Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Arap parasıyla kalkınma

31 Aralık 2015

Türkiye'nin en bilinen ekonomi yazarı Güngör Uras'tır. Güngör benim yakın arkadaşımdır. Hemen her gün telefonla konuşuruz. Eksik olmasın benim tüm yazılarımı okur ve değerlendirir. Ben de onun eleştirilerini dikkate alırım. Geçen hafta, FED'in dolar faizini artırmasına rağmen bizim Merkez Bankası'nın TL faizini artırmamasını, niçin doğru bulduğumu anlatan etraflı bir makale yazmıştım. Güngör, yazı iyi, ama sonu bağlanmamış dedi. Bu ikaz üzerine yazının sonunu tekrar bağlıyorum. Makalede özet olarak:
1. TL faizini artırmanın Türkiye'ye yabancı tasarruf, yani sıcak para çekmekten başka bir işe yaramadığını,
2. Sıcak paranın ise TL'yi gereksiz şekilde değerlendirerek, sanayimizin rekabet gücünü azalttığını,
3. Bunun da cari açık yani tasarruf açığı yarattığını söyledim.
Bu sebeple Merkez'in faizi artırmamasını, doğru bulmuştum. Ben değerli TL ile hem enflasyonu düşürüp, hem de ekonomiyi iç pazarı genişleterek büyütme politikasına karşıyım. Böyle “zahmetsiz” kalkınma olmaz.

İKİ TARZLI İKTİSAT

Türkiye'de egemen olan iktisadi görüş, TL'nin değerini yüksek tutmaktır. Zaten yüksek faiz isteyenlerin maksadı aslında faizin yüksek olması değil “dövizin ucuz olmasıdır”. Herkes ucuz dövizi çok seviyor. Çünkü enflasyon artmıyor, ithal malları ucuz, gayrimenkul fiyatları yüksek oluyor. Borsa uçuyor, banka kârları patlıyor. Banka sahipleri milyarder oluyor. Hepimiz durduğumuz yerde zenginleşiyor ve daha lüks bir hayat yaşıyoruz. Ucuz dövizin tek sakıncası kabaca her 10 yılda bir patlayan devalüasyon krizleri ile orta gelir tuzağına takılıp kalmaktır.

AKP TARZI İKTİSAT

Bu egemen iktisat tarzının dışında AKP “hem düşük faiz hem ucuz döviz” isteyen bir politika geliştirdi. Değerli TL sonucu oluşacak cari döviz açığını da yabancılara bilhassa zengin Araplara, ülkemizin sınaî, ticari ve gayrimenkul varlıklarını satarak kapatma yöntemini benimsedi. Ne var ki; AKP'nin bu kalkınma modeli de sakattır. Çünkü sürdürülemez. Kısa vadeli ferahlık sağlamak uğruna, orta ve uzun vadede “kanama” (dışarıya kâr transferi) yaratır. Türkiye ne devalüasyon krizlerinden ne de “Orta Gelir Tuzağı”ndan kurtulamaz.

AKP'NİN OSMANLI YANI

AKP'nin icat ettiğini sandığı iktisat tarzı, Osmanlı tarafından uygulanmıştır. Bunun adı “haraç alamazsan, dış borç al”dır. Osmanlı, Avrupa'da haraca bağladığı beylikleri ve özellikle Mısır'ı kaybedince, bütçesini denkleştiremez olmuştur. Bunu fırsat bilen yabancılar, Osmanlı'ya yüksek faizle hem borç vermişler hem de işletme kârlarını yurtdışına çıkarmak şartıyla demiryolu, köprü, elektrik, tramvay ve sair alt yapı yatırımları yapmışlardır. Osmanlı'nın son döneminde “asker ve sivil bürokratlar ve gayrimüslim burjuva” çok lüks ve çok eğlenceli bir hayat yaşamıştır. Yine bu dönemde borç parayla Dolmabahçe ve sair saraylar inşa edilmiştir. Ancak filmin sonunda Osmanlı Devleti iflas etmiş ve ülke parçalanmıştır.
Son söz: Her kel borçlunun, bir kör alacaklısı vardır.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp