Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Ajanlar ve Gazeteciler

21 Şubat 2014

 

Tür­ki­ye “A­lo Fa­ti­h” ga­ze­te­ci­li­ği­ni ko­nu­şu­yor.
Tür­ki­ye te­le­fon din­le­me­le­ri­ni ko­nu­şu­yor; bir Ce­ma­at'­in po­li­si sız­dı­rı­yor bir hü­kü­me­tin Mİ­T'­i!
Dün­ya­nın gün­de­min­de de din­le­me skan­da­lı var. Ya­za­yım…
Adı: Ed­ward Jo­seph Snow­den…
AB­D'­nin Ku­zey Ca­ro­li­na eya­le­tin­de 21 Ha­zi­ran 1983'te bir de­niz su­ba­yı­nın oğ­lu ola­rak dün­ya­ya gel­di.
2003'te Irak sa­va­şı­na ka­tıl­dı. Ya­ra­lan­dı. AB­D'­ye ge­ri dön­dü.
ABD Ulu­sal Gü­ven­lik Da­ire­-
si'n­de (NSA) ça­lış­tı. 2007'de CI­A Ce­nev­re Şu­be­si'n­de gö­rev al­dı.
Di­ji­tal gü­ven­lik sis­tem­le­ri üze­rin­de uz­man­la­şın­ca, 2009'da NSA ile iş­bir­li­ği ya­pan özel bil­gi iş­lem şir­ke­ti Dell ile ça­lış­mak için Ja­pon­ya'da bir Ame­ri­kan üs­sü­ne yol­lan­dı. Da­ha son­ra
Ha­wa­ii'­ye gön­de­ril­di.
Ge­çen ma­yıs ayın­da ka­yıp­la­ra ka­rış­tı.
Bir­kaç gün son­ra Hong Kon­g'­da or­ta­ya çı­ka­cak­tı…
Adı: Glenn Gre­en­wald…
New Yor­k'­ta 6 Mart 1967'de Mu­se­vi kö­ken­li bir ai­le­nin ço­cu­ğu ola­rak dün­ya­ya gel­di.
Ge­or­ge Was­hing­ton Üni­ver­si­te­si'n­de fel­se­fe bö­lü­mü­nü bi­tir­di.
Da­ha son­ra avu­kat ol­mak he­de­fiy­le New York Üni­ver­si­te­si hu­kuk fa­kül­te­si­ne kay­dol­du ve 1994'te me­zun ol­du. Kı­sa bir sü­re şir­ket avu­kat­lı­ğı yap­tı. Da­nış­man­lık şir­ke­ti Mas­ter Kav­ram­lar AŞ or­ta­ğı ol­du.
2005'te Blog ya­za­rı ol­du. İs­tih­ba­rat ko­nu­la­rın­da yaz­ma­ya baş­la­dı. Er­te­si yıl ilk ki­ta­bı­nı çı­kar­dı.
2012'de İn­gi­liz Gu­ar­di­an ga­ze­te­sin­de kö­şe ya­zar­lı­ğı­na baş­la­ma­sıy­la ha­ya­tı de­ğiş­ti.

Kah­ra­man mı, ha­in mi?

Ta­rih 5 Ha­zi­ran 2013.
Yer Hong Kong
Ed­ward Snow­den ile Glenn Gre­en­wald bu­luş­tu.
Snow­den giz­li­ce al­dı­ğı bin­ler­ce NSA bel­ge­si­ni Gre­en­wal­d'­a ver­di.
Bu Wi­ki­Le­aks ile bir­lik­te ABD ta­ri­hi­nin en bü­yük sız­dır­ma ola­yıy­dı.
Bel­ge­ler Gu­ar­di­an ga­ze­te­sin­de ya­yın­lan­ma­ya baş­la­dı. (Ju­li­an As­san­ge'ın Wi­ki­Le­ak­s'­i de bu ga­ze­te­de ya­yın­lan­mış­tı.)
Bel­ge­ler dün­ya­yı aya­ğa kal­dır­dı; çün­kü AB­D'­nin bir­çok ül­ke­nin te­le­fon ve in­ter­net gö­rüş­me­le­ri­ni giz­li­ce ta­kip et­ti­ği or­ta­ya çık­tı.
Snow­de­n'­i bel­ge­le­ri sız­dır­ma­ya iten tek ne­den, “hal­kı on­lar adı­na ne ya­pıl­dı­ğı ve on­la­ra kar­şı ne­ler ya­pıl­dı­ğı ko­nu­sun­da bil­gi­len­dir­me­k”­ti.
ABD, Snow­de­n'­ı ca­sus­luk ve hır­sız­lık­la suç­la­dı.
Dün­ya da onu tar­tış­ma­ya baş­la­dı; ki­mi­ne gö­re, va­tan­se­ver, kah­ra­man, mu­ha­lif, ki­mi­ne gö­re ise, ih­bar­cı, ha­in idi.
Ün­lü yö­net­men Oli­ver Sto­ne, “Be­nim için Ed­ward Snow­den bir kah­ra­man. Çün­kü bu­nu kâr ama­cıy­la yap­ma­dı. Ül­ke­si­ne za­rar ver­mek için de yap­ma­dı. Bu­nu vic­da­nı ra­hat­sız ol­du­ğu için yap­tı. Bu­nun için ha­ya­tı­nı fe­da et­ti­” de­di.
Snow­den şu an Rus­ya'da ge­çi­ci sı­ğın­ma al­tın­da ya­şı­yor.
Glenn Gre­en­wal­d'­e ge­lin­ce…
Yaz­dık­la­rı ABD ve İn­gi­liz Hü­kü­me­ti'­nin tep­ki­si­ni çek­ti.
Ka­sım ayı­na ka­dar bel­ge­le­rin an­cak yüz­de bi­ri ya­yın­lan­dı. Hü­kü­met­le­rin hoş­nut­suz­lu­ğu sert­leş­ti ve Gre­en­wald, Gu­ar­di­an'­dan is­ti­fa et­ti.
Araş­tır­ma­cı ve ba­ğım­sız ga­ze­te­ci­lik an­la­yı­şın­dan ötü­rü bir­çok ödül al­dı ama bu­na rağ­men ana akım med­ya­dan uzak­laş­tı; on­la­rı “e­ge­men çev­re­le­ri­n” söz­cü­sü ol­mak­la it­ham et­ti.
Ar­tık ABD ve İn­gil­te­re'de ya­şa­ma­sı zor­du; ulu­sal gü­ven­li­ği teh­dit et­ti­ği, ca­sus­luk yap­tı­ğı ve bil­gi ka­çır­dı­ğı id­di­asıy­la her an ce­za­evi­ne atı­la­bi­lir­di. Bre­zil­ya'ya kaç­tı.
eBay ku­ru­cu­su İran­lı Pi­er­re Omid­ya­r'­ın 250 mil­yon do­lar­lık di­ji­tal der­gi pro­je­si The In­ter­cep­t'­in edi­tör­lük tek­li­fi­ni ka­bul et­ti. Ge­çen haf­ta ya­yın ha­ya­tı­na baş­la­dı. İlk ya­zı­sın­da NSA'­nın söz­de te­rö­rist­le­re kar­şı in­san­sız ha­va araç­la­rıy­la sal­dı­rı­la­rı­nı ele al­dı.

Ah şu sol­cu ga­ze­te­ci­ler

Ge­çen haf­ta Fi­nan­ci­al Ti­mes haf­ta­ so­nu ekin­de, “Lunch with the FT” ko­nu­ğu, bel­ki de bu­gün­le­rin en ün­lü ga­ze­te­ci­si Glenn Gre­en­wald var­dı.
FT ya­za­rı ya­zı­sı­nın gi­ri­şin­de şöy­le di­yor­du:
“Bu ye­mek da­ve­ti için bir mik­tar te­dir­gin­lik duy­dum. Gre­en­wald, özel­lik­le be­nim gi­bi ana akım med­ya ga­ze­te­ci­le­ri­ne, -ki onun için ege­men çev­re­le­rin söz­cü­sü­yüz- kar­şı kü­çüm­se­yen, hat­ta ta­ci­ze va­ran bir üs­lup ta­kın­ma­sıy­la bi­li­ni­yor. Ge­çen yıl, FT da­hil bir­kaç ga­ze­te­nin, Gre­en­wal­d'­ın ha­ber­le­rin­den bi­ri­nin, ABD'nin id­di­ala­rı ile çe­liş­ti­ği­ni yaz­ma­la­rı üze­ri­ne, ken­di­si anın­da #Ser­vi­leDC­Jo­ur­na­lists# (kö­le Was­hing­ton ga­ze­te­ci­le­ri) hash­ta­gı­nı baş­lat­mış­tı.”
FT ya­za­rı­na gö­re, Gre­en­wald ay­kı­rı ga­ze­te­ci­li­ği sa­vu­na­bi­lir­di, fa­kat şim­di­ye ka­dar ku­rul­muş en yük­sek ma­li­yet­li med­ya gi­ri­şim­le­rin­den bi­ri­nin ar­tık baş­rol ko­nu­mun­day­dı. 250 mil­yon do­lar­lık bu ye­ni med­ya, be­lir­gin bir sol si­ya­set iz­le­ye­cek­ti. Gre­en­wal­d'­ın ya­nı sı­ra, Baş­kan Oba­ma yö­ne­ti­mi­nin in­san­sız ha­va araç­la­rı kul­la­nı­mı­nı şid­det­le eleş­ti­ren Je­remy Sca­hill de ya­za­cak­tı. (Sca­hill 2013'te ya­yın­la­mış ol­du­ğu ki­ta­bı “Dirty War­s” ve ha­zır­la­dı­ğı bel­ge­sel­le Os­ca­r'­a aday ol­muş­tu.)
FT'­ye gö­re, Gre­er­wald, sol­cuy­du ve bu çev­re­le­rin kah­ra­ma­nıy­dı. Ör­ne­ğin, oyun­cu ve oyun ya­za­rı Wal­la­ce Shawn, Gre­en­wal­d'­in onu­ru­na -bir za­man­la­rın li­be­ral bir ül­ke­sin­de si­ya­set yoz­laş­ma­sı­nı ko­nu alan
– “T­he De­sig­na­ted Mo­ur­ne­r” (Atan­mış Ağıt­çı) oyu­nu­nu sah­ne­le­di.
Gre­en­wald gün­de hâ­lâ 16 sa­at ça­lı­şı­yor­du; Snow­de­n'­in ken­di­si­ne ver­miş ol­du­ğu bin­ler­ce bel­ge­nin he­nüz ya­rı­sı­na bi­le ge­le­me­miş­ti. Ni­san ayın­da “N­SA ve ABD, Gö­ze­tim Dev­le­ti­” ki­ta­bı­nı çı­ka­ra­cak­tı.
Rö­por­taj­la­rın­da, ABD Gü­ven­lik Da­ire­si'­nin iş­le­vi­nin te­rö­rizm­le mü­ca­de­le­nin çok öte­sin­de, eko­no­mik gü­cü­nü sür­dür­mek gi­bi çok da­ha ge­niş kap­sam­lı ça­ba­lar için­de bu­lun­du­ğu­nu ıs­rar­la söy­le­me­ye de­vam edi­yor­du.
Uzat­ma­ya­yım…
So­nuç ola­rak bun­la­rı yaz­ma­mın ne­de­ni şu:
Tür­ki­ye'de ik­ti­dar ya da Ce­ma­at ta­ra­fın­da saf tut­maz­sa­nız; “şey­tan­laş­tı­rı­lı­p” hap­se atı­lı­yor­su­nuz; ya da iş­siz bı­ra­kı­lı­yor­su­nuz. Bas­kı­lar hâ­lâ sü­rü­yor.
Ga­ze­te­ci­nin ken­di­ni ik­ti­dar­la­ra ve ce­ma­at­le­re be­ğen­dir­me so­rum­lu­lu­ğu ve zo­run­lu­lu­ğu yok­tur.
Ga­ze­te­ci sa­de­ce hal­ka kar­şı so­rum­lu­dur. Ger­çe­ğin ya­nın­da­dır.
Bu ne­den­le di­yo­rum ki; yal­nız de­ği­liz. Dün­ya­nın çe­şit­li yer­le­rin­de ga­ze­te­ci­ler her tür­lü teh­li­ke­yi gö­ze ala­rak ha­ber­ci­lik yap­ma­ya de­vam edi­yor.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more