Reklamsız Sözcü
SAYGI ÖZTÜRK

Kılıçdaroğlu’ndan sağduyu çağrısı

16 Kasım 2014

Ülkemizde siyasi parti kurmak kolay. 30 kişi bir araya gelip gerekli belgeleri İçişleri Bakanlığı'na verdiğiniz andan itibaren partiyi kurmuş oluyorsunuz. Şu anda çoğunun adı-sanı bilinmeyen 83 siyasi parti bulunuyor. Her siyasi parti kurulduğunda, yapılan ilk açıklama tıpkı Emine Ülker Tarhan'ın da söylediği gibi iktidar olmak.
Her seçim dönemi yaklaştığında, sol oyların bölünmüşlüğünden yakınılır. Bu durumun sağ partilerin işine geldiği, özellikle AKP'nin bu bölünmüşlükten çok iyi yararlandığı söylenir. Parti içinde umduklarını bulamayanlar yollarını ayırıyor, çözümü yeni parti kurmakta buluyor.
Doğru Yol Partisi ile Anavatan Partisi'ni, Demokrat Parti adı altında birleştirip merkez sağda güçlü bir parti hedeflendi. Mehmet Ağar ve Erkan Mumcu ne yaptı, ne ettilerse kendi partilerini yok ettikleri gibi kurdukları Demokrat Parti de ölü doğdu. Türkiye'de merkez sağı bitiren iki genel başkan, AKP'nin hep tek başına iktidara gelmesinin yolunu açtılar. Ama söylentiler, iddialar çok. Onların ne olduğunu Ağar da, Mumcu da çok iyi biliyor.

TARHAN VEKİL OLMAK İSTEDİ

Yargıçlar ve Savcılar Birliği (YARSAV) Derneği'nin adını, uzun süre başkanlık görevini de yürüten Hakim Ömer Faruk Eminağaoğlu duyurmuştu. Dernek çalışmaları yüzünden yargılandı, soruşturmalar geçirdi, sürgünlere uğradı, telefonları dinlendi, her türlü hukuksuzlukla karşılaştı. Hiç yılmadı. Yönetimde değişiklik yapıldığında, Yargıtay Tetkik Hakimi Emine Ülker Tarhan, YARSAV Başkanlığı'na getirildi.
Tarhan, milletvekili olmak istiyordu. Bilgili, birikimli, genç bir kadının böyle bir göreve gelmesi de son derece doğaldı. Bundan sonraki süreci, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'ndan dinliyorum:
“Emine Ülker Tarhan, partimize geldi ve milletvekili olmak istediğini söyledi. Ben de böyle bir ismin aday olmasından memnuniyet duydum. Ankara'dan aday gösterdik, milletvekili seçildi. Siyasette deneyimli olmamasına rağmen kendisinin TBMM Grup başkanvekili olmasını istedim. Siyasette yeni bir yüz, hukukçu kimliği, dernekçiliği, daha önce yaptığı çalışmaları, açıklamaları da bu kararımda etkili oldu.

SELAM VERMİYOR ŞİKAYETLERİ

Kendisini aday gösterdik ve TBMM Grup Başkanvekilimiz oldu. Ancak kısa süre sonra milletvekillerinden ‘Grup Başkanvekilimiz bize selam bile vermiyor, kimseyle konuşmuyor' şikayetleri gelmeye başladı. Kendisi Ankara Milletvekili ama Ankara İl Başkanlığımızın hemen hiçbir etkinliğine katılmadığı yolunda da il ve ilçe başkanlığından şikayetler yağdı.
Bu şikayetlere rağmen Emine Hanım'ı kaybetmek istemedim, hiçbir zaman da ‘Şunu-bunu niye yapmadın ya da yaptın' diye sormadım.
Yeni yasama dönemi Grup Başkanvekilliği seçiminden önce kendisiyle görüşüp, parti sözcülüğü görevini yürütmesini istedim. Bana ‘olur' dedi. Daha sonra ‘TBMM Grup Başkanvekilliği'nde kalmak istediğini' belirtti. Kendisi seçime girdi, ancak seçimi kaybetti.
Partiden istifasına ilişkin bana göre sağlıklı, tutarlı bir sebep yok.”

O VEKİLİN PARTİ KÜLTÜRÜ VAR

Kılıçdaroğlu, “ulusalcı” olarak tanımlanan milletvekillerinden sadece Dilek Akagün Yılmaz'ın önseçimle, normal süreçten geçerek milletvekili seçildiğini belirtiyor, “Bugün farklı bir kulvarda görülse de, Dilek Hanım'da parti kültürü var. Bazı sıkıntılar varsa bunlar aşılır mı, bana göre aşılır” diyor.
Kılıçdaroğlu, Dilek Hanım'a yeni bir görev verdi. Şimdi o konuda çalışıyor. Kendisinin CHP'den ayrılma gibi bir niyetinin olmadığını da belirtelim. İşte, “parti kültürü” dedikleri bu olsa gerek…
Prof.Dr. Süheyl Batum'a da daha önce partide önemli görevler verdiğini hatırlatıyor, Batum'un “Her hafta bir milletvekili istifa edip partiyi sarsacağız” sözlerinin kendisini hayli üzdüğünü belirtiyor. Batum, şimdi “Ben öyle bir şey söylemedim” diyor. Kılıçdaroğlu, “Söylemediyse, o sözlerin basında yer almasından sonra, hemen yalanlaması gerekirdi” görüşünde. İstemeye istemeye Batum, ihraç istemiyle Disiplin Kurulu'na verildi.

YENİ PARTİ İÇİN NE DEDİ?

Kılıçdaroğlu'na, Tarhan'ın kurduğu Anadolu Partisi'ni soruyorum. “Hayırlı olsun” demekle yetiniyor. Soruyu biraz farklı yöneltince şunları söylüyor:
“Ana damardan ayrılanlar tarihin hiçbir döneminde başarılı olmamışlardır. Siyasi tarihimizi yakından okuyanlar bu gerçeği görüyorlar. Ama yeni bir adım atıldı, hayırlı uğurlu olsun.
Ben, Demokratik Sol Parti dahil bütün sol partilileri CHP çatısı altına bekliyorum. Ayrılmanın bölünmenin Cumhuriyet'e zarar verdiğine inanıyorum. Cumhuriyet'e karşı kin ve öfke besleyenler bu bölünmelerden yararlanıyorlar. Bizim bölünme değil, birlikte olmamız gerekiyor. Bu aynı zamanda bir sağduyu çağrısıdır.”
Emine Ülker Tarhan'ın CHP'den ayrılması kuşkusuz bir kayıptır. Biliyoruz ki, partiden her ayrılan için en çok üzülen yine Kılıçdaroğlu oluyor.

Saygı Öztürk
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp