Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Siyasal hastalık

13 Kasım 2014

Top­lum­sal ba­rı­şı, ulu­sal da­ya­nış­ma­yı olum­suz et­ki­le­yen tu­tum ve dav­ra­nış­lar ara­sın­da son yıl­lar­da özel­lik­le si­ya­sal ke­sim­de iz­le­nen ki­mi ki­şi­sel bo­zuk­luk­lar, has­ta­lık de­re­ce­sin­de­ki kö­tü ör­nek­ler­le yan­sı­mak­ta­dır. İliş­ki­le­re uza­nan çar­pık­lık ve öl­çü­süz­lük­ler her alan­da iz­len­mek­te, ki­şi­ler­den ku­rum­la­ra dek kat­lan­ma­sı güç du­rum­la­ra ne­den ol­mak­ta­dır. Dil ve ka­lem kir­li­li­ği­nin, duy­gu ve dü­şün­ce ka­ran­lı­ğı­nın so­nuç­la­rı, ürün­le­ri ol­du­ğun­da du­rak­sa­na­maz. Si­ya­sal ça­lış­ma­lar için­de olan­la­rın ço­ğu, gös­te­ri, bü­yük­len­me, bu­yur­ma (ege­men ve et­kin ol­ma), çı­kar gü­dü­sü, ya­ran­ma ça­ba­sı, ah­lak ve ka­rak­ter dü­şük­lü­ğü, ta­nın­ma tut­ku­su, bil­gi­siz­lik yü­zün­den, ge­rek­siz, yer­siz, za­man­sız söz­ler et­mek­te, yan­daş­lık ve ya­naş­ma için­de olan­lar da on­la­ra ya­zı­la­rı ve çir­kin çı­kış­la­rıy­la ka­tıl­mak­ta­dır. Ka­tı ve ko­yu bir par­ti­zan­lık tüm de­ğer­le­ri yık­ma­ya yö­nel­miş­tir. Ku­ral ta­nı­maz­lık yay­gın­dır.
Bu­nun en çir­kin ör­nek­le­ri­ni yur­du­mu­zun ve ulu­su­mu­zun kur­ta­rı­cı­sı, cum­hu­ri­ye­ti­mi­zin ku­ru­cu­su Ga­zi Mus­ta­fa Ke­mal ATA­TÜRK ko­nu­sun­da­ki say­gı­sız­lık­lar­da sap­ta­mak­ta­yız. Ulu­sal var­lı­ğı­mı­zı ve ya­pı­mı­zı borç­lu ol­du­ğu­muz eş­siz bü­yü­ğü­mü­ze kar­şı ter­bi­ye­siz­lik­ten çe­kin­me­yen­le­rin yön­tem­le­rin­den bi­ri de O'­nun ya­kın­la­rı­na, il­ke ve ka­za­nım­la­rı­na sal­dı­ra­rak O'­nu kü­çük dü­şür­mek, unut­tur­ma­ya ça­lış­mak­tır. Türk ve Tür­ki­ye düş­man­la­rıy­la, la­ik­lik, cum­hu­ri­yet, hu­kuk dev­le­ti, de­mok­ra­si, çağ­daş­lık kar­şıt­la­rı -ya­sa­la­ra ay­kı­rı düş­me­mek için- CHP'­ne, İs­met İNÖ­NÜ­‘ye, la­ik­li­ğe çat­mak­ta, Kur­tu­luş Sa­va­şı ile cum­hu­ri­ye­tin ilk on­beş yı­lı­nı ya­lan­lar­la ka­ra­la­ya­rak gü­nü­müz yö­ne­ti­mi­ne ya­ran­ma ya­rı­şı­na gir­mek­te­dir­ler. Bun­lar­dan ki­mi­le­ri de aka­de­mik un­va­nı olan ken­di­ni bil­mez­ler­dir. Ta­ri­hi çar­pıt­mak­ta, ger­çek­le­ri sap­tır­mak­ta, sal­ta­nat ve hi­la­fet öz­lem­ci­le­ri­nin de­di­ko­du­la­rı­na araç ola­rak, inanç sö­mü­rü­cü­le­rin di­liy­le or­dan ora­ya ko­şan si­ya­sal tut­sak­lar, kö­le­ler­dir.

Ay­maz­lık öte­si tu­tum

İk­ti­dar şak­şak­çı­sı med­ya ka­nal­la­rın­da sar­sak, sa­pık ya da sap­kın ol­duk­la­rı iz­le­ni­mi­ni ve­ren ki­mi dü­şük ve düş­kün­ler de yö­ne­ten­le­rin ve on­la­rın adam­la­rı­nın ço­ğun­lu­ğu­nu oluş­tur­du­ğu ku­rul ve ku­rum­la­ra gü­ve­ne­rek Ata­tür­k‘­e açık­ça sal­dı­rı­yor. Ad­nan Men­de­re­s‘­in 25.7.1951 gün­lü Res­mi Ga­ze­te'de ya­yım­la­nan 5816 no.lu Ata­türk Aley­hi­ne İş­le­nen Suç­lar Hak­kın­da Ya­sa'nın ka­bu­lü için De­mok­rat Par­ti Gru­bu'n­dan üç kez kür­sü­ye çı­ka­rak söy­le­dik­le­ri anım­san­ma­lı­dır. Kürt­çü­ler ve ge­ri­ci­ler az­gın­lık ve çıl­gın­lık ko­şu­sun­da­lar.
Ulu­sal Kur­tu­luş Sa­va­şı ile ulu­su­mu­zu yok ol­mak­tan kur­ta­ran, ba­ğım­sız­lı­ğı­mı­zı ve öz­gür­lü­ğü­mü­zü sağ­la­yan, na­mu­su­mu­zu ve onu­ru­mu­zu ko­ru­yan, TBMM'­nin, CHP'­nin, dev­le­tin adı­nı en ya­ra­şır, en ger­çek­çi söz­cük­ler­le ko­yan, ak­lın öz­gür­lü­ğü ve inan­cın gü­ven­ce­si ola­rak tüm sö­mü­rü tür­le­ri­ni ön­le­yen la­ik­lik­le halk de­mok­ra­si­si olan cum­hu­ri­ye­ti ge­ti­ren, pa­di­şah­lık ve ha­li­fe­lik öne­ri­li­le­ri­ni eli­nin ter­siy­le iten halk ço­cu­ğu ATA­TÜRK ol­ma­say­dı ne­ler ola­ca­ğı­nı dü­şün­mek ye­ter.
Yu­na­nis­tan Baş­ba­ka­nı Ve­ni­ze­lo­s‘­un 12.1.1934'te “..Te­ok­ra­tik bir re­jim için­de ya­şa­yan, din ile hu­kuk kav­ram­la­rı­nın bir­bi­ri­ne ka­rış­tı­ğı, çök­me yo­lun­da­ki bir im­pa­ra­tor­lu­ğun ye­ri­ni güç ve ha­yat do­lu mo­dern ve mil­li bir dev­let al­mış­tır. Bü­yük dev­rim­ci Mus­ta­fa Ke­mal Pa­şa­‘nın baş­lat­tı­ğı hız­la ger­çek­ten la­ik bir dev­let ku­rul­muş­tur. Ya­kın­do­ğu'da ba­rı­şın ger­çek sa­vu­nu­cu­su ol­muş­tur. Aday gös­ter­mek­le şe­ref ka­za­nı­rım.” di­ye­rek Ata­tür­k‘­ü No­bel Ba­rış Ödü­lü'ne aday gös­ter­di­ği unu­tul­ma­ma­lı­dır.

Sor­mak ge­re­ki­yor

ATA­TÜR­K‘­ün genç yaş­lar­da, kı­sa sü­re­de ba­şar­dık­la­rı­nı kim yap­mış? Baş­ka ör­ne­ği var mı? Kim O'­nun ka­dar hal­kı­nı sev­di, hal­kı­na, ül­ke­si­ne, dev­le­ti­ne ka­zan­dır­dı? Kim O'­nun ka­dar yep­ye­ni bir dev­le­ti tüm te­mel il­ke­le­riy­le kur­du? Kim O'­nun ka­dar inan­ca say­gı­lı, hu­ku­ka bağ­lıy­dı? Ulus bi­rey­le­ri­ni inanç ve soy­ba­ğı ay­rı­mı yap­mak­sı­zın ku­cak­lı­yor­du? Eği­ti­me ve eko­no­mi­ye kim onun ka­dar önem ver­di, sağ­lık ve gü­ven­li­ği öne al­dı? O'n­dan ön­ce ulu­sun adı anı­lı­yor muy­du?
Ayı­rım­cı, bö­lü­cü ve yı­kı­cı­lar, Ata­türk ol­ma­say­dı ba­ba­la­rı­nın kim ola­ca­ğı­nı, ne­re­ler­de ya­şa­ya­cak­la­rı­nı, han­gi ka­pı­da kul-kö­le ola­rak ça­lı­şa­cak­la­rı­nı, ha­la­yık, oda­lık, hiz­met­kar du­ru­mu­na dü­şü­rü­lüp iti­lip ka­kı­la­cak­la­rı­nı, sü­rü­ne­cek­le­ri­ni dü­şün­me­li­dir. Bi­lin­me­li­dir ki cum­hu­ri­yet yal­nız bir de­ği­şim, dö­nü­şüm, ge­li­şim de­ğil, ye­ni­den do­ğuş­tur. Bu so­nu­cu Ata­tür­k‘­e borç­lu­yuz. Os­man­lı öz­lem­ci­le­ri­nin aşa­ğı­lık duy­gu­suy­la gi­riş­tik­le­ri boz­gun­cu­luk Ata­türk ay­dın­lı­ğıy­la ön­le­nip gi­de­ri­le­cek­tir. ATA­TÜRK ya­şa­tı­la­cak, ya­şa­ya­cak­tır.

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more