Reklamsız Sözcü

Rus uçağı ‘Kabe’ için düşürüldü

Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Karagül: "Türkiye'nin bugün, bütün riskleri göğüsleyerek, durduğu nokta, Kabe'yi savunma noktasıdır"

15:063 Aralık 2015
Rus uçağı ‘Kabe’ için düşürüldü
Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni Karagül: "Türkiye'nin bugün, bütün riskleri göğüsleyerek, durduğu nokta, Kabe'yi savunma noktasıdır"

Hükümete yakın Yeni Şafak Genel Yayın Yönetmeni İbrahim Karagül, düşürülen Rus uçağı ile ilgili ilginç bir yazı kaleme aldı. Karagül, Ortadoğu’nun Mekke Savaşı’na doğru gittiğini ve Türkiye’nin bu savaşta yer alacağını söyledi. Türkiye’nin durduğu nokta, Kabe’yi savunma noktasıdır” dedi

“TÜRKİYE, KABE’Yİ SAVUNUYOR”

Karagül “Türkiye’nin bugün, bütün riskleri göğüsleyerek, durduğu nokta, Kabe’yi savunma noktasıdır. Kabe’nin koruyucusu Allah’tır. Kim bilir, belki bu Türkiye’nin eliyle olacaktır!” dedi.

İbrahim Karagül yazısında şu ifadelere yer verdi: “Sadece Suriye’de değil, Doğu Akdeniz’den Basra Körfezi’ne uzanan bir savaş haritası şekilleniyor! Sadece Kuzey Suriye Koridoru’nda değil, Basra Körfezi ülkelerinin tamamını içine alan ve sonu Mekke Savaşı’na kadar uzanacak bir cephe oluşuyor” diyen Karagül, “bir süredir, bölgedeki yeni harita çalışmalarına vurgu yaparak, ‘Tanklar Kabe’ye dayanmadan’ harekete geçilmesi uyarıları yapmaya çalışıyorum. Bu gidişin sonunun bir Mekke Savaşı olacağına, coğrafyanın bütün güçlerinin bu hesaplaşmada yerini alacağına, coğrafya dışında hemen her ülkenin bu savaşın tarafı olmak zorunda kalacağına dikkat çekmeye çalışıyorum” 

İran’ın yayılma planları olduğunu yakında bu planın Mekke’ye dayanacağını söyleyen Karagül, “Tahran’ın son hesaplaşması Suudi Arabistan’la olacaktır. Körfez’e müdahalenin aslında Suudilerle savaşın başlangıcı olacağı, bütün askeri birimleriyle Suriye’de yer almasının bu cepheyi bitirip Körfez’e yönelme aceleciliğinden kaynaklandığı, bir tür bölgesel Fars çılgınlığının başladığı bilinmelidir” denildi.

Rus uçağının vurulmasının İran-Rusya’nın bu planına karşı atılan bir adım olduğunu “Rus uçağının düşürülmesi sadece iki ülke arasında bir kriz değil, Rus yayılmacılığına ciddi bir ikazdır, dur demektir” ifadeleriyle iddia eden Karagül, yazısını şöyle tamamladı:

“Şimdi saflar yeniden şekilleniyor. Doğu Akdeniz tehlikeli biçimdesavaş gemileriyle doldu. Sanki bölgesel savaş hazırlıkları yapılıyor. ABD ve Avrupa, Rusya ile İran’ın bu denli ileri gitmesinden rahatsız. Türkiye’nin tavrı dünyayı uyaran bir etkiye yol açtı.

Türkiye aynı zamanda bütün dünyaya; sadece Suriye’de değil, Basra Körfezi’nden Mekke’ye kadar yayılacak müdahaleye karşı tavır alacağını da duyurmuş oldu. Batı, Rusya-İran’ı dizginlemek için, Türkiye ise Rus-İran ekseninin kendini içeriye hapsedip bölgesel müdahalelerin önünü açma girişimlerine karşı harekete geçmiştir.

Ankara’nın tavrı, bazılarına çılgınca gelebilir. “İç işgalci” dediğimiz ve bugünlerde “Rusçu”lukla kendini ortaya koyan vesayet uzantıları için ülkemize karşı yeni bir saldırı dalgasına malzeme yapılabilir.

Ama bu tavır, bölgesel savaşı önlemeye, daha doğrusu tankların Kabe’ye dayanmasının önünü kapatmaya yöneliktir. Bölgesel savaşın önünü almaya, coğrafyayı yüz yıl kendine gelemeyecek hale getirmesi muhtemel mezhep savaşını engellemeye yöneliktir.

Türkiye, çok büyük bir iddia öne sürerek ve risk alarak coğrafyayı korumaya dönük bir girişimde bulunmuştur. Geri adım atmayacaktır, atamaz da. Çünkü geri adım Türkiye’nin etrafına kalın duvarlar örülmesi, nefes alamaz hale getirilmesi, bütün bölgenin mezhep savaşlarına mahkum olması, Basra Körfezi ve Suudi Arabistan’ın açık hedef alınması, Türkiye’nin bütün bunlar karşısında çaresiz kalması demektir.

Bu da, 21. Yüzyıl Türkiye’si hedefinin başlamadan bitmesianlamına gelecektir.

Kıyamet Savaşı, Kabe’yi savunmak

Evet, Suriye üzerinde başlayacağı iddia edilen ve neoconların “tanrıyı kıyamete zorlamak” olarak ifade ettiği kıyamet savaşı hazırlıklarını andıran Doğu Akdeniz’deki yığılma ürkütücüdür. Ama bütün bunlar belki de o kıyamet savaşını önleyecek adımlardır.

Sessiz kalmak mahvolmaktı. Sessizlik, uysallık Türkiye’nin parçalanması, coğrafyanın mahvolması olacaktı. Belki de bu uyarı, tarihi gerçekten değiştirecektir. Yeni çıkışlar hep böyle riskli, cesur adımlarla mümkün olmuştur. Tarih bu çıkışlarla şekillenir çünkü.

Bu aşamadan sonra sadece Suriye’yi değil, Mekke Savaşı’nı düşünerek bölgeye bakın. Şimdi bize rahatsız edici, bazılarına uçuk gelse de, kısa bir süre sonra bu meseleyi herkesin tartışmak zorunda kalacağını görebiliyorum.

Artık açık konuşma zamanı. Zor da gelse, rahatsız edici de olsa, gerçek cümlelerle tartışma zamanı. Türkiye’nin bugün, bütün riskleri göğüsleyerek, durduğu nokta, Kabe’yi savunma noktasıdır. Kabe’nin koruyucusu Allah’tır. Kim bilir, belki bu Türkiye’nin eliyle olacaktır!”

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp