Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

CHP’den istifa etmek

13 Şubat 2014

Silivri Cezaevi'nden çıkınca tehlikeyi daha net gördüm.
Ve dedim ki, Türkiye'yi saran korku illetiyle mücadele etmek zorundayım.
En büyük tehlike korkuydu.
Korku, aklın durmasıdır.
Korku, insanın o zamana kadar biriktirdiklerini de siler, yok eder. Kişiliği kemirir; insanı nesne/kul yapar.
Anadolu'ya çıktım; kim davet etmiş ise gidip konuştum.
Dedim ki; bizi örgüt suçundan yargılıyorlar; eğer örgüt olsaydık bizi cezaevine atamazlardı. Çünkü örgütsüz olanı yenmek kolaydır; örgütlü güç yenilmez.
Sonra ekledim:
Mutlaka örgütlü olun; hangi partiye inanıyorsanız gidip üye olun ve mücadele edin. Başka türlü kurtuluş yoktur.
Örgütlü olmak; partili olmak iyidir. Değiştirmenin, dönüştürmenin başka yolu-yöntemi yoktur. Kimsenin elinde Hz. Musa'nın asası yok; Kızıldeniz‘e vurup deniz ikiye ayrılınca aydınlığa-kurtuluşa çıkış yapılacaktır.
Bunu ancak siz örgütlü mücadeleyle yapacaksınız.
Hep böyle konuştum…
Bunu niye anımsattım.
Çünkü…

CHP'nin temel sorunu

CHP'nin belediye başkan adaylarıyla ilgili haberleri okuduğumda aklıma kimi yiğit isimler geliyor:
Nevşehir İl Başkanı M.Zeki Tekiner…
Adana İl Başkanı Ahmet Albay…
Kayseri İl Başkanı Mustafa N. Kulkuloğlu…
Antalya İl Başkanı Muharrem Erdoğan…
Ve niceleri; ilçe başkanları, gençlik kolları başkanları yöneticileri ve CHP üyeleri…
Hepsi Gladio tetikçileri tarafından öldürüldü.
Evet, CHP'de adaylık sürecinden sonra olup bitenler bana bu devrimci CHP'lileri hatırlatıyor…
O mücadeleci il başkanları, daha aydınlık Türkiye'nin kurulacağına olan inançları nedeniyle öldürüldüler.
Peki ya bugün?..
Kimi belediye başkanı, tekrar aday gösterilmeyince CHP'den istifa edeceğini açıkladı!
Kimi aday adayı ise, belediye başkanı adayı yapılmayınca CHP'yi terk edip başka partiye geçti!
Demek partiyle ilişkileri pamuk ipliğine bağlıydı.
Ya da aslında daha cesur yazmalıyım; şöyle…
CHP'nin en temel sorunu, inançsızlık!..
İnançsızlık çözücüdür, yıkım getirir.
Örneklendireyim:
Siz koca Roma İmparatorluğu‘nu neyin yıktığını sanıyorsunuz?
Siz Sovyetler Birliği‘nin ekonomik yetersizlikten mi yıkıldığını sanıyorsunuz?
Genel kabullerle hareket ederseniz çok yanılırsınız…
Çözüldüğü tarihte Sovyetler Birliği'nin ne ekonomik ne teknolojik bir sorunu vardı. Bu sebeple Batı'daki tüm Sovyetologlar, Sovyetler Birliği'nin yıkılmasına çok şaşırdı. Hiç beklemiyorlardı.
Yanılmalarının nedeni Sovyetler Birliği'nin iktisadi ve siyasi yetersizliklerden batacağına inanmalarıydı. Halbuki Sovyetler Birliği'nde sorun ekonomik değildi. (Aksine iktisadi olarak ABD zordaydı; stagflation sürecini neoliberalizmle aşmaya çalışıyordu.)
Yani:
Sovyetler Birliği'ni, umutsuzluğu kimlik haline getiren bürokratik elitin inançsızlığı yıktı.
Bu tespitten sonra sormak durumundayım:
Bizim cumhuriyet aydınlanmamız nasıl Ortaçağ'a dönüştü?
Mustafa Kemal'in kurduğu cumhuriyet nasıl bu kadar gericileşti, vasatlaştı?
Gelinen bu noktada CHP'nin payı yok mu?
O devrimci il başkanları boşuna mı can verdi?
Aday gösterilmediği için partisinden istifa eden CHP'liler bana bu soruları sordurtuyor.
Çünkü bu istifacılar hiç anlamamışlar. Hiç bilmiyorlar.
Ortaçağ'a dönüşün göstergesi; AKP'nin ya da benzeri gerici partilerin iktidar olması değildir; inançsızlıktır.
Geldik asıl konuya; CHP ve inançsızlık!

Parti şirket oldu

Önce sorunun çok kapsamlı olduğunu görmek gerekiyor.
CHP'de tek mesele aday yapılmayanların tavrı değildir.
Asıl sıkıntı daha derinde.
Çok önceden yazmam gerekiyordu, sustum.
Belki susmamam gerekiyordu ama sustum.
Şunu yazacaktım:
CHP'li kimi yöneticiler kazanması garanti yerlerden belediye başkanlığına aday oldu!
İşte inançsızlık tam da budur.
Niye aday oldu bu yöneticiler? Çünkü:
Partisinin hükümet olacağına inancı yok.
Devrimci mücadeleye inancı yok.
Gezi ruhuna inancı yok.
Maalesef; CHP'yi de, siyaseti de sadece rant alanı olarak görüyor. Acı ama gerçek bu. Bununla yüzleşmeliyiz.
Varsa yoksa küçük de olsa bir rant koltuğu istiyor!
Bu, 12 Eylül askeri darbesinin ideolojisizliği hakim kılmasının sonucudur. Siyaset salt para için yapılır oldu. Uzatmayayım.
İnançsızlığın sonucu olan çürüme, ideolojiyi de siyaseti de yok etti.
ANAP gibi… AKP gibi… Kimi partiler şirket oldu!
Peki ya CHP?
CHP direniyor. Direnecek.
Ama partiyi şirket gibi görenler de yok değil.
Bu nedenle isteği olmayan istifasını verip ayrılıyor ve gidiyor başka kapıya!
Haksızlık yapmayayım:
CHP'den gidenler diyecek ki: CHP yönetiminin hiç mi hatası yok?
Olmaz olur mu; var!
Ama asıl mesele partide kalıp mücadele etmektir.
Güçlükler güçle yenilir.
Partine inanıyorsan kalacaksın ve partiyi kemiren inançsızlığa izin vermeyenlerle kol kola gireceksin.
Bileceksin, partinin içi boşaltılırsa hiç'e dönüşür ki, kimilerinin amacı da budur.
Bu nedenle:
Yılmayacaksın. Dünden daha da dirençli olacaksın.
Gücünü; Anadolu'da her baskıya rağmen CHP tabelasını indirmeyen ve bu nedenle ölüme giden il başkanlarının devrimci mirasından
alacaksın.
Amacın, Kemalist Devrim'in yeniden doğmasında nefer olmaktır.
Hiç unutmamalısın:
CHP, İstiklal Savaşı'nı başarmış Kuvayı Milliye'dir.
CHP, Cumhuriyeti kurmuş partidir.
CHP, Mustafa Kemal'dir.
Eğer üç kuruş peşinde değilsen, nereye gidiyorsun ey CHP'li arkadaş?
Gitme. Tarihsel birikime sahip çık.
CHP'yi inançsızların elinden kurtar; devrimci ruhuna tekrar kavuştur.
Döneme yenilme.
Bil ki, zorlu sınavlar direnç gösterilmeden kazanılmaz.
Haydi sıva kolunu…
CHP ve Türkiye'yi kemiren inançsızlıkla mücadeleye başla!
Kendin için değil aydınlık bir Türkiye için siyaset yap!

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more