Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

“Baba”nın en mutlu günü

26 Ekim 2014

Adalet Partisi (AP) Genel Başkanlığı'na 28 Kasım 1964 tarihinde seçildiğinde, 40 yaşındaydı. İktidarda, Türkiye'nin 2. Cumhurbaşkanı ve CHP Genel Başkanı İsmet İnönü'nün bağımsızlarla kurduğu hükümet bulunuyordu. İnönü gibi güçlü bir siyasetçinin karşısında olmak, onunla yarışmak kolay olmayacaktı. O yüzden genel seçimlere güçlü girmesi gerekiyordu.
Kısa sürede Yeni Türkiye Partisi ve Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi kadrolarını AP çatısı altında topladı. İlk hedefi, 1965 yılı Bütçesi'nin Millet Meclisi'nde oylanması sırasında hükümeti düşürmekti. Bunu da başardı. Sıra, yeni hükümetin kurulmasına gelmişti. Önce kendisine, Kontenjan Senatörlüğü teklif edildi. Demirel, bu teklife, “Seçilmeden Meclis'e girmem” cevabını verdi. Ardından, Parlamento'da yeni bir başbakan adayı bulundu. Bu kişi, Senatör Suat Hayri Ürgüplü idi.

Sonucu radyodan öğrendi

Ürgüplü Hükümeti kuruldu. Bu oluşumu, bizzat AP lideri Demirel yaptı. Kendisi de, Başbakan Yardımcılığı görevini üstlendi. Bundan sonraki büyük hedef ise 10 Ekim 1965 Pazar günü yapılacak Milletvekili Genel Seçimleri idi. Türkiye, seçim gününü yakaladı. Demirel, çok yorgundu. Eşi Nazmiye Demirel ile birlikte Ankara'da sandık başına gitti, oyunu kullandı. Sonrasını, gazeteci ağabeyimiz Hulusi Turgut'a anlattıklarından dinleyelim:
“10 Ekim 1965 gecesi çok yorgundum. Sesim kısılmıştı. Oyumuzu kullandıktan sonra Nazmiye Hanım'a ‘Biz, üzerimize düşeni yaptık. Artık söz bize ait değil' dedim. Sonuçları, biraz takip ettim. Şimdiki gibi seçim sonuçları hemen alınamıyordu. Gece saat 23.00'te yattım. Sabah 7.30'da kalktım; başucumdaki radyoyu açtım, ‘AP, seçimi kazandı' diyordu. İşte o an, omuzlarımın üzerine büyük bir yükün yüklendiğini hissettim.
Seçim tablosu kısa sürede ortaya çıktı. Sandık başına seçmelerin yüzde 71'i gitmiş, oyların yüzde 53'ü AP'ye verilmişti. Bu, bir rekordu. Henüz 4 yaşındaki parti, Millet Meclisi'nde 240 sandalye kazanıyor ve tek başına iktidar oluyordu. İsmet İnönü liderliğindeki CHP ise oyların yüzde 28.7'sini alıyor, Millet Meclisi'nde 134 sandalye elde ediyordu.”

Cebinden sarı zarfı çıkardı

Dönemin Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel, hükümeti kurma görevini Demirel'e veriyordu. Partisinin ilgili organlarını topladı ve cebinden sarı zarfı çıkardı. “Arkadaşlar, bu gördüğünüz sarı zarf 50 gramlık bir zarf. Ama o zarfın içinde bize verilen sorumluluk ise çok ağır. Bu zarfın içindeki görevi hep beraber kazandık. Hep beraber bu ağır sorumluluğu yerine getireceğiz” dediğinde herkes ağlıyor, birbirine sarılıyor, “Allah mahcup etmesin” diye dualar ediyordu.
Bakın şu tesadüfe, Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi'nin açılışı bugün yapılıyor ama yarın, yani 27 Ekim tarihi de 1965'te, Süleyman Demirel'in Başbakanlık koltuğuna ilk kez oturduğu günün, Başbakanlık görevine başlayışının 50. yıldönümü oluyor.

Cumhuriyet'in fazileti

İşte böyle bir gün öncesi, Süleyman Demirel için memleketi İslamköy'de açılış yapılıyor. 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel için yaptırılan Demokrasi ve Kalkınma Müzesi, Cumhuriyet olanaklarından yararlanan, “parasız yatılı” okullarda öğrenim gören köylü çocuğunun, Başbakanlığı, Cumhurbaşkanlığı'na taşımasının öyküsünü de içeriyor. Süleyman Demirel, adını taşıyan müze konusunda, bu mutlu gününde şunları söylüyor:
“Bu müze; bir şahsın, hayatı boyunca kullandığı, bu arada kendisine hediye edilen objelerin toplanarak, teşhir edildiği bir müze değildir. Bu müze, Türk demokrasisi ile birlikte büyüyen ve gelişen bir çocuğun, Cumhuriyet'in imkan ve faziletinden faydalanarak, ülkenin kalkınması için sarf ettiği çabanın sergilendiği bir müzedir. Müzede; kerpiç bir köy evinden, devletin en onurlu görevi olan Cumhurbaşkanlığı makamına çıkan çocuğun hayatı sergileniyor.”

Demokrasinin kıymeti

Süleyman Demirel Demokrasi ve Kalkınma Müzesi'nin kuruluşu öyle kolay olmadı. Bunun için tam 25 yıl çalışıldı. Şevket Demirel, ağabeyi için bu müzeyi Ankara'da, İstanbul'da da kurabilirdi. Ama o, doğdukları, büyüdükleri köy İslamköy'de neden açtıklarını şöyle anlatıyor:
“Ağabeyim Süleyman Demirel'in hizmet alanı, dünün fakir Anadolu'sudur. Bu köy müzesinde, dünle bugünün mukayesesini yaptırıp, demokrasinin kıymetini anlatmak istedik. Çünkü, bu büyük dönüşüm, ülkede Cumhuriyet ve Demokrasi sayesinde oldu. Kısacası, bu müzede, dünün fakir Anadolu'su ile bugünün kalkınan Türkiye'sinin mukayesesi var.”

8 kubbeden oluşuyor

Demokrasi ve Kalkınma Müzesi ile Külliyesi, Demirel'in bir dönem en yakınında olan siyasetçi, bürokrat ve köylülerin katılımıyla bugün törenle kapılarını açıyor. Selçuklu ve Osmanlı mimarisi tarzında kubbeli olarak inşa edilen müze, 1.500 metrekarelik bir alanı kaplıyor. Külliyenin içinde yer alan müzede, özellikle Cumhuriyet tarihimizin son 50 yıllık dönemine ait demokrasi ve kalkınma dönüşümünün belge, bilgi ve fotoğrafları sergileniyor.
16 bin m2'lik bir alanı kaplayan Süleyman Demirel Külliyesi'nde, müzenin yanı sıra 9. Cumhurbaşkanı'nın doğup büyüdüğü, 1920 yapımı, ahşap ve kerpiçten inşa edilmiş, baba Hacı Yahya Demirel'in adını taşıyan ev de yer alıyor. Külliyenin diğer bölümleri ise şu yapılardan oluşuyor:
Demirel Ailesi'nin nineleri Şehriban Hatun adına yapılmış cami, Süleyman Demirel Özel Arşivi, Süleyman Demirel Kütüphanesi, Süleyman Demirel Üniversitesi Liderlik Araştırma ve Uygulama Merkezi, Köy Çeşmesi, İslamköy'ün hemen yanı başındaki Çalcatepe'de oluşturulan orman alanı, helikopter pisti ve otopark…
Süleyman Demirel Külliyesi'nin bulunduğu geniş alanda yer alan müze binası, 8 kubbeden oluşuyor. Bu kubbelerden en büyüğü, Demirel'in Cumhurbaşkanlığının simgesi. Biraz daha küçük olan 7 kubbe ise Demirel'in 7 defa başbakanlık yapmış olmasının mimari yorumu…

Yakın tarihimizin hafızası

Müze'de sergilenen yaklaşık 90 yıllık belge, bilgi, eşya ve giysileri günümüze taşıyan objeleri öğreniyoruz:
– 126 bin fotoğraf.
– 46 bin kitap.
– Diploma, berat, nişan, plaket, maket, heykel ve halıdan oluşan binlerce obje.
– 10 bin klasör içinde korunan 6 milyon doküman.
– Özenle biriktirilmiş, 32 bin nüsha yerli ve yabancı gazete-dergi koleksiyonu.
– 6 bin kasetlik ses ve görüntü materyali.
– 5 kıtadan 500 parça giysi.
Süleyman Demirel, adını taşıyan külliyenin açılışında hep Nazmiye Demirel'in de bulunmasını arzu ediyordu. Olmadı. O, kendisini seven binlerce insanla birlikte o külliyeyi Türk Milleti'nin emrine açıyor. Orada, Demirel'in hayatı, eserleri, demokrasi mücadelesi, Cumhuriyet'i yüceltme çabaları, bunları eserleriyle taçlandırma mücadelesi var.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp