Reklamsız Sözcü
SONER YALÇIN

Saltanatı diriltmek isteyen fırsatçı

9 Kasım 2014

Anadolu Ajansı Büyük Kurtarıcı Atatürk'ün hastalığını kamuoyuna duyurunca İngiltere/Londra'da oturan kimileri harekete geçti. “Saltanat ve halifelik tekrar gelebilir” umuduyla İngiliz devletinin kapısını çaldılar. Kimdi bunlar? İngilizler'e ne söz verdiler? İngilizler ne yaptı? Atatürk'ten nasıl özür dilediler? İngiliz istihbaratının tozlu sayfalarından bir yaprak…

Tarih: 1 Kasım 1922. Saltanat kaldırıldı… Tarih: 3 Mart 1924.
Halifelik kaldırıldı…
Tarih: 21 Ocak 1938…
Büyük Önder Atatürk, Yalova'ya geldi ve yapılan Termal Otel‘in ilk misafiri oldu.
Ertesi gün…
Prof. Dr. Nihat Reşat Belger tarafından muayene edildi ve “siroz başlangıcı” teşhisi konuldu. (Teşhis; “Hepatite sclereuse hypertrophique, type Hanot et Gilbert” idi. Tıp dilinde “Laennec tipi sklereuse hepatit', alkole bağlı siroz demekti. “Hanot ve Gilbert tipi sklereuse hepatit” ise safra yollarında kronik tıkanıklık sonucu gelişen siroz demekti.)
Atatürk'ün rahatsızlığı artınca, Paris Üniversitesi'nin ünlü uzmanlarından Prof. Dr. Noel Fiessinger Ankara'ya davet edildi.
Fransız doktorun Türkiye'ye gelişinden sonra Atatürk'ün rahatsızlığı gizlenemedi; ve 30 Mart 1938 akşamı Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği Anadolu Ajansı aracılığı ile Türkiye Reisicumhuru Atatürk'ün “şiddetli grip” tedavisi gördüğü duyuruldu.
Ne kadar “şiddetli grip” dense de Londra'da oturan kimileri hastalık teşhisini öğrenmişlerdi.

Aile kavgası

Tespit:
Osmanlı hanedanının son yıllarına iki ailenin kavgası damgasını vurdu:
– II. Mahmut'un Bezmialem Sultan'dan doğan oğlu Abdülmecit'in soyundan gelenler.
– II. Mahmut'un Pertevniyal Sultan'dan doğan oğlu Abdülaziz'in soyundan gelenler.
Saltanat ve halifelik lağvedildikten sonra bu iki ailenin kavgası yurt dışında da sürdü. Öyle ya, Türkiye Cumhuriyeti elbet bir gün yıkılacak ve Osmanlı Hanedanı gelip sarayına oturacaktı! (Abdülmecit soyundan gelenler, kamuoyunu etkilemek için günümüzde kimi “tarihçi gazetecilere” kitaplar yazdırmaktadır! II. Abdülhamit ya da Vahdettin övgülerine bu açıdan da bakınız. Neyse, konumuz bu değil geçelim…
Yurtdışında Sultan Abdülaziz'in oğlu son halife Abdülmecit ile Sultan Abdülmecit'in oğlu son padişah Vahdettin arasında kavga sürüyordu…
Mediha (1856-1928), Sultan Abdülmecit'in kızı; son padişah Vahdettin'in kız kardeşi idi.
Osmanlı'nın ilk maarif nazırı Abdurrahman Sami'nin oğlu Necip'e aşık oldu; ağabeyi II. Abdülhamit'in tüm engellemelerine rağmen evlendi.
Tek çocukları oldu: Abdurrahman Sami (1880-1961).
(Necip bey 6 yıl yaşadı; Mediha Hanım ikinci eş olarak, tarihimizde İngiliz yardakçılığı ve hainliğiyle bilinen Damat Ferit (1853-1923) ile evlendi.)
“Beyzade Sami”, Vahdettin yurt dışına kaçtığından ölene kadar annesi Medina ile birlikte yanında kaldı.
(Saray başkatibi olan Ali Fuat Türkgeldi, “Görüp İşittiklerim” adlı anı kitabında, Vahdettin'in, “Dünyada üç mel'un vardır. Bunlar bir sacayağıdır. Biri bizim hemşire, biri zevci olan Ferit, biri de oğlu Sami” dediğini yazdı.)
Yavaş yavaş konumuza geliyoruz…

Atatürk'e suikast

Atatürk'ün hastalığını öğrenen Sultanzade Abdurrahman Sami, 3 yıldır Londra'da yaşayan oğlu Bahaeddin Sami‘yi harekete geçirdi.
Bahaeddin Sami Londra'da kardeşi Mahmut Sami ile birlikte, Osmanlı hanedanının mal varlığının peşine düşmüşlerdi ve kimi İngilizlerle ilişki içindeydi. (Mahmut Sami'nin “Abdülhamit'in Petrolleri” adlı kitabı vardır.)
İngiliz belgelerinden öğreniyoruz ki, Bahaeddin Sami'nin Londra'da bulunmasının bir başka nedeni daha vardı:
Atatürk'e suikast düzenlemek için para bulmak!
Ankara'nın bu organizasyondan haberi vardı.
Tarih: 1 Kasım 1937.
Londra Büyükelçiliği Başkatibi Hikmet Anlı, İngiltere Dışişleri Bakanlığı görevlilerinden James Bowker‘i (1954-58 yılları arasında Türkiye'de büyükelçi olarak bulundu.) ziyaret etti.
“Osmanlı Hanedanı'nın ve Hilafetinin Haklarını Koruma Cemiyeti” adlı bir oluşum Türkiye'ye karşı yıkıcı faaliyetler planlamaktaydı.
Bunların başında Bahaeddin Sami vardı ve, Londra'da “Mr. Keith Williams” ve “Mr. Biddulph” adlarında iki İngiliz ile işbirliği içindeydi.
Ankara'nın istihbaratı İngilizleri telaşlandırdı; kurumlar arası yazışmalar yaptılar. Sonuçta, Türkiye Büyükelçiliği'ne “sadece sözlü” açıklama yapmayı uygun gördüler.
Tarih: 13 Kasım 1937.
Başkatip Hikmet Anlı, bilgi almak için yeniden İngiltere Dışişleri Bakanlığı'na gitti. Sözlü olarak verilen bilgiler baştan savmaydı: “Eski hanedan sülalesi Türkiye'de saltanatı yeniden kurmaya çalışmaktadır. Bu kişiler Sultan II. Abdülhamit'in terekesini karşılık göstererek Londra Borsası'ndan para bulmaya çalışmaktadır.”
Hikmet Anlı tebessüm edip bakanlıktan ayrıldı.
Türk istihbaratının elinde bundan daha çok bilgi vardı.
Tarih: 4 Aralık 1937.
İngiltere İçişleri Bakanlığı kendi Dışişleri Bakanlığı'na 6 sayfalık “Gizli Emniyet Raporu” yolladı: “Prens Sami'nin Türkiye'deki adamları Şubat 1938'de harekete geçmek üzere Atatürk'e bir suikast hazırlığı içindedir. Bu suikastta harcanmak üzere gerekli olan 100 bin Sterlin temin konusunda Keith Williams adında bir İngiliz sermayedar Prens Sami‘ye yardımcı olmaktadır.”
Rapor ayrıntılarıyla sizi boğmayayım, İngiliz kurumları arasındaki gizli yazışmalar sürerken, Atatürk'ün hastalığı suikastin seyrini de değiştirdi…

“İnönü Halifelik Yanlısı”

Tarih: 1 Nisan 1938.
Atatürk'ün hastalığı İngiliz gazetelerinde yer aldı.
Bahaeddin Sami, İngiltere Dışişleri Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı Lancelot Oliphant‘a telefon etti. “Acildi” ve “hemen görüşmeleri gerekiyordu.”
Randevu verilmedi.
Üç gün sonra Bahaeddin Sami 6 sayfalık mektup gönderdi. Yazdığına göre, Atatürk ölüyordu ve saltanat ile halifelik tekrar kurulacaktı. Eğer İngilizler kendilerini desteklemezse tahta Alman yanlısı Abdülmecit grubu geçecekti: “Almanya aynı zamanda Panislamizm akımını kendi emelleri uğrunda kontrol edebilmek amacıyla Halife Abdülmecit'in Türkiye'ye geri dönmesini kuvvetle desteklemektedir.”
Altını çizerek babası Abdurrahman Sami'nin bildikleri gibi İngiliz dostu olduğunu ve acilen desteklenmesi gerektiğini belirtiyordu: “Türkiye'nin tamamen Alman kontrolüne girmesini önlemenin çaresi bir karşı propaganda örgütü kurmaktır. İngiliz taraftarı yüksek seviyeli subaylar (ki bunların çoğu babamın şahsi dostlarıdır), yüksek memurlar arasında ve diğer çevrelerde esasen güçlü ve önemli bir unsur çok şükür vardır. Bu unsurlar böyle bir örgütün çekirdeği olacaktır.”
Mektupta neler yazmıyordu ki:
“İsmet İnönü zaten başbakanlıkta 2-3 ay daha kalsaydı Halife Abdülmecit'i geri getirecekti çünkü kendisi hilafetten yanadır ve Fethi Okyar ve bazı diğer arkadaşları ile birlikte Türkiye'de hilafetçilik akımını desteklemektedirler ve bu nedenle eski halifeyi yeniden başa geçirmek istemektedirler.”
Bahaeddin Sami son satırlarında meselenin çok önemli olduğunu ve hemen yüz yüze görüşmek gerektiğini yazmıştı.
İddialar ne derece ciddiydi?..
Mektubun örneği Ankara'daki İngiliz Büyükelçisi Percy Loraine‘e gönderildi.
Atatürk'ten sonra ne olacağı konusunda spekülasyon yapmak boşunadır. Yerine kimin geçeceğini bilmiyoruz. Ama Atatürk'ün yarın öleceğini farz etsek bile, Türkiye politikasının genel çerçevesinde herhangi bir değişiklik olacağını sanmıyorum. İsmet'in (İnönü), halifeliği diriltme fikri beslediğine inanmıyorum.”
Büyükelçi Loraine'e göre Bahaeddin Sami'nin mektubu tümüyle saçmaydı.
Vahdettin'in çömezleri Samiler, Bahaeddinler zaman içinde silinip gitti; ama…
Atatürk'ün naaşı İstanbul'dan Ankara'ya uğurlanırken bakın İngilizler nasıl özür diledi?

VAHDETTiN AMBULANSLA KAÇTI

Tarih: 17 Kasım 1922.
Son Osmanlı padişahı Vahdettin Yıldız Sarayı'nda o gece sabaha kadar uyumadı, Regie Turque sigarasının birini yakıp diğerini söndürdü.
Harem Ağası Hayrettin kapıyı vurdu; “şevketmeab otomobiller hazır” dedi.
Otomobil dediği ambulans idi.
11 kişiydiler. Hava yağmurluydu.
İngilizler, Vahdettin ve 10 kişiyi Kızılhaç'a ait iki ambulansa bindirdi.
Saat 08.00 idi…
Ambulanslar -birinin tekeri patladığı için- gecikerek Tophane'ye geldi.
İngiliz İşgal Kuvvetleri Komutanı General Charles Harington, Vahdettin'i karşıladı ve bineceği “HMS Malaya” adlı savaş gemisine uğurladı.
Vahdettin'i Malaya zırhlısında Akdeniz'deki İngiliz filosu komutanı Amiral Osmond Beauvoir karşıladı; “Hoş geldiniz, artık İngiliz toprağında güvenlik içindesiniz” dedi.
Birinci Dünya Savaşı'nda Çanakkale'yi geçemedikleri için 1916'da yaptırılan Kraliyet Donanması'na ait 31 tonluk Malaya, Osmanlı'nın son padişahını Malta'ya götürmek için demir aldı.
Saat 09.15 idi…
Tam 16 yıl sonra…
Yine bir 17 kasım günü; Malaya 17 Kasım 1938'de yine İstanbul'daydı!
Bu kez…
Atatürk'e saygı duruşu için İstanbul'daydı!
Filistin'deki isyanı bastırmak için Hayfa Limanı'na demirlemişti.
İngilizler -kimbilir belki de özür dilemek için- Malaya'yı Atatürk'ün cenaze merasimine katılması için İstanbul'a gönderdi.
Malaya 18 Kasım saat 09.00'da İstanbul'da oldu.
Gelişi kolay olmamıştı; Türkiye Cumhuriyeti, cenaze törenine gelecek yabancı savaş gemilerine boğazlardan geçmek izni vermişti.
19 Kasım günü…
Atatürk'ün naşını İzmit'e götürecek Yavuz Zırhlısı'na Sarayburnu'ndan Adalar'a refakat eden savaş gemileri arasında İngiliz “Malaya”dan başka; Sovyetler Birliği'nden “Moskova”, Almanya'dan “Emden”, Fransa'dan “Emile-Bertin”, Romanya'dan “Regina Maria” ve Yunanistan'dan “Hydra” savaş gemileri vardı. Adalar'a kadar eşlik etti.
Törenlere sadece savaş gemileri eşlik etmedi. Ayrıca askeri heyetler vardı. Subay ve erlerinin toplamı 1060 idi. İran 55, Yunanistan 104, Romanya 62, Almanya 130, Bulgaristan 83, Fransa 190, Yugoslavya 88, İngiltere 248, SSCB 100 asker göndermişti.
Mustafa Kemal 1919'da “geldikleri gibi gidecekler” demişti…
Giden savaş gemileri ve askerler yıllar sonra, 20'nci yüzyılın büyük devlet adamı Atatürk'e saygı duruşu için gelmişti!..

MERASiMDEN NOTLAR

– Atatürk'e otopsi yapılmadı.
– Cenaze namazı kılındı.
– Türkiye'de bayraklar yarıya indirildi.
– Tören için hükümete 500 bin lira harcama yetkisi verildi.
– Ölüm haberini alan halk Dolmabahçe Sarayı'na hücum etti. 17 Kasım'da izdiham yaşandı; yedisi kadın, dördü erkek onbir vatandaş hayatını kaybetti.
– 115 taziye mektubu geldi.
– Cenaze İzmit'ten trenle Ankara'ya götürüldü. Naaş vagondan indirilirken bando Chopin'in matem marşını çaldı.
– Tabutun top arabasına nakli esnasında ise 101 pare top atıldı.
– İstasyondan alınan cenaze TBMM önündeki katafalka yerleştirilerek tören yapıldı.
– Frak giymiş 12 milletvekili naaşı TBMM binası önünde bulunan top arabasına koydu.
– Cenazeye refakat edecek olan 12 general, top arabasının iki tarafında kılıçlarını çekerek yerlerini aldı.
– Top arabasının ardından siyah kıyafeti ile Atatürk'ün kız kardeşi Makbule Atadan ve eşi yürüdü. Hemen arkalarında Başbakan Celal Bayar ve Cumhurbaşkanı İsmet İnönü vardı.
– Törende 28 yabancı devlet adamı bulundu.
– Etnografya Müzesi'nde toprağa verilirken 5 dakikada bir top atışı yapıldı.
– Anıtkabir'in temeli 9 Eylül 1944'te atıldı; 10 Kasım 1953'te Etnografya Müzesi'ndeki geçici kabrinden alınarak Anıtkabir'e götürüldü.
– 10 Kasım 2013 günü ziyaretçi rekoru kırıldı: 1.089.615.

Soner Yalçın
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more