Reklamsız Sözcü

Giyilebilir teknolojileri giymek istiyor muyuz?

Samsung’un yeni akıllı saati ile giyilebilir teknoloji savaşı yeniden zirve yaptı.

06:0414 Aralık 2015
Giyilebilir teknolojileri giymek istiyor muyuz?
Samsung’un yeni akıllı saati ile giyilebilir teknoloji savaşı yeniden zirve yaptı.

 

Apple ve Samsung, teknolojiyi giymemiz için deliriyor. Peki biz buna hazır mıyız?

Rahşan GÜLŞAN
rahsangulsan@sozcu.com.tr
@rahsangulsan 

Ben istisna sayılırım. Açıkçası giyilebilecek, tüketilebilecek hangi teknoloji varsa tüketmek için sıradayım.
Ama akıllı telefonum, iPod'um bir yana yanımdan ve üzerimden hiç ayırmak istemeyeceğim bir “Giyilebilir teknoloji” ekipmanı henüz hayatıma girmedi. Apple Watch çok şık tasarımı ve ortamlarda bir arzu nesnesi olması dolayısıyla biraz yer edindi hayatımda. Ama geçen haftadan beri Samsung'un yeni akıllı saati Gear S 2'yi test ediyorum ve şunu rahatlıkla söyleyebilirim ki ilk kez Samsung rekabette bu kadar eli kuvvetli.

TASARIMI BEKLENTİYİ KARŞILIYOR

Saatin bir de Classic isimli deri kayışlı ve ekranı biraz daha büyük versiyonu var ama bugün konumuz daha spor olan versiyonu.
S2, öncelikle bir Swatch saati andırıyor olması yani eski futüristik, kalın ve günlük hayatımıza bir Jules Verne romanından fırlamış gibi havasının gitmiş olması çok olumlu.
Bu tasarım hem kadınlar hem de erkekler tarafından kolay benimsenebilecek bir tasarım. Görece inceliği ve yuvarlak hatlarıyla tasarımını çok beğendiğimi söyleyebilirim.
Ama bu saatin en önemli özelliği, ekranın etrafını kaplayan çerçevenin dönme özelliği. Bu özellik cihazdaki program ve fonksiyonlara akıcı ve hızlı bir şekilde ulaşmanıza imkân tanıyor. Aynı zamanda haritada iken ekrana dokunmadan görüntüyü yakınlaştırmanızı sağlıyor. Bu özellik kullanımı çok kolaylaştırırken bazen de bir yerlere dokununca kendiliğinden istem dışı programlara yönlendirme yapıyor ve sıkıntı yaratabiliyor.

PİL ÖMRÜ ÇOK İYİ 

Ekran müthiş! 320×320 çözünürlük pikselleri görmemizi imkânsız hale getiriyor. Ve parlaklığı gerçekten çok iyi. Siyah reprodüksiyonu ise çok başarılı.
Gear S 2, “Android Wear” yerine Samsung'un kendi işletim sistemi Tizen'i kullanıyor. Ve ilk kez diğer Android akıllı telefonlarla da uyumlu. Pil ömrü ise kesinlikle Apple Watch'dan daha iyi. Ayrıca ekranda saatin sürekli görünmesi (Aslında işi saati göstermek olan bir aygıt için buna sevinmemiz biraz ironik değil mi?) kullanımı kolaylaştırıyor.
Saat arayüz seçenekleri ise Samsung'tan beklediğimden çok çok iyi. Kendi adıma Nike arayüzünü de çok beğendiğimi söylemeliyim. Nike arayüzü aynı zamanda bir spor arkadaşı olarak da faydalı bir uygulamaya bağlı çalışıyor.

UYGULAMALAR HENÜZ YETERSİZ 

Saat için yazılmış üçüncü parti uygulamaları ise henüz biraz yetersiz.
Gear S2, Samsung'un tasarım ve fonksiyonellik anlamında rekabete bu yıl sağlam asılacağının bir göstergesi.
Ama işte söz konusu iki günde bir şarj etmemiz gereken bir kol saati olunca iş dönüp dolaşıp pratikliğe dayanıyor.
Giyilebilir teknolojiler uzaktan çok çekici görünüyor. Ama işin içine pil ömrü kısıtlamaları, kısıtlı kullanım alanları ve günlük hayatımıza ayak uydurma sıkıntıları şimdilik çok yaygın kullanmamızı engelliyor.

Fosil yakıtın sonu geldi mi?

Çok değil on yıl önce seksen ila yüz yıl gibi rakamlar telaffuz ediliyordu fosil yakıtların ömrü için.
Hidrojen, güneş enerjisi gibi alternatif yakıt arayışları bu nedenle başlamıştı. Ama şimdi artık korkunç bir doğal sıkıntı ile karşı karşıyayız: Küresel ısınma.
Benim gibi sıkça belgesel izleyenler, iyi kötü doğal felaketlerin nedenlerine vakıf olanlar için kabullenmesi kolay olmayan ve beklenen bir son bu.

PETROL ÜRETİCİLERİ SIKINTI YAŞAR 

Ama nihayet uluslararası bir uzlaşma sağlandı Paris'te. Yüzyıl içinde sıcaklık artışının 1.5- 2 derece arasında tutulabilmesi için karbon salınım miktarları düşürülecek ve gelişmiş ülkeler bir fon oluşturup diğer ülkelere yardımcı olacak şartların sağlanmasına yardımcı olacak.
Neresinden bakarsak bakalım bu, fosil yakıt kullanımının sonu anlamına geliyor. Ki bu özellikle petrol geliri olan ülkeler için gergin bir durum yaratıyor. Bizim gibi güneşi, rüzgarı, suyu (En azından şimdilik) bol bir ülke içinse aslında avantajlı olabilecek bir durumda yine oralı değiliz. Küresel ısınmayla bir numaralı savaşçılarımızı ağaçlarımızı kesiyoruz sürekli. Dereleri kurutuyoruz. Dünyada tüm dengeler değişirken biz yine nehrin kenarına oturmuş saçma sapan hayallerle beton kamyonlarımızı sevip duruyoruz.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp