Reklamsız Sözcü

Türkiye Euro’yu tartışıyor

AB’de 17’nci faslın açılmasıyla birlikte Euro’ya geçiş için ilk adım atıldı.

10:3717 Aralık 2015
Türkiye Euro’yu tartışıyor
AB’de 17’nci faslın açılmasıyla birlikte Euro’ya geçiş için ilk adım atıldı.

Mehtap Ö. ERTÜRK

Türkiye'nin Avrupa Birliği ile müzakerelere tekrar başlamasıyla birlikte Euro'ya geçiş gündeme geldi. Açılan 17'nci faslın nihai hedefini  Euro'ya geçiş oluşturuyor. Bu sürecin uzun ve zorlu  bir yol olacağı konusunda hemfikir olan ekonomistler, duruma derin kuşkuyla yaklaşıyorlar.

Foto: Shutter

Son iki yıldır ilerlemeyen Avrupa Birliği'ne (AB) katılım müzakerelerinde ‘Ekonomik ve Parasal Politika' başlıklı 17'nci fasıl açıldı. Türkiye ile Avrupa Birliği (AB) arasında açılan bu faslın sonunda Maastricht kriterlerine uyum ve ardından Euro'ya geçiş hedefleniyor. Türkiye önemli ev ödevlerini 2 yıl içinde yerine getirilip TL'den Euro para birimine geçmeyi planlıyor. Ancak, Euro'nun Türkiye ekonomisine etkisi konusunda ekonomistler farklı görüşler beyan diyor.

‘Ekonomik ve Parasal Politika' başlıklı 17'nci fasıl temel olarak üye devletlerinin merkez bankalarının bağımsızlığı, kamu sektörünün merkez bankaları tarafından finansmanının yasaklanması ve kamu sektörünün finansal kurumlara imtiyazlı erişiminin önlenmesi konularını kapsıyor. Avrupa Birliği üyesi 28 ülkenin 19'u Euro para birimini kullanıyor.   Euro'yu seçenleri içine alan Euro Bölgesi'nden bugüne kadar hiçbir ülke ayrılmadı.

YUNANİSTAN’IN SON KARARI KALMAK OLDU

Ekonomik krizle mücadele eden Yunanistan,  Euro'dan çıkmayı masaya yatırdı.  Başbakan Aleksis Çipras, konuyu referanduma bile götürdü. Ancak, Çipras, müzakerelerde ağır yaptırımlara rağmen Euro'da kalmayı tercih etti.  Ayrıca,  İngiltere, İsveç gibi güçlü ekonomiler Euro Birliği'ne dahil olmak istemezken, Orta Avrupa'da zayıf ekonomiye sahip ülkelere ise Euro'ya geçmeyi kurtuluş olarak görüyor.

KÜRESEL EKONOMİ GLOBAL PARA İSTER

Sözcü yazarı ekonomist Ege Cansen ulusal para birimini terk edip, bölgesel para birimi olan  Euro'ya geçebilme sürecinin uzun bir yol olduğunu ve şimdiden yola çıkılması gerektiğini savundu.

Cansen, “Ekonomilerin gitgide küreselleştiği, özellikle mal ve hizmet hareketlerinin sınır tanımadığı, daha da önemlisi milyarlarca dolar paranın bir anda bir ülkeden diğer bir ülkeye gittiği bir ortamda Türk Lirası gibi yerel bir para ile Türk ekonomisini yönetmek zordur.  Küresel ekonomi küresel para ister” dedi.

TÜRK LİRASI İLE EKONOMİYİ YÖNETMEK ÇOK ZOR

Cansen, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye'nin aslında iki tane ‘ulusal' parası var. Bir tanesi gerçek ulusal paramız olan Türk Lirası, diğeri ise ‘döviz'. Türkiye'nin çift para birimli ülke olması, Türk ekonomisinde istikrarsızlığa neden olurken,  Merkez Bankası'nın enflasyonu kontrol altında tutmasını engelliyor. Parasal ekonomi ile ilgili kuramlar bir ülkede tek bir para olduğu varsayımına dayalı olarak konmuştur. Halbuki Türkiye'de iki tane para ekonomiye yön vermektedir. Bu husus Türkiye'de para politikasının ters çalışmasına sebebiyet vermektedir. Ekonomilerin gitgide küreselleştiği, özellikle mal ve hizmet hareketlerinin sınır tanımadığı, daha da önemlisi milyarlarca dolar paranın bir anda bir ülkeden bir ülkeye gittiği bir ortamda Türk Lirası gibi yerel bir para ile Türk ekonomisin yönetmek çok zordur. Küresel ekonomi küresel para ister.”

AB İLE BÜTÜNLEŞME İMKÂNI SAĞLAR

Öte yandan, Euro'ya geçmenin sadece faydaları olduğunu düşünmenin yanlış olacağını söyleyen Cansen, “Şüphesiz sakıncaları da vardır. Özellikle Yunanistan'ın yaşadığı tecrübelerden sonra Euro'ya geçmenin keskin bir bıçak olduğunu öğrenmiş bulunuyoruz. Yunanistan'ın içine düştüğü aşırı dış borçlanmaya dayalı yurtiçinde popülizm yapma gibi bir hataya düşmezsek Euro'ya geçmenin sakıncalarının yüzde 95'ini ortadan kaldırmış oluruz. Euro'ya geçmek uzun bir yoldur. Yolun uzun olması yola çıkmaya engel olmamalıdır. Aksine yol ne kadar uzunsa o kadar erken yürümeye başlamak lazım. Kimse bugün Euro'ya geçelim diye karar verilince haftaya geçileceğini sanmasın. Ama attığımız her adımı o hedefe doğru atarsak sonunda bölgesel bir para olan Euro'ya geçip ekonomimizi Avrupa ile bütünleştirme imkanına kavuşuruz. Bu da Türk Milleti'nin refahını artıracak ve ekonomiye istikrar getirecektir” diye devam etti.

TİCARETİ ‘SPEKÜLATİF KUMAR’ OLMAKTAN ÇIKARABİLİR

İktisatçı Ege Cansen, şunları söyledi:  “Ülke içinde ticaret tek para birimi ile yapılırken, dış ticarette ise ‘iki para birimi'ne ihtiyaç duyulur. Bu da dış ticaret hacminin yeterince genişlemesini engeller. Bunu ortadan kaldırmak için ‘bölgesel para birimi (Euro)' yaratma fikri gelişmiştir. Bu sayede dış ticaret, iç ticarete dönüşecek yani bir ‘Ortak Pazar' kurulabilecekti. Ticari sözleşmelerde satış fiyatı ile maliyet ve finansman ‘aynı' para birimi ile yapılırsa ‘kur riski' ve ‘faiz farkı' sıfır olur. Bu da üretimi, ticareti ve finansmanı ‘spekülatif kumar' olmaktan çıkarır. Girişimciler ‘esas faaliyet kârına' odaklanır, verimlilik artar.”
Euro'ya geçişin sağlanabilmesi için iki aşamalı bir süreçten geçilebileceğini aktaran Cansen,  birinci aşamanın önce TL'yi Euro'ya sabitlemek olacağını, bunun Türkiye ile AB'yi benzeştireceğini söyledi.

BÜTÇE AÇIĞINA DİKKAT

Cansen,  bu noktada bütçe açığına dikkat etmek ve cari açık vermemek gibi önlemler almak gerektiğinin de altını çizdi ve “İkinci aşamada ise Türkiye ulusal para birimi TL'yi terk edip, bölgesel para birimi olan Euro'ya geçebilecektir” dedi.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp