Reklamsız Sözcü
ORAY EĞİN

O po­po Pho­tos­hop mu?

23 Kasım 2014

Bu hafta konuşacağınız 5 konu

Orada burada, sohbet ortamlarında, twitter'da ya da Facebook'ta, bir akşam Gaspar'da ya da bir ev partisinde konusuz kalmanıza gerek yok. Bu yazıyı okuduktan sonra sohbet konusu yapıp karşınızdakini gündemdeki konularla etkileyebileceksiniz…

“Kobane mi Kobani” mi tartışması!..

Bu tar­tış­ma­nın es­ki ver­si­yo­nu “Pe­Ke­Ke mi yok­sa Pe­Ka­Ka mı­”y­dı. Rah­met­li Meh­met Ali Bi­rand gi­bi or­ta­yol­cu­lar “Pe­Ke­Ka­” di­ye ara çö­züm bul­muş­lar­dı. Şim­di en­te­lek­tü­el ol­ma­nın gös­ter­ge­si ola­rak Su­ri­ye'nin ku­zey sı­nı­rın­da­ki o kü­çü­cük ye­rin adı­nın Ko­ba­ne ola­rak söy­len­me­si, ya­zı­lıp çi­zil­me­si ge­rek­ti­ği id­di­a edi­li­yor. Da­va­ya da­ha sem­pa­tiy­le bak­mak adı­na…
Oy­sa ba­kın işin as­lı ne?
Per­şem­be gün­kü New York Ti­me­s'­da Tim Aran­go'nun ha­be­rin­de kü­çü­cük bir ta­rih­çe bu tar­tış­ma­ya son nok­ta­yı ko­yu­yor. Ko­ba­ni'nin adı Al­man­ca “kom­pa­ni­e” ke­li­me­sin­den ge­li­yor. 20. yüz­yı­lın ba­şın­da Os­man­lı'nın de­ne­ti­min­de Al­man­lar Ber­li­n'­den Bağ­da­t'­a uza­na­cak bir de­mir­yo­lu ya­pı­yor, Ko­ba­ni de bu hat üze­rin­de­ki du­rak­lar­dan bi­ri­nin et­ra­fın­da olu­şan bir şe­hir.

O po­po Pho­tos­hop mu?

Fran­sız fo­toğ­raf­çı Je­an-Pa­ul Go­ude'­ın çek­ti­ği Kim Kar­das­hi­an ka­pa­ğı Pa­per der­gi­si­nin İn­ter­net si­te­si­ne tam 16 mil­yon zi­ya­ret­çi ge­tir­di. İn­ter­ne­t'­i ‘kı­ra­n' bu fo­toğ­ra­fın pho­tos­hop olup ol­ma­dı­ğı me­rak ko­nu­su: Her­han­gi bir in­san bir şam­pan­ya ka­de­hi­ni po­po­su­na na­sıl yer­leş­ti­rir?
Ne Gou­de ne de Kar­das­hi­an fo­toğ­ra­fın oy­nan­dı­ğı­na da­ir bir açık­la­ma yap­mı­yor. Kar­das­hi­an ka­re­nin aşa­ma aşa­ma çe­kil­di­ği­ni söy­le­di sa­de­ce. Şam­pan­ya­yı pat­la­tır­ken bir ka­re, ka­de­he akı­tır­ken bir baş­ka ka­re…
Go­ude'­ın sti­li bu za­ten.
Ama Gou­de ay­nı za­man­da fo­toğ­raf­la­rın­da in­san ana­to­mi­siy­le oy­na­ma­sıy­la da bi­li­ni­yor. Da­ha Pho­tos­hop icat edil­me­den ön­ce çek­ti­ği ki­şi­nin fark­lı poz­la­rı­nı ko­laj gi­bi bir ara­ya ge­ti­rir ve im­kan­sız bir du­ruş ya­ra­tır­dı.
1977 yı­lın­da bir dö­nem aşk ya­şa­dı­ğı Gra­ce Jo­ne­s'­u New York Ma­ga­zi­ne için çek­ti­ği ka­re iş­te böy­ley­di. De­ne­yin bu şe­kil­de dur­ma­nı­za im­kan yok. Kim Kar­das­hi­an'­ın da po­po­su ne ka­dar bü­yük olur­sa ol­sun o ka­deh ora­da o ka­dar düz du­ra­maz.

Bir ta­ciz­ci ola­rak Bill Cosby

Bill Cosby dün­ya­nın en bü­yük dev­rim­ci­le­rin­den bi­ri. Ön­ce stand-up ko­me­di­si­nin bü­tün ku­ral­la­rı­nı de­ğiş­tir­di, bu for­mun bir hi­ka­ye an­lat­ma bi­çi­mi ol­du­ğu­nu ka­nıt­la­dı. Ka­ğıt üze­rin­de ko­mik de­ğil­di es­pri­le­ri ama o an­la­tın­ca bi­rer mi­zah baş­ya­pı­tı­na dö­nü­şü­yor­du. Ar­dın­dan te­le­viz­yon­da dev­rim yap­tı. “Cosby Sho­w” Ame­ri­ka'da­ki si­yah­la­rın gangs­ter ya da uyuş­tu­ru­cu sa­tı­cı­sı ol­ma­dı­ğı­nı gös­ter­mek­le kal­ma­dı, içe­ri­ği bü­tün dün­ya­da da kar­şı­lık bul­du. Cosby hem di­zi­de hem de ger­çek ha­ya­tın­da mü­kem­mel in­san­dı. Ör­nek ai­le ba­ba­sı, hat­ta bu işin ki­ta­bı­nı da yaz­mış bir uz­man­dı. Hep ama hep doğ­ru'nun ya­nın­day­dı. Sü­rek­li me­saj ve­ri­yor­du. Ama ay­nı Cosby id­di­ala­ra gö­re 80'ler­de 90'la­ra ka­dın­la­rı ilaç­la uyu­tup te­ca­vüz edi­yor­muş. Za­ma­nın­da mah­ke­me­ye in­ti­kal eden olay­lar­dan bi­ri uz­laş­may­la so­nuç­lan­dı, son­ra da pek ko­nu­şul­ma­dı.
Cosby bu id­di­ala­ra hiç prim ver­me­di, açık­la­ma bi­le yap­ma­dı.
Ne ol­duy­sa son iki haf­ta­da ol­du. Bill Cosb­y'­nin te­ca­vüz­cü ol­du­ğu id­di­ala­rı bir an­da ana ha­ber bül­ten­le­rin­de tar­tı­şı­lır ol­du. Cosby iki söy­le­şi­de bu so­ru­la­ra mu­ha­tap ol­mak zo­run­da kal­dı, ya­nıt ver­me­di. Bir rad­yo söy­le­şi­sin­de sa­de­ce ka­fa­sı­nı sal­la­dı.
80 ya­şın­da ge­ri dö­nü­şü­nü kut­la­ya­cak­tı hal­bu­ki. NBC'­ye ye­ni bir sit-com çe­ke­cek­ti. Netf­li­x'­e stand-up şo­vu ha­zır­lı­yor­du. Smith­so­ni­an'­da Af­ri­kan-Ame­ri­kan sa­nat eser­le­ri ko­lek­si­yo­nun­dan olu­şan bir ser­gi aç­tı. Son yıl­lar­da ol­du­ğun­dan da­ha gö­rü­nür­dü. Şim­di her şey yer­le bir ol­du. 80 ya­şı­na ka­dar özen­le ko­ru­du­ğu ima­jı sar­sıl­dı. Ya za­man çok acı­ma­sız ve hiç­bir şey kim­se­nin ya­nı­na kâr kal­mı­yor… Ya da in­san­lar çok acı­ma­sız.

Bu yı­lın en önem­li ki­ta­bı

Zey­nep Atik­ka­n'­ın “Av­ru­pa Be­nim: Ba­tı Av­ru­pa'da Aşı­rı Sa­ğın Yük­se­li­şi­” ad­lı araş­tır­ma­sı. Ya­zı­la­rı­nı yıl­lar­ca Hür­ri­ye­t'­te oku­du­ğu­muz Atik­kan, Türk ba­sı­nı için faz­la iyi ol­du­ğu için ön­ce sus­tu­ru­lan­lar­dan­dı. Beş se­ne­dir bu ki­tap için ça­lı­şı­yor ve Av­ru­pa'nın bel­li baş­lı mer­kez­le­rin­de sağ par­ti­le­rin yük­se­li­şi­ni araş­tı­rı­yor. Par­ti yö­ne­ti­ci­le­ri, üni­ver­si­te­li genç­ler, aka­de­mis­yen­ler, seç­men­ler­le söy­le­şi­ler yap­tı. İs­pan­ya'dan Fran­sa'ya, İs­kan­di­nav ül­ke­le­rin­den İn­gil­te­re'ye sağ par­ti­le­rin ne­den iv­me ka­zan­dı­ğı­nı ye­rin­ce in­ce­le­di. Ya­ban­cı düş­man­lı­ğı, “Av­ru­pa Av­ru­pa­lı­la­rın­dı­r” söy­le­mi ve İs­la­ma­fo­bi'nin izi­ni sür­dü.
Atik­kan bu ki­ta­ba baş­la­dı­ğın­da he­nüz Nor­ve­ç'­te­ki kat­li­am ol­ma­mış­tı. Mai­ne Le Pen da­ha Fran­sa'da yük­se­li­şe geç­me­miş­ti. İyi ga­ze­te­ci iyi ko­ku alır; iş­te bu ki­tap bu ko­ku­nun izi.
Bir­kaç açı­dan önem­li: Aşı­rı sağ ve ta­ham­mül­süz­lük glo­bal bir semp­tom. Tür­ki­ye'de son Cum­hur­baş­kan­lı­ğı se­çi­min­de iki mu­ha­fa­za­kar ada­ya mah­kum bı­ra­kıl­ma­mı­zı unut­ma­yın. Ame­ri­ka'da Kon­gre son se­çim­le bir­lik­te Cum­hu­ri­yet­çi­le­r'­in kon­tro­lü­ne gir­di.
Ki­tap, bu ko­nu­ya de­ğin­mi­yor ama za­man­la­ma­sıy­la Emi­ne Ül­ker Tar­ha­n'­ın Ana­do­lu Par­ti­si'ni kur­ma­sı­na denk ge­li­yor. Tür­ki­ye'de sol al­ter­na­tif ola­rak gö­rül­se de Tar­han ve ta­ba­nı as­lın­da Fran­- sa'da­ki Ma­ri­ne Le Pe­n'­in den­gi. Bu ay­rı bir ya­zı ko­nu­su as­lın­da, ama Le Pe­n'­in yük­se­li­şi­nin te­me­lin­de na­sıl göç­men­ler so­ru­nu ve ra­di­kal İs­lam var­sa Emi­ne Ül­ker Tar­han da ay­nı kor­ku­dan bes­le­ni­yor: Tür­ki­ye'nin kı­yı ke­sim­le­rin­de kah­ra­man olan Tar­ha­n'­ın kit­le­si Kürt nef­re­ti, Su­ri­ye­li göç­men­ler­den du­yu­lan en­di­şe ve hak­lı bir İs­la­mi re­jim teh­li­ke­si­ne kar­şı bir­le­şi­yor. Zey­nep Atik­ka­n'­ın ki­ta­bı­nı mut­la­ka oku­yun: Tür­ki­ye'nin ya­kın ge­le­ce­ği­ni öğ­re­ne­cek­si­niz. Bu ki­ta­bı epey tar­tı­şa­ca­ğız.

TGB ne­dir, ne ya­par?

Bu­gün di­ye­lim ki ik­ti­dar Tür­ki­ye Genç­lik Bir­li­ği'ne bir bas­kın dü­zen­le­se, tıp­kı ga­ze­te­ci­le­ri tu­tuk­la­dı­ğı gi­bi bu si­vil top­lum ör­gü­tü­nün de yö­ne­ti­ci­le­ri­ni içe­ri at­sa ül­ke­nin aya­ğa kalk­ma­sı ge­re­kir. Sa­de­ce ül­ke­nin de­ğil, Ba­tı ka­mu­oyu­nun, özel­lik­le Ame­ri­kan Dı­şiş­le­ri'nin de bu ola­yı kı­na­ma­sı­nı bek­le­riz.
Da­ha 2011 yı­lın­da­ki tu­tuk­lu ga­ze­te­ci­ler ola­yın­dan da bi­li­yo­ruz ki ba­şı­na buy­ruk­muş gi­bi gö­rü­nen ik­ti­dar ABD ku­la­ğı­nı çe­kin­ce hi­za­ya ge­li­yor. Cen­giz Çan­dar gi­bi sah­te de­mok­rat­lar 2011'de tu­tuk­lu ga­ze­te­ci­le­ri Ame­ri­kan bü­yü­kel­çi­si­ne şi­ka­yet edip tu­tuk­la­ma­la­rın hak­lı ol­du­ğu­nu an­lat­ma­sı­na rağ­men Ame­ri­kan Dı­şiş­le­ri il­key­le, ül­ke­nin DNA'sın­da bu­lu­nan ifa­de öz­gür­lü­ğü­ne sor­gu­suz bağ­lı­lı­ğıy­la ha­re­ket edi­yor­du.
Her­hal­de hiç kim­se Ame­ri­kan Dı­şiş­le­ri'nin Tür­ki­ye'nin oto­ri­ter­leş­me­si­ne yö­ne­lik eleş­ti­ri­le­ri­ne iti­raz ede­mez… Ta­bi­i bu ik­ti­dar­dan bes­len­mi­yor­sa­nız.
Pe­ki TGB ne ya­pı­yor? Ön­ce şu an­da­ki tek mis­yo­nu dün­ya­nın en teh­li­ke­li İs­la­mi te­rör ör­gü­tü­ne sa­vaş aç­mak olan Ame­ri­kan Or­du­su'­nun men­sup­la­rı­nın ka­fa­sı­na çu­val ge­çi­ri­yor. Son yıl­lar­da gör­dü­ğüm en saç­ma, en he­def­siz, en za­man­sız ey­lem.
Şim­di de Baş­kan Yar­dım­cı­sı Jo­e Bi­de­n'­ın zi­ya­re­ti ve­si­le­siy­le ey­le­me ha­zır­la­nı­yor. Pe­ki Bi­den kim? Hiç­bir şey yap­ma­sa, en azın­dan Er­do­ğa­n'­ı en sert bir şe­kil­de açık­tan eleş­ti­ren en üst dü­zey yet­ki­li ola­rak al­kı­şı hak edi­yor.
Tür­ki­ye'nin ön­ce­li­ği şu an­da tek adam re­ji­miy­le mü­ca­de­ley­se bu­nun önü­ne geç­mek için mu­ha­lif­le­rin it­ti­fak yap­ma­sı ge­re­kir, ye­ni cep­he aç­ma­sı de­ğil. ABD, bü­tün eleş­ti­ri­le­cek ta­raf­la­rı­na ve geç­miş tar­tış­ma­la­ra rağ­men şu an­da mu­ha­le­fe­tin müt­te­fi­ki ol­ma­sı ge­re­kir. TGB gi­bi sağ Ke­ma­list­ler ken­di­le­ri­nin sol­cu ol­du­ğu ya­nıl­ma­sıy­la es­ki Tür­ki­ye'nin has­ta­lık­la­rı­nı hâ­lâ iç­le­rin­de ba­rın­dır­dık­la­rı­nı ka­nıt­lı­yor­lar.
Bu zih­ni­yet her ne pa­ha­sı­na olur­sa ol­sun AB­D'­yi öte­ki­leş­ti­rir, Cha­vez gi­bi dün­ya­nın eli kan­lı dik­ta­tör­le­ri­ni yü­cel­tir. İşin acı­sı ey­lem­le­ri ze­ki­ce de de­ğil.
Ama ba­ri de­mo­de ol­ma­say­dı. Ya­ni ne di­ye­ce­ğim, “Me­tal Fır­tı­na­” fa­lan çok 2004'tü… O üni­ver­si­te kan­tin­le­rin­de si­ga­ra içip Ay­dın­lık oku­ya­rak her şe­yi CI­A'­ya (ci­ya di­ye oku­nu­yor de­ğil mi) mal et­mek ise bir baş­ka yüz­yıl­dı…

İletişim: Bana Twitter, Facebook ve Instagram'dan ulaşabilirsiniz: @orayegin.

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more