Reklamsız Sözcü

En iyi aşçılar Cordon Bleu’de yetişiyor

6 Aralık 2015

Özyeğin Üniversitesi Gastronomi Bölümü

Dün­ya­nın gel­miş geç­miş en ün­lü aş­çı­la­rı­nın geç­miş­le­ri­ni araş­tır­dı­ğı­nız­da he­men he­men hep­sin­de bir Cor­don Ble­u öğ­re­ni­mi gö­rür­sü­nüz. Cor­don Ble­u, Fran­sa'nın, hat­ta dün­ya­nın en ün­lü aş­çı­lık oku­lu­dur. Gas­tro­no­mi ko­nu­sun­da iler­le­mek is­te­yen her­ke­sin dü­şün­de de Cor­don Ble­u'­de oku­mak var­dır.
Pa­ri­s'­te­ki Cor­don Ble­u'­ye gir­mek için ola­ğa­nüs­tü ye­te­nek­li ve gas­tro­no­mi ala­nın­da tec­rü­be­li ol­ma­nız ge­re­kir. Sa­de­ce bun­lar da yet­mez, eğer gir­me­yi ba­şar­sa­nız bi­le yıl­lı­ğı­na 25.000 do­lar ci­va­rın­da bir pa­ra öde­me­niz la­zım.
Ne mut­lu ki Cor­don Ble­u'­nün Tür­ki­ye'de de bir şu­be­si var, Öz­ye­ğin Üni­ver­si­te­si ile iş­bir­li­ği ya­pa­rak genç Türk aş­çı­la­rı­nın ye­tiş­me­le­ri­ni sağ­lı­yor­lar. Pa­ri­s'­te­ki gi­bi as­tro­no­mik ra­kam­lar da is­te­mi­yor­lar.
Prog­ra­mın ba­şın­da Def­ne Er­tan Tüy­sü­zoğ­lu var. Ge­çen gün­ler­de SİR­HA adıy­la dü­zen­le­nen gas­tro­no­mi fu­arı­na biz­le­ri da­vet et­ti. Ora­da Fran­sa'-dan öğ­re­tim üye­si ola­rak da­vet edi­len Franck Bru­wi­er'­in şef ma­sa­sı­na bu­yur­duk. Bru­wi­er'­in et­ra­fın­da ye­te­nek­li genç şef aday­la­rı var­dı.
Öğ­ren­ci­le­rin da­ha iyi öğ­ren­me­si için Şe­fe bir şa­rap ve­ril­miş, bu şa­ra­ba uy­gun bir me­nü ya­rat­ma­sı is­ten­miş. Şa­ra­bın is­mi­ni yaz­ma­ya­ca­ğım için ra­hat­lık­la söy­le­ye­bi­li­rim. Se­çi­len, hiçbir ye­mek­te ter­cih et­me­ye­ce­ğim sı­ra­dan bir şa­rap. Ye­mek­ten ön­ce ta­dı­yo­rum, bu­nun­la şef ne yap­sa ol­maz, di­ye dü­şü­nü­yo­rum. Şef bul­gur ri­sot­to ya­ta­ğın­da pem­be tuz ki­re­mi­tin­de mü­hür­len­miş ka­yı­sı­lı ör­dek göğ­sü “Bal­lo­ti­ne­” ha­zır­la­mış, et­ra­fın­da özel­lik­le ör­dek ci­ğe­riy­le ha­zır­lan­mış bir çok lez­zet koy­muş. Bal­lo­ti­ne ör­dek göğ­sü­nü ru­lo ya­pıp içi­ne ka­yı­sı gi­bi bir mal­ze­me sar­mak de­mek­miş, tüm ye­mek mal­ze­me­le­ri Tür­ki­ye'den­miş.
Şa­rap bir­den­bi­re bu ye­mek­ler­le gü­zel­le­şi­yor, şa­şı­rıp ka­lı­yo­rum, şe­fi teb­rik edi­yo­rum. Amaç bu di­yor şef Bru­wi­er, amaç gö­rün­tü­den zi­ya­de lez­zet­te bir fark ya­rat­mak. Da­ha son­ra han­gi yan ye­mek­le­rin han­gi öğ­ren­ci­ler ta­ra­fın­dan ya­pıl­dı­ğı­nı söy­lü­yor, hay­ran­lık­la sey­re­di­yo­rum.
Ke­sin­lik­le Türk aş­çı aday­la­rı emin el­ler­de, ba­kar­sı­nız ya­kın­da dün­ya­nın sa­yı­lı aş­çı­la­rı­nı da ye­tiş­ti­rir­ler.

La Scar­pet­ta

İs­tan­bu­l'­da birçok ye­ni gü­zel lo­kan­ta açı­lı­yor. Bun­lar­dan bi­ri de Cor­don Ble­u'­de ye­tiş­miş Mür­şit Gök­sü­zoğ­lu'nun şef ola­rak yö­net­ti­ği La Scar­pet­ta ad­lı İtal­yan Lo­kan­ta­sı. Ge­çen gün­ler­de sev­gi­li ağa­be­yi­miz Tek­fen Yö­ne­tim Ku­ru­lu üye­si Ümit Öz­de­mir do­ğum gü­nü için da­vet et­ti. Sa­at se­kiz­de baş­la­yan do­ğum gü­nü par­ti­si­ne ne ya­zık ki ame­li­yat­la­rım bit­me­di­ği için sa­at on ci­va­rın­da gi­de­bil­dim. Da­vet­li­ler ana ye­me­ğe geç­miş­ler­di, ama ba­na baş­tan baş­la­dı­lar. Ön­ce ste­ak tar­tar gel­di. Ste­ak tar­tar, as­lın­da çiğ et. Yu­mur­ta ve çe­şit­li ba­ha­rat­lar­la har­man­la­na­rak ye­ni­li­yor. Ha­zır­lan­ma­sı çok önem­li, iyi bir şe­kil­de ya­pıl­maz­sa çiğ kıy­ma yi­yor gi­bi olur­su­nuz. Mür­şit Bey an­la­şı­lan ste­ak tar­tar ko­nu­sun­da çok us­ta, Tür­ki­-ye'de şim­di­ye ka­dar ye­di­ğim en gü­zel ste­ak tar­tar­dı. Ar­ka­sın­dan ör­dek et­li ka­lın ta­ze ma­kar­na gel­di. Bir so­luk­ta bi­tir­dim, res­mi­ni bi­le çe­ke­me­dim. Üze­ri­ne de kuş­kon­maz üs­tün­de bon­fi­le, tam kı­va­mın­da piş­miş, ya­ni az or­ta. Dı­şı kah­ve­ren­gi, içi kır­mı­zı. Ba­zı­la­rı bu kır­mı­zı ren­ge da­ya­na­ma­yıp iyi­ce pi­şi­rip eti öl­dü­rü­yor­lar, etin lez­ze­ti kay­bo­lup gi­di­yor.
Ar­ka­dan ge­len çi­ko­la­ta­lı suf­le­yi de yi­yin­ce, ey­vah de­dim, fo­toğ­raf­lar­da çok şiş­man çı­ka­ca­ğım, keş­ke ye­me­ğe baş­la­ma­dan re­sim çek­tir­sey­dim. Ger­çek­ten Cor­don Ble­u im­za­sı var bü­tün ye­mek­ler­de, hep­si ne­fis. 3-15 ara­lık ara­sı La Scar­pet­ta'-da trüf haf­ta­sı var­mış, mut­la­ka gel­mek ge­rek.
Trüf çok pa­ha­lı, çok lez­zet­li, ne­fis ko­kan bir man­tar, top­rak al­tın­da ye­ti­şi­yor, an­cak iyi eği­tim­li kö­pek­ler bu­lu­yor bu man­tar­la­rı. Bi­zim ke­me man­ta­rı­na ben­zi­yor. Na­dir de bu­lun­du­ğu için bir te­nis to­pu bü­yük­lü­ğün­de­ki bir man­tar 1000 eu­ro­ya sa­tı­lı­yor. Ta­bi­i lo­kan­ta­lar­da fi­yat üç dört mis­li­ne çı­kı­yor. Ama mut­la­ka ta­dıl­ma­sı ge­re­ken bir lez­zet. En iyi­si Ümit ağa­be­yi­mi­zi kan­dı­rıp ken­di­mi­zi da­vet et­tir­mek, on­dan son­ra değ­me­yin key­fi­me.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp