Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

O telefon görüşmesinin kodları

27 Şubat 2014

Cemaat-Erdoğan arasındaki pis savaşa farklı açılardan bakmak zorundayız.
Bu kirli kavga salt Türkiye'nin iç meselesi değildir.
Oyun/tezgah büyüktür.
Kalbinizle değil aklınızla görmek zorundasınız.
Bakınız…
Cemaat; 17 Aralık Operasyonu'yla örtülü para trafiğini, rüşvetleri ortaya çıkardı. Sonra bunları sosyal medyaya servis etti.
Cemaat; Erdoğan ve Erdoğan'a yakın işadamlarının telefonlarını dinledi. Sonra bunları sosyal medyaya servis etti.
Cemaat; El Kadı gibi “küresel teröre destek veren” işadamlarının Erdoğan'la ya da Bilal'le fotoğraflarını çekti. Sonra bunları sosyal medyaya servis etti.
Cemaat; Hatay'da, Adana'da MİT'e ait TIR'lara operasyon yaptı. İHH bürolarına baskın düzenledi. Sonra bunları sosyal medyaya servis etti.
Son iki aydır yaşanan örneklerin sayısını artırabiliriz.
Cemaat; uluslararası arenada Türkiye'nin başını derde sokacak bu illegal faaliyetleri neden yapıyor/yaptırıyor?
Bu da soru mu demeyiniz; dünyaya bakınız.
Bakın oradan neler görünüyor…

Uluslararası teröre destek

Tespit 1) Washington'da Cumhuriyetçilere yakın düşünce kuruluşu, “Demokrasileri Savunma Vakfı” 21 Şubat 2014'te Jonathan Schanzer imzalı rapor yayınladı. Vakfın başkan yardımcısı Schanzer, ABD Hazine Bakanlığı'nın küresel terör finansmanı analistiydi.
Rapor ne diyor:
– Erdoğan'ın liderliğinde Türkiye, İran'ı yaptırımlardan koruyarak, Suriye'deki Cihatçı örgütleri destekleyerek ve Hamas'a finansal destek sağlayarak, küresel terör örgütlerini finanse ediyor.
– Geçen yıl Türkiye, Tahran ile beraber büyük bir yaptırım bozma planına dahil oldu. “Altın için gaz” diye nitelendirilen plan, uluslararası yaptırımlara rağmen İran'a geçen yıl 13 milyar dolar kazandırdı. Türkiye'de, Erdoğan destekçisi siyasi elitlerin para akışını kolaylaştırmakla suçlandığı 2000'nin üzerinde kayıtlı İran şirketi bulunmaktadır. (17 Aralık Operasyonu'na bu açından da bakın. sy)
– Erdoğan, Suriye'deki aşırı isyancı grupları desteklemek için çok ince hesaplar yapıyor; bunu, Sünni Cihatçı grupları silahlandırıp, eğitip, ve hatta finanse ederek gerçekleştiriyor. 2013 yılında altı aylık bir zaman diliminde Türkiye'den Suriye'ye 47 ton silah gönderildi. Cihatçı insan kaynağının ve finansmanının Türkiye'den Suriye'ye aktığı tespit edilmiştir. İsrailli askeri yetkililer, Suriyeli El Kaide gruplarının Türkiye'nin üç ayrı bölgesinde eğitildiklerini iddia etti. (MİT'in TIR'larına yapılan operasyonlara bu açıdan da bakın. sy)
– Erdoğan'ın, El Kaide, Usame Bin Ladin ve diğer terörist gruplar ile olan finansal bağları nedeniyle yaptırımlara maruz kalmış Suudi iş adamı Yasin El Kadı ile olan dostluğu açığa çıkmıştır. (Sızdırılan fotoğraflara bu açıdan da bakın. sy)
– Erdoğan yönetimi Hamas'la müttefiktir. Hamas'ın önde gelenlerinden Salih El Aruri'nin Türkiye'de yaşadığı ve buradan Hamas'ın lojistiğini ve finansmanını yönettiği belirtiliyor. Terörizmi destekleyecek para kaynağını Türk topraklarından sağladığı ifade ediliyor. (Gazze'ye yardım götüren İHH bürolarına yapılan baskınlara bu açıdan da bakın. sy)
Küresel terör uzmanı Schanzer uyarıyor: “ABD ve uluslararası topluluk tarafından engellenmediği takdirde, Türkiye'nin terörizmi finanse etmesi daha da büyük sorunlara dönüşecektir.”

“Mezhepçi Erdoğan”

Tespit 2) Schanzer'in raporundan iki gün önce, ABD'nin önde gelen 84 politikacısı Başkan Obama'ya Türkiye'ye yönelik endişelerini dile getiren bir mektup gönderdi.
“Sayın Başkan, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, onlarca yıldır süren stratejik Türk-Amerikan ortaklığının temel direğini giderek daha çok baltalıyor; Türkiye'nin gelişen demokrasisini engelliyor. Biz, bu gelişmeden doğan derin hayal kırıklığımızdan dolayı size bu mektubu yazıyoruz. Türkiye'nin izlediği şu anki yol hakkında Türk kamuoyuna Amerika'nın endişelerini netleştirmeniz için, sizi Erdoğan'a baskı yapmaya çağırıyoruz. Sessizlik, sadece ülkede hukukun üstünlüğünü azaltmak yolunda Başbakan Erdoğan'ı cesaretlendirecektir.”
Mektuptan sonra Başkan Obama, Başbakan Erdoğan'ı aradı.
Medya meselenin özünü kamuoyundan kaçırdı; bu telefon görüşmesinin kodlarını çözmedi. İşin özünde Obama, Erdoğan'ı uyardı.
Tespit 3) Demokrat eğilimli M. Abramowitz ile Cumhuriyetçi eğilimli E. Edelman'ın da bulunduğu dokuz kişilik bir heyete hazırlatılarak ABD yönetimine sunulan, “From Rhetoric to Reality-Reframing U.S. Turkey Policy” adlı 60 sayfalık raporun altında Ekim 2013 tarihi yazılı.
Rapor, Erdoğan'ı otoriter ve mezhepçi olarak değerlendirdi.

“Kürt Özerkliği”

Tespitlerin ortaya çıkardığı gerçek:
ABD, Erdoğan'ın üzerini çizmiştir.
ABD, Türkiye'ye yeni bir Tanzimat programı dayatacaktır.
Bu yeni programın temel meselesi, “Kürt Özerkliği” olacaktır.
Erdoğan bu programı kabule zorlanacaktır.
Bu zorlama “Cemaat faaliyetleriyle” başladı.
Son darbe, Lahey'deki Uluslararası Ceza Mahkemesi olacaktır.
Bu mahkeme savaş suçları, insanlığa karşı işlenen suçlar, soykırım suçları ve saldırı suçlarına bakan uluslararası bir mahkemedir.
1 Temmuz 2002'de kurulan ve 11 Mart 2003'te çalışmaya başlayan mahkemede şu isimler yargılanmaktadır:
Darfur'da işlenen insanlık dışı suçlar nedeniyle (Erdoğan tarafından Ankara'da ağırlanan) Sudanlı Ömer El Beşir;
Orta Afrika Cumhuriyeti eski Devlet Başkanı Jean Pierre Bemba;
Kongo Vatanseverleri Birliği lideri Thomas Lubanga;
Uganda'nın kuzeyinde dini temellere dayalı bir devlet kurmak isteyen “Tanrının Direnişi Ordusu”nun (LRA) beş lideri.
Sonuç:
Erdoğan-Cemaat arasındaki kirli savaşın tüm boyutlarını görmenizi sağlamaya çalışıyorum.
Evet, tribüne çekilip “yesinler birbirlerini” diyemezsiniz.
Mevzubahis olan vatan'dır…

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more