Reklamsız Sözcü
ORAY EĞİN

Son kul­lan­ma ta­ri­hi dol­muş ya­zar­lar

2 Kasım 2014

Emek­li­lik ga­ze­te­ci­le­re iş­le­mi­yor

Aca­ba ik­ti­dar ta­ri­hin en bü­yük ga­ze­te­ci kı­yı­mı so­nun­da med­ya­yı ye­ni­den şe­kil­len­dir­me­sey­di, Tür­ki­ye'de ba­sın bu­gün da­ha iyi du­rum­da mı olur­du, da­ha mı kö­tü?
Bü­yük kı­yım, med­ya­ya bir­kaç açı­dan za­rar ver­di. Bir ke­re va­kit kay­bet­tik. Di­ji­tal
med­ya ça­ğı­nın ge­rek­tir­di­ği tar­tış­ma­la­rı mec­bu­ren er­te­le­dik, ne de ol­sa baş­ka ön­ce­lik­le­ri­miz var­dı. Bir di­ğer me­se­le de, Türk ba­sı­nı­nın yüz­leş­me­si ge­re­ken ve DNA'sı­na iş­le­miş cid­di bir so­ru­yu bel­ki de hiç in­di­ril­me­mek üze­re ra­fa kal­dır­ma­sı­na ne­den ol­du:
Ga­ze­te­ci­ler emek­li­lik­ten mu­af mı­dır?
Atil­la Dor­sa­y, Emek Si­ne­ma­sı yı­kı­lır­sa en bü­yük tep­ki ola­rak emek­li­lik kar­tı­nı oy­na­mış­tı, ha­tır­lar­sı­nız. Bi­ze si­ne­ma­yı sev­di­ren adam ola­rak ta­rih­sel öne­mi bü­yük Dor­sa­y‘­ı pek öz­le­mi­yo­rum; doğ­ru­su Eme­k'­ten da­ha ön­ce emek­li ol­ma­sı­nı ter­cih eder­dim. He­le son yıl­la­rın­da film­ler­le il­gi­li yap­tı­ğı ek­sik oku­ma­lar ve yan­lış bil­gi­le­ri hiç gör­me­sey­dim…
Say­gı­sız­lık yap­mı­yo­rum, de­mek is­te­di­ğim şu: Atil­la Dor­sa­y‘­ın ve­da­sı Emek yü­zün­den ol­ma­ma­lıy­dı, mes­lek­te bu ka­dar uzat­ma­la­rı oy­na­ma­sı­na da izin ver­me­den gör­kem­li bir şe­kil­de ve­da edil­me­liy­di ona ki ha­tı­ra­sı hep bü­yük ol­sun. Ürün­le­rin ol­du­ğu gi­bi, ba­zı ya­zar­la­rın da son kul­la­nım sü­re­le­ri var ne ya­zık ki.
Bu, AK­P'­nin kı­yı­mı­na uğ­ra­yan ve ye­ni­den yaz­ma­ya baş­la­yan ga­ze­te­ci­ler için de ge­çer­li. Ne ya­zık ki, hoy­rat­ça kö­şe­le­ri alın­dı­ğı için bu tar­tış­ma­yı yap­mak bi­le ayıp kar­şı­la­na­bi­lir şim­di.
Ama ben ye­ni­den yaz­ma­ya baş­la­yan ve ik­ti­da­rın doğ­ru­dan he­de­fin­de ol­ma­mış iki za­rar­sız ör­nek ver­mek is­ti­yo­rum.

Bir klinik örnek

Bir di­ğer ör­nek Pe­ri­han Mağ­den. Her­hal­de “Ki­min ya­zı­la­rı­nı öz­le­di­ni­z” yok­la­ma­la­rın­da her­ke­sin ak­lı­na ilk ge­le­bi­le­cek isim­di, ama ken­di mar­ka­sı­nı öy­le hoy­rat­ça kul­lan­dı ki şim­di “A­man hiç bah­set­me­” nok­ta­sı­na gel­di. Bir kli­nik de­ney ola­rak bah­set­mek zo­run­da­yım.
Bir ke­re ‘Ay nef­ret edi­yo­rum kö­şe ya­zar­lı­ğın­-da­n' de­yip evi­ne çe­kil­me nu­ma­ra­sı sık­tı. Her evi­ne çe­kil­di­ğin­de as­lın­da ye­ni­den ge­ri dön­mek is­te­di­ği çok bel­liy­di. Son dü­zen­li kö­şe ya­zar­lı­ğı yap­tı­ğı Ta­ra­f'­ta Er­ge­ne­kon-Bal­yoz sü­re­ci­ne gel­di ve ap­tal ga­ze­te­ci­le­rin ya­lan­la­rı­na or­tak ola­rak ken­di ze­ka­sı­na ve eği­ti­mi­ne hiç ya­kış­ma­ya­cak bir tu­za­ğa dü­şüp o da­va­la­rı sa­vun­du. Bir gün bi­le me­se­la Hi­lal Kap­la­n‘­la ay­nı şey­le­ri sa­vun­ma­sı­nın ken­di­sin­de ya­ra­ta­ca­ğı yıp­ran­ma­yı kav­ra­ya­ma­dı, ama oku­ru uzak­laş­tır­dı.
Kö­şe ya­zar­lı­ğını bı­rak­tı, ama tam bı­rak­ma­dı. Hâ­lâ ara­da ya­zı­yor ve yaz­ma­ya da he­ves­li. Ama ar­tık şap­ka­dan çı­kar­ta­ca­ğı tav­şan da kal­ma­dı. Ni­te­kim son ya­zı­sın­da tav­şa­nı öl­dür­dü: Cem Ga­ri­poğ­lu­‘na ne ka­dar üzül­dü­ğü ya­za­rak.
Er­tuğ­rul Öz­kök kö­şe ya­zar­lı­ğı­nı hay­va­nat bah­çe­sin­de­ki may­mun­la­ra ben­ze­tir, ken­di­si­ni Bo­no­bo­‘y­la öz­deş­leş­ti­re­rek. Bu ta­ri­fe gö­re ya­zar­lar il­gi ve se­yir­ci çek­mek için sü­rek­li cam ka­fe­sin ar­dın­dan ye­ni nu­ma­ra­lar yap­ma­ya mec­bur­dur. Bu ku­ra­lı sa­de­ce Pan­da bo­zar; Çi­n'­in bin­bir zor­luk­la he­di­ye et­ti­ği ve pek az hay­va­nat bah­çe­sin­de bu­lu­nan star hay­va­nı. Pan­da ya­zar­lar (Çö­la­şan, Coş­kun, Öz­dil) ay­rı­ca­lık­lı ko­num­la­rı yü­züm­den bu ya­rı­şa gir­mez­ler. Se­la­hat­tin Du­man bir za­man­lar Pan­da ola­cak­ken ken­di­ni ye­ni­le­ye­me­di­ği için ak ko­yun ka­dar zi­ya­ret alı­yor; Pe­ri­han Mağ­den ise res­men ka­fe­si kır­dı.

Komik değil

Bü­yük ih­ti­mal­le far­kın­da de­ğil­si­niz ama Se­la­hat­tin Du­man bir sü­re­dir Hür­ri­ye­t'­te ya­zı­yor. Onu her­hal­de ilk ve son kez ta­kip et­ti­ği bir dış ge­zi­de dik­kat­le oku­muş­tum; sa­nı­rım Er­ba­ka­n‘­ın yurt­dı­şı se­ya­ha­ti ve Du­ma­n‘­ın da ya­zar­lık se­rü­ve­ni­nin baş­lan­gı­cıy­dı. Ye­ni ve ya­ra­tı­cıy­dı. ‘U­çak ga­ze­te­ci­li­ği­ni' bam­baş­ka bir bo­yu­ta ta­şı­mış­tı.
Du­ma­n‘­ın o kı­sa ya­zı di­zi­si öy­le bü­yük et­ki ya­rat­tı ki, anın­da bü­yük bir star ol­du. Ne ya­par­sa yap­sın al­dı­ğı ilk al­kış onu uzun sü­re ko­ru­ya­cak­tı. Ni­te­kim öy­le de ol­du. Son­ra­ki (her­hal­de 20 yıl­dır) ya­zı­la­rı­nın hiç­bi­ri ko­mik de­ğil­di oy­sa, ye­ni ve ya­ra­tı­cı da. Bir sü­re son­ra da ken­di ken­di­si­nin ka­ri­ka­tü­rü­ne dö­nüş­tü; he­men her ya­zı­sı­nın ne­re­ye va­ra­ca­ğı­nı, kim­den bah­se­de­ce­ği­ni kes­tir­mek ko­lay­laş­tı.
Şim­di de mi­za­hı Sa­bah yıl­la­rın­da­ki for­mül­ler üze­ri­ne ku­ru­lu. De­ği­şen tek şey o kö­şe­de Za­fer Mut­lu­‘nun ye­ri­ni Vus­lat Do­ğan Sa­ban­cı­‘nın al­ma­sı.

Troll saldırısı

Ka­le­mi ve ze­ka­sı son de­re­ce kes­kin iki ya­za­rın düş­tü­ğü du­rum, ba­sın­da­ki her­kes için alarm zil­le­ri­ni ça­lı­yor ol­ma­lı. Evet, ağır bir kı­yım ya­şan­dı. Ama şim­di re­ka­bet hiç ol­ma­dı­ğı ka­dar sert ve za­lim. Hiç kim­se­nin de­mo­de ol­ma lük­sü yok.
Tür­ki­ye'nin bir di­ğer ya­rı­sın­da, ya­ni eği­tim­li ve kent­li ke­sim­de, hiç ol­ma­dı­ğı ka­dar çok pa­rıl­tı­lı be­yin var. Ta­ri­hin hiç­bir dö­ne­min­de bu ka­dar par­lak be­yin ye­tiş­me­miş­ti. McKin­se­y‘­den ya­ban­cı ban­ka­la­ra, di­ji­tal start-up'­lar­dan aka­de­mi­ye cid­di an­lam­da do­na­nım­lı bir genç nü­fus eko­no­mik ha­ya­ta da­hil ol­du. İyi üni­ver­si­te­ler­de oku­yan, bil­gi­li, sor­gu­la­yı­cı, ze­ki, pek ço­ğu­muz­dan da­ha ya­ra­tı­cı ve es­pri­li­ler.
Med­ya­da sa­vaş şim­di bu genç­le­ri ka­zan­mak üze­ri­ne ku­ru­lu. Ve ina­nın ko­şul­lar da­ha ağır. Bir ke­re re­ka­bet da­ha faz­la.
Twit­te­r‘­da şöh­ret edi­nen ve ger­çek kim­lik­le­ri­ni hiç kim­se­nin bil­me­di­ği ‘t­rol­l' ka­rak­ter­le­re ba­kın me­se­la: @su­ni­gun­dem, @kur­sett­ho­ca, @la­ik­bey gi­bi he­sap­la­rın sı­ra­sıy­la 14.5 bin, 28.5 bin ve 28.3 bin adet ta­kip­çi­si var. Bu­na kar­şı­lık, me­se­la, Akif Be­ki­‘nin 44 bin ta­kip­çi­si var. Te­le­viz­yo­na çık­ma­dan, ga­ze­te­ler­de yer al­ma­dan, bi­lin­dik
med­ya­yı kul­lan­ma­dan ken­di­le­ri­ne kit­le ya­rat­tı trol­l‘­ler.
Es­ki­den ba­sın­da isim ya­pa­bil­mek için for­mül aşa­ğı yu­ka­rı bel­liy­di, re­ka­be­tin tam ola­rak ne­re­de ol­du­ğu da. Şim­di bü­tün ez­ber­ler bo­zul­du ve hiç­bi­ri­miz gü­ven­de de­ği­liz. Bir an ön­ce ken­di­mi­zi sor­gu­la­ma­mız ge­re­ki­yor.
Sa­de­ce bir ha­tır­lat­ma ol­sun is­te­dim.

İletişim: Bana Twitter, Facebook ve Instagram'dan ulaşabilirsiniz: @orayegin.

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more