Reklamsız Sözcü
UĞUR DÜNDAR

Topluma karabasanlar yaşatacak hesaplar peşinde koşuyor!..

28 Kasım 2014

Ne demiştik?
Her şey çok açık, çok net…
Ne pahasına olursa olsun, kaçak saraylardaki saltanatını ölünceye kadar sürdürmek istiyor.
Tüm zalimane davranışlarının ve baskıcı uygulamalarının altında hep bu hesap yatıyor.
Bu hesap uğruna ülkeye çok ağır bedeller ödetmeye hazırlanıyor.

* * *

Bunları yazdığımız gün “kadın-erkek eşit değildir” diyerek Anayasa'nın laiklik ilkesini çiğnedi.
Türk kadınının Atatürk'le başlayan çağdaş kazanımlarını, bir çırpıda teokratik ülkeler düzeyine geriletti.
Böylece gönlünde yatan yeni (!) Türkiye düzeninin işaret fişeğini ateşledi.

* * *

Bununla da yetinmedi.
Önceki gün, Gezi eylemlerinde polis-esnaf işbirliğiyle öldürülen Ali İsmail Korkmaz'ın davasının görüldüğü saatlerdeki konuşmasında esnafın, polislik yapmasını istedi!
“Esnaf gerektiğinde asayişi tesis eden polistir, adaleti sağlayan hakimdir, hakemdir. Gerektiğinde askerdir, alperendir” diyerek, esnafın geçim kaynağı olan halkla karşı karşıya gelmesi sonucunu doğurabilecek yeni projesinin sinyalini verdi.
Hatırlayacaksınız, Gezi'de de benzer bir çağrıda bulunmuş, farklı siyasi görüşlerine rağmen aynı sokakta, hatta aynı apartmanda yıllarca güzel komşuluk ilişkileri sürdürmeyi başarmış vatandaşları da “muhbirlik” yapmaya zorlamıştı.
“Tencere tava çalan komşularınızı hemen ihbar edin” demişti.
Demişti ama kimse bu utanç verici görevi kabul etmemişti!
Şimdi daha tehlikelisini yapıyor, esnafı AKP'nin milis gücü haline getirmeye uğraşıyor.
Demek ki ağır silahlarla donatacağı polisi, askeri ve jandarmayı yeterli görmüyor, esnafı da saltanatını koruyacak vurucu güçlere dahil etmenin hesabını yapıyor.

* * *

Buna niçin gerek gördüğüne gelince:
Irkçılık, mezhepçilik onda…
Azınlıkları, kendisine oy vermeyenleri ve seküler yaşam biçimini benimseyenleri düşman gibi görmek, yeri geldiğinde aşağılamak ve öfkeli kalabalıklara hedef göstermek onda…
Dayatmacılık, baskıcılık, hoşgörüsüzlük onda…
Her türlü yasakçılık onda…
Kadınların kaç çocuk yapacaklarına ve bu çocukları nasıl doğuracaklarına karar vermek onda…
Yasama, yürütme ve yargıyı elinde toplayarak “tek adam” düzeni kurmak onda…
Anayasa'yı sık sık ayaklar altına almak onda…
Medyayı halka ihanete, alçaklığa ve biat etmeye zorlamak onda…
En ufak bir eleştiri karşısında veya bir kuşkuya kapıldığında, çevresindekileri derhal harcamak onda…
Kaçak saraylarda saltanat sürmek onda…
Her türlü yolsuzluk ve rüşvet iddiasının muhatabı olmak onda…

* * *

Bunlar “fıtratın” bildiğimiz yansımaları.
Peki ya henüz bilemediklerimiz, yolda olanlar?
Yarın öbür gün karşımıza çıkacak uygulamalar, topluma karabasan yaşatacak hesaplar!..

* * *

Sevgili okurlarım,
Gördüğünüz gibi fıtrat bu olunca, korkuda ifrat da kaçınılmaz hale geliyor.
İktidarını kaybettiğinde hesap verme korkusu, muktedire akıl almaz davranışlar yaptırabiliyor.
Ama onun da şunu iyi bilmesi gerekiyor:
Korkunun esiri olarak yapılanlar, iktidarda kalmayı sağlayamadığı gibi, demokrasinin gücüyle gitmeyi hızlandırıyor.

6662’ye SOZCU yaz gönder, reklamsız sözcü plus’a anında abone ol. (Türkiye'den)

Uğur Dündar
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more