­nun bi­lin­me­si kü­çük yer­de bi­ri­ne il­ham ola­cak­sa bu adı­mı at­mak is­te­di­ği­ni açık­lı­yor ya­zı­sın­da.
Te­le­viz­yon yıl­dı­zı El­len De­Ge­ne­res, 90'la­rın so­nun­da lez­bi­yen ol­du­ğun­da ka­ri­ye­ri yer­le bir ol­muş, uzun sü­re son­ra to­par­la­mış­tı. Şim­di bu me­se­le bi­le de­ğil ve El­len zir­ve­de.
Bir­kaç se­ne ön­ce Frank Oce­an en mas­kü­len mü­zik da­lı hip-ho­p'­ta par­la­yan bir yıl­dız ol­ma­sı­na rağ­men 19 ya­şın­da bir er­ke­ğe aşık ol­du­ğu­nu yaz­dı blo­g'­un­da. Bas­ket­bol­da Bro­oklyn Net­s‘­ten Ja­son Col­lins, fut­bol­da Mic­ha­el Sam ez­ber­le­ri, ma­ço du­var­la­rı yer­le bir et­ti. Te­le­viz­yon ha­ber­ci­li­ğin­de CNN‘­den An­der­son Coo­per ve Don Le­mon şef­faf do­la­bın­dan çık­tı. New York şeh­ri­ni yö­ne­ten Bill De Bla­si­o‘­nun eşi bir dö­nem bir ka­dın­la aşk ya­şa­dı­ğı­nı açık­la­dı. Os­car ada­yı El­len Pa­ge do­lap­tan çı­kan son Holl­ywo­od ün­lü­sü ol­du.
Bu fo­toğ­raf­ta hâ­lâ ço­ğun­luk­la bir er­kek­ler ku­lü­bü olan iş dün­ya­sın­dan bir isim epey­dir ek­sik­ti. Tim Co­ok, “For­tu­ne 500” şir­ket­le­ri­nin be­şin­ci sı­ra­sın­da­ki CE­O ola­rak bu fo­toğ­ra­fı ta­mam­la­dı, ye­ni ku­ru­lan bir dün­ya­nın ta­ri­hin­de ye­ri­ni al­dı.
Not: Bu ya­zı­da­ki ba­zı bil­gi­le­ri Wal­ter Isa­ac­so­n'­ın “S­te­ve Job­s” ki­ta­bın­dan al­dım. App­le'le il­gi­si ol­sun ol­ma­sın, oku­ma­yan her­ke­se tav­si­ye ede­rim.

Müt­hiş bir kri­mi­nal hi­ka­ye

Ar­ka­sı ya­rın ku­şa­ğı

Ame­ri­ka­‘da pod­cas­t'­ler hiç ol­ma­dı­ğı ka­dar po­pü­ler, hat­ta ne­re­dey­se İn­ter­net sa­ye­sin­de ye­ni­den “Rad­yo Gün­le­ri­” ça­ğı ya­şa­nı­yor. Akıl­lı te­le­fon­la­ra in­di­ri­len prog­ram­lar o ka­dar ni­te­lik­li içe­rik sağ­lı­yor ki, bu yüz­den de bin­le­re in­san her haf­ta abo­ne olup bu prog­ram­la­rı din­li­yor. Çok da man­tık­lı: Her gün da­ha faz­la in­san akıl­lı te­le­fon sa­hi­bi olu­yor, da­ha faz­la in­san ku­lak­lık­la do­la­şı­yor, spor ya­pı­yor ya da tra­fik­te va­kit ge­çi­ri­yor.
Rad­yo hiç es­ki­me­di­ği gi­bi ye­ni­den di­ri­li­yor. New Yor­ker, Sla­te gi­bi ya­yın or­gan­la­rı da pod­cas­t'­e cid­di ya­tı­rım ya­pı­yor­lar. Ge­nel ya­yın yö­net­men­le­ri, ya­zar­la­rı her haf­ta bu pod­cas­t'­ler­de ko­nu­şu­yor­lar.
Bu­gün­ler­de New Yor­k‘­ta he­men her­ke­sin Per­şem­be gü­nü ge­lip de anın­da te­le­fo­nu­na in­dir­di­ği bir pod­cast var, adı “Se­ri­al.”
1999 yı­lın­da Pa­kis­tan asıl­lı Ame­ri­ka­lı bir Müs­lü­man genç (Ad­nan Syed), kız ar­ka­da­şı­nı öl­dür­dü­ğü id­di­asıy­la tu­tuk­la­nı­yor. Yıl­lar son­ra bir ya­kı­nı çev­re­sin­de çok se­vi­len bu gen­cin hak­sız ye­re ha­pis yat­tı­ğı­nı id­di­a edip bir ga­ze­te­ci­ye (Sa­rah Koe­nig) ula­şı­yor. Ve ga­ze­te­ci de bu da­va­ya ka­fa­yı ta­kı­yor. Son bir yıl­dır bu da­va üze­ri­ne ça­lı­şı­yor. Müt­hiş bir araş­tır­ma­cı ga­ze­te­ci­lik. Ha­pis­ha­ne­den mah­kum­la ya­pı­lan te­le­fon gö­rüş­me­le­ri, söy­le­şi­ler, gör­gü ta­nık­la­rı, po­lis ra­por­la­rıy­la tam bir ‘ar­ka­sı ya­rı­n' as­lın­da.
Ama hiç kim­se, ga­ze­te­ci­nin ken­di­si de da­hil, bu hi­ka­ye­nin ne­re­ye va­ra­ca­ğı­nı ya da Müs­lü­man gen­cin ak­la­nıp ak­lan­ma­ya­ca­ğı­nı bil­mi­yor. O araş­tı­rı­yor, ya­yın­lı­yor, biz din­li­yo­ruz ve hep bir­lik­te me­rak edi­yo­ruz. Bu se­zon te­le­viz­yon­da baş­la­yan bü­tün di­zi­ler­den da­ha he­ye­can­lı “Se­ri­al.” Ben ilk bö­lüm­den be­ri din­li­yo­rum, şu an ye­din­ci bö­lüm­de pod­cast ve son­ra­dan baş­la­yan­la­rın işi gü­cü bı­ra­ka­rak hep­si­ni bir­den uy­ku­suz kal­ma uğ­ru­na din­le­dik­le­ri­ne ta­nı­ğım: se­ri­al­pod­cast.org.

Bek­le­me­ye de­ğer

İki film bir­den

De­ar Whi­te Pe­op­le: Ir­ka da­ya­lı ça­tış­ma ya da du­yar­lı­lı­ğın ol­ma­dı­ğı Tür­ki­ye­‘de­ki iz­le­yi­ci­ye pek an­lam ifa­de et­me­se de, bir Ame­ri­kan üni­ver­si­te­sin­de ge­çen film Oba­ma dö­ne­mi si­yah-be­yaz ça­tış­ma­sı­nı hic­ve­di­yor. Yer yer skeç gi­bi, çok şey an­lat­ma­ya ça­lı­şı­yor, ama gü­nü­müz­de ırk­çı­lı­ğın al­dı­ğı şek­li mü­kem­mel yan­sı­tı­yor. Üs­te­lik bu pro­je bir twit­ter he­sa­bın­dan doğ­du, mad­di des­te­ği stüd­yo­dan de­ğil ta­kip­çi­ler­den al­dı, fil­me dö­nüş­tü ve yı­lın en faz­la öv­gü alan film­le­rin­den bi­ri ol­du. Ben çok eğ­len­dim ama bu film­le Ame­ri­ka dı­şın­da bir baş­ka ül­ke­den ger­çek­ten il­gi­le­ne­cek bi­ri­le­ri çı­ka­cak mı? Ko­nu çok ye­rel. Tür­ki­ye'de viz­yo­na gi­re­cek mi emin de­ği­lim.
Whip­lash: Bu fil­mi Fa­zıl Sa­y‘­la iz­le­me­yi is­ter­dim. Bel­ki de en uy­gun ya­za­cak ki­şi ken­di­si de da­vul ça­lan Ümit Kı­van­ç‘­tır. Ju­li­ard gi­bi bir okul­da aşı­rı bas­kı­cı ve mü­kem­meli­yet­çi bir ho­cay­la ta­rih­te­ki en iyi mü­zis­yen­ler­den bi­ri ol­ma­ya ant iç­miş 19 ya­şın­da­ki da­vul­cu­nun iliş­ki­si… Son yıl­lar­da iz­le­di­ğim bü­tün kor­ku ve ge­ri­lim film­le­rin­den da­ha ra­hat­sız edi­ci. Her da­vu­la vu­rul­du­ğun­da, o İs­tan­bul zil­le­ri­ne ka­me­ra yak­laş­tı­ğın­da ade­ta sa­vaş film­le­rin­de­ki pat­la­ma sah­ne­le­ri can­la­nı­yor­du. Bu film­de de epey kan var; da­vul çal­mak­tan ka­na­yan el­le­rin ka­nı. Fil­me­ki­mi­‘n­de gös­te­ril­di, viz­yo­na da 16 Ocak 2015'te gir­me­si bek­le­ni­yor.

Bir komp­lo teo­rim var

Pen­gu­en TV'­nin ye­ni trans­fe­ri

Ha­ki­ka­ten Mir­gün Ca­bas ne za­man mu­ha­lif ga­ze­te­ci ol­du? Be­nim ta­kip et­ti­ğim ka­da­rıy­la NTV‘­de bir med­ya prog­ra­mı ya­pı­yor­du ve hep hü­kü­me­ti öven ya­zar­la­rı ağır­la­yıp, on­la­rın ya­zı­la­rı­nı alın­tı­lı­yor­du. Uzun uzun Ta­raf ga­ze­te­si­ni övü­yor­du.
Ça­lış­tı­ğı NTV bir­bi­ri ar­dı­na ga­ze­te­ci­le­ri kov­du, son­ra si­ya­si prog­ram­la­rı ya­yın­dan kal­dır­dı. O sı­ra­da Mir­gün Ca­bas mo­to­sik­le­te at­la­yıp se­ya­hat prog­ra­mı yap­tı, hiç go­cun­ma­dan. Ar­dın­dan er­kek der­gi­si çı­kar­dı, ba­şa­rı­sız ol­du….
En son er­kek li­fest­yle si­te­si yap­ma­ya ça­lı­şı­yor­du.
Mir­gün Ca­bas da hiç­bir şe­ye bu­laş­ma­ma­nın ama bu­la­ş­mış, du­ruş sa­hi­biy­miş gi­bi gö­rün­me­nin ödü­lü­nü al­dı, şim­di CNN Türk ek­ran­la­rın­da yer bu­la­cak. Ge­zi di­re­ni­şi var­ken pen­gu­en bel­ge­se­li ya­yın­la­yan CNN Tür­k‘­te… Ya­kı­şır.
Pen­gu­en bel­ge­se­li ya­yın­la­yan CNN Türk yö­ne­ti­ci­le­riy­le ne ka­dar mut­lu poz ve­ri­yor bu­gün­ler­de, hiç ra­hat­sız ol­mu­yor bun­dan…
Ta­bi­i ak­lı­ma bu “ö­dü­lü­n” ar­ka­sın­da bir komp­lo te­ori­si olup ol­ma­dı­ğı da ge­li­yor…
Do­ğan Gru­bu te­le­viz­yon­la­rı­nın ba­şın­da es­ki bir po­lis var, İr­fan Şa­hin. Med­ya pi­ya­sa­sın­da Ce­ma­at'­e ya­kın ol­du­ğu yıl­lar­dır ko­nu­şu­lur… CNN Tür­k‘­ün ge­nel ya­yın yö­net­me­ni Pen­sil­van­ya­‘da özel ola­rak ağır­la­nan ve ken­di­si­ne ka­lem/sa­at he­di­ye edi­len Fer­hat Bo­ra­tav… Mir­gün Ca­bas da 17 Ara­lı­k'­ta bol bol ta­pe ya­yın­la­yan Ar­tı 1‘de ek­ran­day­dı, ye­rel se­çim­de de Ci­han Ha­ber Ajan­sı­‘n­dan ge­len ve­ri­ler­le ha­ber­ci­lik ya­pı­yor­du; ona kal­sa İs­tan­bu­l‘­u ve An­ka­ra­‘yı CHP ka­zan­mış­tı!
Kim bi­lir, bel­ki de sa­de­ce te­sa­düf­tür… Bel­ki de kan çek­miş­tir.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more