Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Hit­le­r’­in ha­kim­le­ri

5 Şubat 2014

Yıl­dız fal­cı­sı, mü­nec­cim de­ği­lim.
Te­le­fon açıp so­ru­yor­lar, “na­sıl bil­din?”
Na­sıl bil­mem; ben ga­ze­te­ci­yim, işim bu; araş­tı­rıp ha­ki­ka­ti yaz­mak.
Ko­nu­yu an­la­dı­nız; ye­ni oluş­tu­ru­lan he­yet Bal­yoz Da­va­sı ko­nu­sun­da ka­ra­rı­nı açık­la­dı: “Ye­ni­den yar­gı­la­ma­ya ge­rek yok!”
Bu ka­ra­rı ve­ren ha­kim­le­ri dün­kü ya­zım­da açı­ğa çı­kar­dım.
Ki­şi­ler­le hiç il­gim yok; hiç­bir za­man da ol­ma­dı. Ama bi­zi ap­tal ye­ri­ne koy­ma­la­rı­nı ka­bul ede­mi­yo­rum.
Gü­ya he­yet ye­ni oluş­tu­rul­du; oy­sa bu he­yet 10'un­cu ve 13'ün­cü Ağır Ce­za mah­ke­me­le­rin­de gö­rev yap­tı.
Ye­ni­den yar­gı­la­ma ka­ra­rı­nı on­lar ver­me­me­liy­di. Çün­kü as­ker­ler­le il­gi­li ya­ka­la­ma, el koy­ma ve ara ka­rar­lar­da im­za­la­rı var.
Ya­sa, hük­mün al­tın­da im­za­sı yok­sa, ha­ki­mi o da­va­ya bak­ma­mış sa­yı­yor! Olur mu böy­le bir şey?
Ya­sa­yı yo­rum­la­yan ki­mi hu­kuk­çu­la­ra gö­re ise du­ruş­ma­ya gi­ren ha­kim o da­va­ya bak­mış sa­yı­lır.
Ha­di ba­ka­lım çı­kın işin için­den.
As­lın­da şu­nu sor­ma­lı­yız:
O he­ye­te se­çi­le­cek İs­tan­bu­l'­da baş­ka ha­kim­ler yok muy­du; ne­den ıs­rar­la hep 10'un­cu ve 13'ün­cü mah­ke­me­ler­de bu­lun­muş ha­kim­ler se­çil­di?
Ne­den her kri­tik ka­ra­rın al­tın­da bu iki mah­ke­me üye­le­ri­nin im­za­sı var?
So­ru bi­le an­la­mı­nı yi­tir­di.
Ar­tık bi­li­yo­ruz:
Özel yet­ki­li mah­ke­me­ler­de ada­let ara­mak ha­yal­dir.
Bu mah­ke­me­le­rin ver­di­ği her ka­rar ar­tık ge­çer­li­li­ği­ni kay­bet­ti.
Hiç kim­se ka­nun/ya­sa fi­lan de­me­sin…
Hit­le­r'­in sav­cı­la­rı da, ha­kim­le­ri de “ka­nun… ka­nu­n” di­yor­du.

Hit­le­r'­in ha­kim­le­ri

Ya­şa­nan ada­let­siz­lik­le­ri özel yet­ki­li mah­ke­me­le­rin çö­ze­me­ye­ce­ği bir kez da­ha or­ta­ya
çık­tı.
Odatv du­ruş­ma­sın­da söy­le­dim. Ak­ta­ra­yım:
Hit­le­r'­e hiz­met et­miş sav­cı­lar ve ha­kim­ler, İkin­ci Dün­ya Sa­va­şı'n­dan son­ra, “Na­ziz­m'­den Arın­ma Prog­ra­mı­”na alın­dı.
Bu­ra­da sav­cı-ha­kim­le­re sor­du­lar:
“Siz­ler na­sıl sav­cı ve ha­kim­si­niz ki; ada­le­ti yok ede­rek gö­zü­nü­zü kırp­ma­dan Hit­le­r'­e ve Na­zi­le­r'­e hiz­met et­ti­niz. Bin­ler­ce ma­sum in­sa­nı na­sıl mah­kum et­ti­niz; ço­cuk­la­rın bi­le ölüm kamp­la­rı­na git­me­le­ri­ni na­sıl onay­la­dı­nız?”
Al­man sav­cı­lar ve ha­kim­ler şu ya­nı­tı ver­di:
“Biz sa­de­ce ka­nun­la­rı uy­gu­la­dık; ka­nun ne di­yor­sa onu uy­gu­la­dık. Ka­nun­la­rı da biz çı­kar­ma­dık, suç bi­zim de­ğil.”
İş­te o gün­den son­ra ah­lak ile ya­sa iliş­ki­si gün­de­me gel­di; ve “ya­sa­laş­tı­rıl­mış ada­let­siz­li­k” kav­ra­mı doğ­du.
Şöy­le:
Ada­let kö­kü­nü ah­lak­tan alır.
Ka­nun mad­de­si­ni ah­lak­tan ba­ğım­sız yo­rum­la­ya­maz­sı­nız.
Ya­ni:
Ya­sa­la­rı zor­la­ya­rak, fark­lı yo­rum­lar­da bu­lu­na­rak ya­ni bi­le­rek bi­ri­ne za­rar ver­mek, ah­lak­sız­lık­tır!
Hit­le­r'­in sav­cı­la­rı­nın, ha­kim­le­rin yap­tı­ğı ah­lak­sız­lık­tı.
Ne di­yor Sok­ra­tes:
“Yan­lış yap­mak­tan­sa ona ma­ruz kal­ma­yı ter­cih ede­rim.”

Kör bir gü­cün em­rin­de­ler

So­run, salt oluş­tu­ru­lan bu söz­de ye­ni he­ye­tin Bal­yoz ka­ra­rı de­ğil­dir.
Me­se­le­yi çok bo­yut­lu ko­nuş­ma za­ma­nı gel­di.
Ada­le­tin ama­cı kor­ku­yu or­ta­dan kal­dır­mak­tır.
Ada­let gü­ven­lik­li ya­şa­mın kay­na­ğı­dır.
Özel yet­ki­li mah­ke­me­ler sa­ye­sin­de ada­let kor­ku nes­ne­si ha­li­ne ge­ti­ril­di.
Hu­ku­kun üs­tün­lü­ğü kav­ra­mı de­mok­ra­siy­le ba­ğı­nı ko­par­dı.
Adil yar­gı­lan­ma, ma­su­mi­yet ka­ri­ne­si kav­ram­la­rı ar­tık ha­yal ol­du.
Düş­man ce­za hu­ku­ku var.
Ger­çek şu:
Bu­nu ce­ma­at men­su­bu sav­cı­lar-ha­kim­ler, po­lis­ler hu­kuk­la bağ­la­rı­nı ta­ma­men ko­pa­ra­rak yap­tı. AKP gö­zü­nü ka­pa­ta­rak onay ver­di bu ada­let­siz­li­ğe, acı­ma­sız­lı­ğa.
Ve hâ­lâ:
Ce­ma­at'­in Işık Ev­le­ri'n­de ye­ti­şen sav­cı­lar-ha­kim­ler ne yap­tık­la­rı bil­mez hal­de­ler. Za­lim bir in­ti­kam pe­şin­de­ler.
Ve far­kın­da de­ğil­ler ama bat­tık­ça ba­tı­yor­lar.
Ma­dem ben hep “bi­li­yo­ru­m” on­la­rı da uya­ra­yım:
He­sap­lan­mış bu kö­tü­lük yo­lun so­nu­na gel­di.
Ce­ma­at po­lisi, sav­cı ve ha­kim­le­ri ar­tık açı­ğa çık­tı.
Dev­le­ti ve re­ji­mi ya­ra­la­yan bu kö­tü­lük iri­ni pat­la­dı.
Sa­hi far­kın­da de­ğil­ler mi; gör­mü­yor­lar mı?
Ne yap­tık­la­rı­nı yaz­ma­lı­yım; ül­ke­ye, ada­le­te ve ken­di­le­ri­ne ya­zık et­ti­ler.
Ada­le­tin ama­cı kö­tü­lü­ğü or­ta­dan kal­dır­mak­tır; yü­ce bir iyi­li­ğin ya­nın­da dur­mak­tır. Yap­ma­dı­lar.
Ada­le­ti in­ti­kam ara­cı ola­rak kul­lan­dı­lar.
Şey­ta­na uy­du­lar; ün­lü sö­zü­dür şey­ta­nın; “vic­da­nı­nı ver ba­şa­rı se­nin­dir!”
Ba­şa­rı­nın ge­çi­ci, ger­çe­ğin son­suz ol­du­ğu­nu ya­ni şey­ta­nın kur­naz­lı­ğı­nı an­la­ya­ma­dı­lar.
Ce­ma­at ne di­yor­du; “Al­tın Ne­sil ye­tiş­ti­ri­yo­ruz!” Te­ne­ke ol­duk­la­rı or­ta­ya çık­tı!
Hiç öğ­re­ne­me­miş­ler; önem­li olan ik­ti­dar de­ğil, say­gı­dır, ah­lak­tır, vic­dan­dır!
Le­ke­le­ne­rek te­miz bir ik­ti­dar ku­ru­la­mı­yor.
Bun­la­rı hiç dü­şün­me­di­ler; çün­kü or­ta­çağ ürü­nüy­dü­ler.

Ah­la­ken doğ­ru de­ğil

Ye­ni he­ye­tin Bal­yoz Da­va­sı'y­la il­gi­li “ye­ni­den yar­gı­la­ma­ya ge­rek yo­k” ka­ra­rı, bı­ra­kın ya­sa­yı ah­la­ken doğ­ru de­ğil­dir.
İş kı­lı­fı­na uy­du­rul­sa bi­le, ya­pı­lan ya­sal ada­let­siz­lik­tir.
Hu­kuk ci­na­ye­ti­dir.
Ge­li­nen so­nu­cun, ne­den­le iliş­ki­si kal­ma­dıy­sa dü­zen­siz­lik baş­lar. Bu nok­ta­da­yız.
İn­san­lar ce­za­ev­le­rin­de ya­pı­lan hak­sız­lık­lar ne­de­niy­le acı çek­tik­le­ri­ni hay­kı­rı­yor­sa, ora­da her şe­yin ye­ni­den ya­pıl­ma­sı şart­tır.
Dev­le­tin ya­ni hu­ku­kun gö­re­vi, in­san­la­rı her tür­lü te­ca­vüz­den ko­ru­mak­tır.
Ada­let, öz­gür­lü­ğün te­mi­na­tı­dır.
Evet ar­tık bi­li­yo­ruz: “Ce­ma­aat hu­ku­ku­” ada­le­ti çü­rüt­tü.
İn­san­la­rı öz­gür­lü­ğe ka­vuş­tu­ra­cak adım­lar bir an ön­ce atıl­ma­lı­dır.
Baş­ka­sı adı­na ko­nu­şa­mam; ama ben inat­la ye­ni­den yar­gı­la­ma ta­lep edi­yo­rum.
Odatv du­ruş­ma­la­rın­da tüm ga­ze­te­ci ar­ka­daş­lar el­bir­li­ğiy­le ay­nı söz­le­ri sarf et­tik:
Bi­ze bu komp­lo­yu ku­ran­la­rı or­ta­ya çı­ka­ra­ca­ğız.
Bu mah­ke­me sa­lon­la­rı­nı “ha­ber mer­ke­zi­” ha­li­ne dö­nüş­tü­re­ce­ğiz.
Ba­kı­nız:
Be­lir­li de­rin­li­ğe ula­şın­ca in­san­da in­ti­kam duy­gu­su aza­lır.
Kin, nef­ret yok hiç­bi­ri­mi­zin için­de.
Ama ger­çe­ği açı­ğa çı­ka­ra­cak bü­yük bir az­mi­miz var.
Ka­ça­ma­ya­cak­lar; in­san­la­rın ha­yat­la­rı­nı ka­rat­tı­lar ve yar­gı­lan­ma­la­rı ge­re­ki­yor.
Bu­nu in­ti­kam için de­ğil tek­rar gü­ve­ni­lir ada­le­ti kur­mak için is­ti­yo­ruz.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more