Reklamsız Sözcü

Ulan’sız bir günümüz geçmiyor!

Ulan’ın ilk albümü “Dua Tarlası” Türkiye’deki klişeleşen popüler rock müziğe karşı iyi bir panzehir.

android-time 13:31 26 Mayıs 2015
Ulan’sız bir günümüz geçmiyor!
Ulan’ın ilk albümü “Dua Tarlası” Türkiye’deki klişeleşen popüler rock müziğe karşı iyi bir panzehir.

Ressam-müzisyen Volkan Diyaroğlu, sanat yönetmeni ve tasarımcı Ziya Levent Aybay tarafından kurulan Ulan müzikal kalitesi, şiirselliği ile rock müziğe yeni bir soluk getiriyor. Grubun ismi de özel; Ulan. Her telaffuzda başka bir şekilde duyuluyor, tamamen duygularınızla ilgili! Grup da bu organikliği seviyor.

“Ulan”ın ilk klip şarkısı “Kaybolduğumda”da hayatımızdaki zaman duraklarında geziniyor, sorguluyor, peşimizi bırakmayanlara takılıyor; ıskaladıklarımızı hatırlatıyor. Albümün genelindeki tatlı melankoliye acı teşhisler eşlik ediyor. Dua Tarlası'nın kayıtları İstanbul-Valencia arasında, mix ve mastering aşamaları da Valencia’da bulunan Blackout Musice (Paco Morillas) ve Crossfade Mastering (Enrique Soriano) tarafından gerçekleştirilmiş. Bu yüzden paketlenmiş Türkiye soundu yok albümde.  Albümün prodüktörü ve müzik danışmanı ise gazeteci-yazar Ali Deniz Uslu. Albüm 13 şarkıdan oluşuyor. 12 tanesinin söz ve müziği Volkan Diyaroğlu’na, “Hafriyat” isimli şarkının söz ve müziği Ziya Levent Aybay’a ait. Sözün özü iyi duyulan ve keşif zevki veren bir albüm Ulan'ın “Dua Tarlası”.

Ulan'ın soluğu kesilen ve kendini tekrar eden Türk rock müziğine ilaç gibi geldi. Peki, Ulan'ın hikayesi nedir, niye bu kadar beklediniz?

VOLKAN: Teşekkür ederiz, bunu anlayabildiğiniz için ayrıca  da tebrik ederiz. Çogu müzik dinleyicisi farkında değil bu durumun ne yazık ki. “Ulan” aslında 15 senelik ama yeni bir grup.  Senelerce farklı ülkelerde yaşamamız sebebiyle aramıza koca bir deniz girdi. Aslında beklememizin en büyük sebebi Türkiye'de gerçek bir müzik yapmanın imkansizliğini düşünmemiz. Kazanmamız gereken farklı kavgalar vardı ve onları kazanıp şimdi de belki birşeylerin değişmesinde bizim de katkımız olur mu diye düşünüp, siyah kuşaklarımızı takıp geldik.

LEVENT: Volkan ile lise arkadaşıyız.Valencia'ya  taşınınca müzik çalışmalarımıza ara vermek zorunda kaldık. Ancak ayrı olarak söz ve müzik yazmaya devam ediyorduk.Sürekli haberleşiyorduk zaten. 2014 yazında kendi ev ortamlarımızda bu şarkıları profesyonel seviyede kaydedebilir miyiz diye düşünürken kendimizi bu sürecin içinde bulduk. Valencia Kadıköy arasında şarkılar gidip geldikten sonra Valencia'da mix-mastering aşamalarını halledip son aşamaya gelmiş olduk.

 Türkiye'de gündem malum. “Ulan” da tam memleketin halini anlatıyor gibi. İsim olayı nedir?

LEVENT: Doğru. Gündem yüzünden Ulan’sız bir anımız geçmiyor. Şarkılarımız bireysel ve toplumsal birçok tepkiyi içinde barındırıyor. “Ulan” da bu tepkileri ifade etmenin en naif yollarından biri bize göre. Yine de olan bitenleri gördükçe “ulan” biraz hafif kalıyor.

İsminiz “Ulan” albümün adı da “Dua Tarlası”. Zıtlıkların uyumu mu bu yoksa işin içinde başka bir ironi mi var?

 VOLKAN: “Dua Tarlası” bizim ilk şarkımız grup olarak. Dualar yetiştiren bir tarlada korkuluk olup kendisinden korkmamaya çalışan bir kişi söylüyor şarkıyı. İroniyi ve “Ulan ya!” diyeceğiniz yeri kendiniz bulun!

Albümde 13 şarkı var. Ne kadarlık bir zaman diliminde üretildiler?

LEVENT:  Albümde Dua Tarlası, Durdurun gibi 16-17 senelik şarkılar olduğu gibi Hafriyat gibi yeni yazılmış şarkılar da var. Üretim aşaması çok geniş bir zamana yayılmış bir albüm Dua Tarlası. Ancak kayıt ve mix-mastering aşaması 4 aylık bir süreçte tamamlandı.

Her şarkının bir derdi var ama albümün derdi ortak: Zaman.

LEVENT: Ne yaşarsak yaşayalım dönüp dolaşıp yüzleştiğimiz tek gerçek zaman. Ne onsuz oluyor ne de onunla.

VOLKAN: Herhangi bir şarkının da derdi zamandır aslında. Soyut bir zaman kavramından yeni bir yer, yeni bir zaman dilimi üretiyorsunuz. Zamanin bir ilaç olduğu yalan. Tam tersine, insanlığı hasta eden sey zaman.

Piyasa koşullarına göre çok alternatif bir müzik yapıyorsunuz. Akıntıya karşı yüzmek müzik camiasında çok zor. Nasıl başardınız bunu?

VOLKAN: Müzik camiasına gülüp geçmekle başlıyoruz işe. Biz bu şarkıları kendimiz için yaptık, kimse dinlemese de kendimiz dinleyip üretmeye devam edeceğiz. Camiayı düşünmeye başladığınız an, ısmarlama resim yapan ressamlara dönüşürsünüz ki bunun gercek bir yaratma edimiyle alakası kalmaz. Anlaşılmak gibi bir derdimiz yok, hatta var olan müzik piyasasinda çabuk anlaşılırsak bir sorun ararız müziğimizle ilgili. Herkes kulağına hoş gelen ve alışageldiği soundu duymak istiyor. Büyük müzisyenlerin ya da sanatçıların başlangıçta yollarının kesilmeye çalışılması en doğal şeydir. Ama iyi müzik kalır!

LEVENT: Biz kendi denizimizde yüzmeyi tercih ettik. Burada akıntıyı biz belirliyoruz. Bu denizi seven herkes bize katılabilir.

Müzik danışmanı ve prodüktör olarak da müzik alemlerinin yakından tanıdığı gazeteci Ali Deniz Uslu ile yola çıkmışsınız. Onunla yollarınız nasıl kesişti?

VOLKAN: Ali Deniz benim ilkokul arkadaşım, ancak ilkokuldan sonra 2013 senesine kadar görmemiştik biririmizi. 2013 senesinde gerçekleştirdiğim bir serginin röportaji sebebiyle karşıma geldiğinde gözlerime inanamadiım! Daha sonra bunca sene neler yaptığımızı konuşurken müzikten konu açıldı ve kendisine bir süre sonra kaydettiğimiz demolari yolladım ve bizi en başından sonuna kadar destekledi. Grubun bir üyesi aslında Ali Deniz, kamera arkası gizli kahraman gibi… O olmasa bu albüm burada olur muydu? Sanmıyorum…

Çıkış şarkınız “Kaybolduğumda”yı da kendiniz çekmişsiniz. Diğer kliplerde ev yapımı mı olacak?

VOLKAN: Aslında klip ev yapımı değil. Ben resim yanında video sanatı da yaptığım için derdimi en iyi kendim anlatabilirim diye kendim çektim klibi. Aslında klibi bir ölçüde video art olarak da ele alabiliriz. Ancak ne yazık ki Türkiye'de de klipler orta çağdan kalma biraz. Hala makyajsiz halleriyle şaşırtan ünlüler, milyonlarca lira para akıtıp hiç bir şey söylemeyen klipler çekiyorlar. Şarkılar kliplerde görsel ve kavramsal açıdan bir bütün oluşturmalılar. Yoksa televizonda dönse ne yazar, dönmese ne yazar? Para için mi yapıyoruz arkadaşlar biz müziği? Umarım derdimizi anlayabilecek bir yönetmen buluruz da çalışabiliriz ileride, neden olmasın?

LEVENT: İkinci klibimiz “Bazenli Geçmiş Zaman”ı da kendimiz çektik ve 29 Mayıs'ta yayınlanacak. Açıkçası  klip için elimizde gitarlar sahil sahil dolaşmak ya da terkedilmiş fabrika aramak istemedik. Birimiz ressam birimiz tasarımcı. Görsel bir estetik algımız var ve bunu video olarak yansıtmak istedik kilplerimizde. İleride hangi şartlarda klip çekeriz bilmem ama görsellik olarak bu farklılığımızı hep korumak istiyoruz.

İlk klipten kısa bir süre sonra ikinci klibiniz “Bazenli Geçmiş Zaman”ı yayınlıyorsunuz. Farklı bir iletişim tavrınız da var. Peki bu klipte hikaye nedir?

LEVENT: Günlük hayat ile geçmiş zamanın kesiştiği anları sorgulayan bir hikayesi var klibin. Geçmişe dalıp giden birinin gözünden geriye doğru giden bir dünya görüyoruz. Çekimler Volkan’la arkadaşlığımızın geçtiği Bahariye ve Fındıklı semtlerinde GoPro kamerayla yapıldı. Kolajlarıyla, görsel zenginliğiyle müzik klibinden çok video-art diyebileceğimiz bir çalışma. Görsel sanatlarla uğraşan bir müzik grubu olarak bu farkımızı kliplerimize de yansıtmak hoşumuza gidiyor.

Ve merak edilen soru. Soundunuz çok organik ve bunu sahnede dinlemek için sabırsızlananlar var. Konserler ne zaman?

VOLKAN: İyi bir ekip kuruyoruz şu sıralar. Konser vermek kolay, iyisini yapabilmek icin bir hazırlık halindeyiz. Zannediyorum yaz aylarında bizi canlı gözlerle ve makyajsız halimizle izleyebileceksiniz. Sizleri şaşırtmaya geliyoruz.

LEVENT: Biz de sabırsızlanıyoruz konserler için. Hazırlık aşamasındayız. Yaz aylarında hazır duruma gelip sonbaharla birlikte konserlere başlayacağız.

@ulanband / www.ulanband.com

Merakla beklenen Yılmaz Özdil'in son kitabı "Mustafa Kemal" Plus abonelerine hediye.

Son güncelleme: android-time 13:3526.05.2015
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet social-whatsapp Whatsapp more