Reklamsız Sözcü
UĞUR DÜNDAR

Sultan Mahvettin!..

7 Şubat 2014

Baş­ba­kan Er­do­ğan, Mec­li­s'te­ki ko­nuş­ma­la­rın­da sık sık, CHP'­nin ve İs­met İnö­nü'nün ca­mi­le­ri ka­pa­tıp sat­tı­ğı­nı, ba­zı­la­rı­nı da ahır, ya­tak­ha­ne, de­po, par­ti mer­ke­zi ve mü­ze ola­rak kul­lan­dı­ğı­nı id­di­a edi­yor.
Ta­rih araş­tır­ma­cı­sı-ya­zar Si­nan Mey­dan son ki­ta­bı “EL-CE­VA­P”­ta bu id­di­ala­rı bel­ge­ler­le ya­lan­lı­yor ve tam ter­si­ni ka­nıt­lı­yor.
1924 yı­lın­dan baş­la­ya­rak De­mok­rat Par­ti'nin ik­ti­dar ol­du­ğu 1950 yı­lı­na ka­dar, ya­ni Ata­türk ve İs­met İnö­nü dö­ne­min­de ta­mir edi­le­rek iba­de­te açı­lan yüz­ler­ce ca­mi ile di­ni me­ka­nın isim­le­ri­ni ve ka­ça ona­rıl­dık­la­rı­nı lis­te­ler ha­lin­de su­nu­yor.
Dev­le­tin res­mi ka­yıt­la­rıy­la Tay­yip Er­do­ğa­n'­ın tüm id­di­ala­rı­nı tek tek çü­rü­tü­yor.

* * *

Si­nan Mey­dan ay­rı­ca, ta­ri­hi­mi­zin en acı­ma­sız ca­mi sa­tı­şı­nın son Os­man­lı pa­di­şa­hı Vah­det­tin ta­ra­fın­dan ya­pıl­dı­ğı­nı da or­ta­ya çı­ka­rı­yor.
Onun dö­ne­min­de ec­dat mi­ra­sı ta­ri­hi ca­mi­le­rin, ha­mam­la­rın, med­re­se­le­rin hat­ta me­zar­lık­la­rın bi­le iş­gal­ci­le­re sa­tıl­dı­ğı­nı, Mi­mar Si­na­n'­ın eser­le­ri­nin yık­tı­rıl­dı­ğı­nı bel­ge­li­yor.
Ya­zar ay­rı­ca sık sık Tak­si­m'­e ca­mi yap­tır­mak­tan söz eden Baş­ba­kan Er­do­ğa­n'­ın, bir za­man­lar ora­da bir ca­mi bu­lun­du­ğun­dan ve Tak­sim Kış­la­sı için­de­ki o ca­mi­yi, Vah­det­ti­n'­in Fran­sız­la­r'­a sat­tı­ğın­dan ha­ber­siz ol­du­ğu­nu öne sü­rü­yor:
“Os­man­lı Dev­le­ti, Bal­kan Sa­va­şı yıl­la­rın­da pa­ra bu­la­bil­mek için ül­ke için­de­ki kay­nak­la­ra yö­nel­miş, as­ke­ri do­yu­ra­bil­mek için İs­tan­bu­l'­da­ki ba­zı ya­pı­la­rı sa­tı­şa çı­kar­mış­tır. Tak­sim Kış­la­sı ve Ta­lim­ha­ne Mey­da­n'­ı da bun­lar ara­sın­da­dır. Ta­lim­ha­ne ve Kış­la, 500 bin li­ra­ya Fa­ran­sız ser­ma­ye­li “İs­tan­bul Em­lak Şir­ket-i Os­ma­ni­ye­si­”ne sa­tıl­mış­tır.
An­cak o Tak­sim Kış­la­sı için­de Meh­met­çi­ğin iba­de­ti için bir de ca­mi­i şe­rif var­dır. 1913 yı­lın­da­ki sa­tış söz­leş­me­si­ne, kış­la­nın için­de­ki “bu ca­mi­nin ko­run­ma­sı­” hük­mü koy­du­rul­muş­tu. Söz­leş­me­ye gö­re Tak­sim Ca­mi­i iba­de­te açık ola­cak­tı. An­cak çok geç­me­den I. Dün­ya Sa­va­şı çı­kın­ca, Tak­sim Kış­la­sı'nı sa­tın alan Fran­sız şir­ke­ti İs­tan­bu­l'­u terk et­ti. I. Dün­ya Sa­va­şı'n­dan son­ra­ki iş­gal sü­re­cin­de (Mü­ta­re­ke dö­ne­min­de) Fran­sız şir­ket yet­ki­li­le­ri İs­tan­bu­l'­a ge­ri dön­müş­tür. An­cak Fran­sız şir­ket bu se­fer kış­la için­de­ki Tak­sim Ca­mi­i'ni de sa­tın al­mak is­te­miş­tir. Da­ha ön­ce­ki hü­kü­met­le­rin ve Pa­di­şah Meh­met Re­şa­t'­ın özel­lik­le sat­ma­dı­ğı Tak­sim Ca­mi­i, Pa­di­şah Vah­det­ti­n'­in em­riy­le ve 7000 li­ra be­del­le Fran­sız­la­ra sa­tıl­mış­tır. (Ta­rih: 23 Ağus­tos 1922… Ya­ni 30 Ağus­tos za­fe­rin­den tam 7 gün ön­ce…)
Vah­det­ti­n'­in bu onur kı­rı­cı sa­tış söz­leş­me­si, dö­ne­min res­mi ga­ze­te­si Tak­vim-i Ve­ka­yi'de de ya­yım­lan­ma­yıp ade­ta halk­tan giz­len­miş­tir.”

* * *

Si­nan Mey­dan, Vah­det­ti­n'­i an­lat­ma­ya de­vam edi­yor:
“Bu apa­çık ger­çe­ğe rağ­men Cum­hu­ri­yet düş­man­la­rı “Tak­sim Ca­mi­i'ni İs­met İnö­nü yık­tı!” ya­la­nı­nı ıs­rar­la söy­le­miş­ler­dir.
Oy­sa o ta­rih­te İs­met Pa­şa, Mus­ta­fa Ke­mal Pa­şa ile bir­lik­te Ana­do­lu'da Haç­lı em­per­ya­liz­mi­ne kar­şı sa­vaş­mak­ta­dır. Fran­sız­lar ca­mi­yi ca­mi ol­mak­tan çı­kar­mış­tır.

* * *

İş­gal yıl­la­rın­da İs­tan­bul Hü­kü­me­ti ve Pa­di­şah Vah­det­tin, Be­yoğ­lu'nun gö­be­ğin­de­ki ta­ri­hi Ağa Ca­mi­i'­ni de sat­ma­ya kalk­mış­tır. Tak­sim Ca­mi­i'­nin sa­tı­şın­da ol­du­ğu gi­bi, “Ca­mi­i şe­ri­fi baş­ka bir ye­re nak­le­de­ce­ğiz!” tak­ti­ğiy­le ta­ri­hi Ağa Ca­mi­i de sa­tıl­mak is­ten­miş, fa­kat ca­mi mü­te­vel­li­si­nin mu­ha­le­fe­ti yü­zün­den sa­tış ger­çek­leş­me­miş­tir. İle­ri Ga­ze­te­si, Ağa Ca­mi­i'­nin sa­tı­şı için ya­pı­lan gi­ri­şim­le­ri öğ­re­nip “Ca­mi Sa­tı­lır mı? Ağa Ca­mi­i Et­ra­fın­da Dö­nen Do­lap­la­r” baş­lık­lı bir ha­ber yap­mış­tır. Bu­nun üze­ri­ne hü­kü­met, ca­mi ar­sa­sı­nın ba­zı bö­lüm­le­ri­ni gay­ri­müs­lim bir şir­ke­te ki­ra­ya ver­miş­tir. Dö­ne­min ga­ze­te­le­rin­den öğ­ren­di­ği­mi­ze gö­re ca­mi ar­sa­sı­na apart­man in­şa edil­me­si­ne ça­lı­şıl­mış, bu iş için ya­pı­lan iha­le­yi Lef­ter ad­lı bir Rum al­mış. Bu sı­ra­da Ata­tür­k'­ün Kur­tu­luş Sa­va­şı'nı ka­zan­ma­sı, İs­tan­bu­l'­un, iş­bir­lik­çi İs­tan­bul Hü­kü­me­ti'n­den ve iş­gal­ci­ler­den te­miz­len­me­si sa­ye­sin­de Ağa Ca­mi­i de sa­tı­lıp yok edil­mek­ten kur­tul­muş­tur. Ağa Ca­mi­i, sa­tıl­mak­tan ve yı­kıl­mak­tan son an­da kur­tul­muş­tur ama iş­gal yıl­la­rı­nın iha­net­le­ri­ni, ki­ri­ni, pa­sı­nı ta­şı­mak­ta­dır. Bir hay­li yıp­ran­mış, kı­rık dö­kük hal­de­dir.

* * *

Bü­yük Şa­ir Na­zım Hik­met, ca­min­in o mah­zun ha­li­ni Ağa Ca­mi­i şii­rin­de “Haf­sa­lam al­mı­yor­du bu ha­zin ha­li ön­ce/ Ah ey za­val­lı ca­mi, se­ni böy­le gö­rün­ce…” di­ye­rek baş­la­yan çar­pı­cı di­ze­ler­le an­la­tır…
İs­tik­lal Cad­de­si üze­rin­de­ki tek ca­mi olan Ağa Ca­mi­i'ni sa­tıl­mak­tan, yı­kıl­mak­tan kur­ta­ran da Ata­türk Cum­hu­ri­ye­ti'dir. Ca­mi, 1937 yı­lın­da Va­kıf­lar İda­re­si ta­ra­fın­dan res­to­re edil­mi­şir. Üs­te­lik Va­kıf­lar İda­re­si, bu res­to­ras­yon için tam 22.432.30 li­ra pa­ra har­ca­mış­tır.
Gö­rül­dü­ğü gi­bi Vah­det­tin, sa­de­ce iş­gal­ci­ler­le iş­bir­li­ği ya­pa­rak va­ta­nı sat­ma­mış, ay­rı­ca ta­ri­hi ca­mi­le­ri ya­ban­cı­la­ra sa­ta­rak, sat­mak is­te­ye­rek ve­ya sa­tıl­ma­sı­nı en­gel­le­me­ye­rek de ken­di ta­ri­hi­ne, kül­tü­rü­ne iha­net et­miş­tir.”

* * *

Si­nan Mey­dan ese­ri­nin da­ha son­ra­ki say­fa­la­rın­da Sul­tan Vah­det­tin dö­ne­min­de sa­tı­lan, yı­kı­lan, yok edi­len ta­ri­hi, kül­tü­rel ve di­ni var­lık­la­rı­mı­zın acı bi­lan­ço­su­nu da su­nu­yor.
İş­te bu ha­in­lik­le­ri ne­de­niy­le Sul­tan Vah­det­ti­n'­in adı, “EL-CE­VA­P”­ı oku­yan­la­rın ha­fı­za­sı­na SUL­TAN MAH­VET­TİN ola­rak yer­le­şi­yor.

UĞUR DÜN­DA­R'­IN NO­TU:
Bir kez da­ha ha­tır­la­ta­yım. Si­nan Mey­dan her id­di­ası­nı bel­ge­li­yor. Ya­zı­mın ra­hat oku­na­bil­me­si için bu bel­ge­le­ri alın­tı­la­ma­dım. Ama ki­tap­ta tü­mü mev­cut. EL-CE­VAP her ki­tap­lık­ta bu­lun­ma­sı ge­re­ken çok de­ğer­li bir eser.

Uğur Dündar
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more