Reklamsız Sözcü
UĞUR DÜNDAR

Halkın parasıyla saray koleksiyonculuğu yapıyor!..

9 Kasım 2014

Sanki halkın parasıyla saray koleksiyonu yapıyor!
Ankara'da katrilyonluk kaçAK saray…
İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı…
Yetmedi, bunlara bir de İstanbul'da, Boğaz'a nazır Vahdettin Sarayı eklendi.
Dün Sözcü'de Sultan Vahdettin'in köşkünü saraya dönüştürebilmek için milyonlarca lira akıtıldığını ve Boğaz manzarasının kapanmaması amacıyla ağaçların yok edildiğini okurken, ne diyeceğimi şaşırdım.
Bu saray düşkünlüğünün, şaşaalı yaşam özleminin ve gözü doymamışlığın ardında hangi nedenlerin yatabileceğini düşündüm.
Aklıma hayatını anlatan kitapların birinde okuduğum şu anekdot geldi:

* * * *

“…Tayyip Erdoğan'ın babası merhum Reis Kaptan çok otoriter, sert mizaçlı bir adammış. Günün birinde komşu bir kadın, küçük Recep Tayyip'e küfür ettirmiş. Kahkahalarla güldükten sonra da poposuna hafifçe bir tekme atmış. Bunu duyan Reis Kaptan çok öfkelenmiş ve bir daha küfür etmemesi için oğlunu bacaklarından tavana asarak cezalandırmış. Ancak dayısı buna dayanamamış ve 15-20 dakika sonra küçük yeğenini indirmiş!..”

* * * *

Yalanlanmayan bu bilgiyi okurken de Orson Welles'in unutulmaz başyapıtı “Citizen Kane-Yurttaş Kane” filmi, adeta kareler halinde gözlerimin önünden geçmişti.
Nedenine gelince:
“…Küçük bir pansiyon işleten Charles Foster Kane'in annesine bir müşterisi, borcuna karşılık değersiz olduğunu düşündüğü madeninin tapusunu verir. Bir süre sonra madenin aslında çok değerli olduğu ortaya çıkar. Öyle ki, bu madenden kazanılan paranın işletilmesiyle Charles Foster Kane çok genç yaşta dünyanın en zengin kişilerinden biri olur. Para artık Kane için bir oyuncak hükmündedir. Sahibi olduğu medya organlarıyla gündeme yön veren isim olmaktan tutun da, eşine özel opera binası yaptırmaktan, Xanadu adını verdiği benzeri görülmemiş büyüklükte ve ihtişamda bir saray inşa ettirmeye kadar, parasının ve gücünün yetmeyeceği şey yoktur. Bazıları için gıptayla bakılacak, bazıları için de zalim kişiliği nedeniyle nefretle anılacak bir yaşam süren Kane'in son nefesini verirken, hayatının rotasını ve kişiliğini belirleyen özlemi ortaya çıkar: Rosebud…
Bir gazete, medya imparatoru Kane'in ölürken son nefesinde söylediği Rosebud'la neyi kast ettiğini araştırmaya başlar.
Böylece insanoğlunun ne kadar zayıf bir mahluk olduğu, elinin altındaki güçlerin (para, mevki, şöhret, güç vb.) mutlu olmak için ona yetmediği anlaşılır. “Rosebud”ın eksikliğinin Kane'e, hayatı bir oyunmuş gibi algılattığı, yaptıklarıyla, asıl eksikliğini hissettiği şeyin yerini umutsuzca doldurmaya çalıştığı, aslında onun koca bir adam kılığında küçük bir çocuk olduğu görülür.
Peki nedir Rosebud?
Çocukluğunda doya doya kayamadığı kızağıdır…”

* * * *

Sevgili okurlarım,
İnsan geleceğini bilemez. Ancak ergen bir kişinin çocukluğunun mutlu geçip geçmemesi çok önemlidir. Zira çocuklukta yaşanan travmalar, giderilmemiş gereksinimler ve birikmiş özlemler, o bireyin büyüklüğündeki eğilimlerini, davranışlarını ve kararlarını belirlemede çok etkili olur.

* * * *

Allah hiç kimsenin çocuğunu, yaşanmaması gereken bir olayı yaşamak ya da yaşaması gerekirken yaşayamamak gibi bir trajediyle karşı karşıya getirmesin!..

Uğur Dündar
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more