Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Ölçülü olmak

22 Şubat 2014

Kişiliğin nitelikli olmasının öğelerinden, koşullarından biri de kendini bilmektir. Yapısını, gücünü, yetkisini, görevini, sorumluluğunu, tutum ve davranış sınırını bilmek, ölçülü ve dengeli olmayı unutmamaktır. Her toplumda bu gereklere aykırı insanlar olabilir. Çoğunlukla aileden başlayan görgü, eğitim, anlayış ve istenç sorunudur. Terbiye düzeyinin göstergesidir. Ne var ki ulusal yaşamda, devlet görevlerinde ölçülü olmak (haddini bilmek) aranır bir özellik değerini de taşımaktadır.
Devlet koltuklarına oturanların özenli davranmaları, örnek tutumları, devlete yaraşır olma yanında yurttaşlara güven veren, saygı duyuran bir devlet bağını da anlatır. Davranış bozukluğu devlet anlayışını ve yaklaşımını etkiler. Güven vermeyen, saygı duyurmayanlar, devletin başlıca görevlileri, yetkilileri, sorumluları, temsilcileridir.
Konumuna, yerine dayanarak ve güvenerek yurttaşı azarlayan, “Ulan, be, hadi oradan, alçak, hain” ve benzeri saldırı sözleriyle yurttaşlarına çıkışan yönetici bağışlanamaz. Son yıllarda “Ananı da al git, şeyini şey ettiğimin şeyi” sözleriyle tırmanan “… artistlik yapma lan, sahtekâr, şerefsiz, düşük, namert, bahtsız bedevi, geri zekâlı, çapulcu, anırıyor, ayyaş, lânet olsun…” deyişleri toplum aydınlığını karartan yakışıksızlıklardır. Anlamsız, boş, abuk sabuk sözler ayrı.
Son günlerde iş adamı olduğu söylenen birinin “…milletin…” diyerek yaptığı sövgü kadar onu kusursuz göstermeye çalışan damgalı yandaşların yazıları da tiksinti vermektedir. İktidar ve muhalefet milletvekillerinden kimilerinin de Meclis kürsüsünde dillerini iyi kullanamadıkları, beklenmedik sözcüklerle birbirlerine yanıt verip suçlamaya çalıştıkları üzüntüyle izlenmektedir.

Asla

Herkes kendini, haddini (ölçüsünü) bilmek zorundadır. Kimse kimseye hakaret edemez. Kimseyi aşağılayamaz. İster Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık, Meclis Başkanlığı, Parti Genel Başkanlığı, Bakanlık, Genel Müdürlük vs. koltuğunda otursun, ister Genelkurmay Başkanı, Rektör, müdür olsun, kötü söz söylemek hakkı ve yetkisi yoktur. Ne yazık ki toplumsal olaylarda devlet adına güç kullananların kötü sözleri yanında sopalama davranışları da görülmektedir. Her demokratik tepki, güçle engellenmektedir.

Bir anı

Kimi yargıç ve savcılar da duruşmalarda avukatlara, dâvanın yanlarına gereksiz ve sert sözlerle otorite sağladıklarını sanıyorlar. Bir duruşmada yargıcın azarlama yanlışına karşı avukatın “Sayın yargıç! Ben burada ayakta duruyorsam sizin şahsınızı selâmlamak, önünüzde eğilmek, duyurmaya çalıştığınızı üzüntüyle gördüğüm büyüklük savınızı doğrulamak için değil, devletin de temeli olan adaleti adına belirlemeye çalıştığınız ulusumu temsil eden kürsüye saygımdandır. Lütfen ne yaptığınızı, nerede olduğunuzu biliniz ve ona göre davranınız. Adalete yakışmayan tutumlarla adalet tecelli ettirilemez” sözü anımsanmakta, yargıçların başka aykırılıklarına ilişkin tepkiler de toplantılarda anlatılmaktadır.
Kişiliği yansıtan ölçülülük dil kullanımıyla, yazıdaki tutumla daha kolay ortaya çıkmaktadır. İnsanlığı yansıtan dil kullanımına ve yazıya dökümüne duyarlık ve özen düzeyin ölçüsüdür. Kişilikte ölçülü olmak insanlık gereğidir. Ölçüyü kaçırana ölçülü olmasını bildirmek durumu, ağır bir uyarı olabilir.
Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi çizelgesinde Türkiye, Irak ve Afganistan'ın da altında, 180 ülke içinde, 154. sıradadır. İktidarın “Cezaevinde gazeteci değil, terör suçlusu var” savunmasını geçersiz kılan bu rakam utandırıcıdır. Basını özgür olmayan hukuk devleti olamaz. Demokrasi hiç olmaz. Başbakan, önceleri karşıtlarını güç duruma düşüren kasetlere ses çıkarmazken, kendilerine dokunan ve dokunma olasılığı bulunanlar için konuşmayı artırdı. Ama Dolmabahçe Camii olaylarından söz edip sıkmabaşlı bayanı savunurken “Adlî Tıp raporlarını nerenize koyacaksınız” diyerek kötü örnek oluşturdu (15/2/2014, Şişhane Haliç Metro Geçiş Köprüsü-Yenikapı Metro Hattı Açılış konuşması).

Yakışıyor mu?

Ölçü kaçırıldı. Abartılı söylemlerle gizlenen seçim korkusu, hesap verme güçlüğü, yargı önüne çıkma endişesi ileri düzenlemelerle kendini gösteriyor. MİT'e verilecek yetkiler Anayasa üstü ve hukuk dışıdır. Buna girişmek geleceğe ilişkin korkular nedeniyledir.

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more