Reklamsız Sözcü
EGE CANSEN

Kefaret ve endülüjans

13 Aralık 2015

Yine reform söylemleri başladı. Hükümet, bir süre önce de 100'den fazla reform içeren bir paket açıklamıştı. Siyasetçilerin kullandığı reform kelimesinin tanımı ile benim sözlüğümdeki reform tanımı arasında dağlar kadar fark var. Onlar, kendilerinin yaptığı, iyi veya kötü sonuç verip vermeyeceği dahi belli olmayan her değiştirmeye reform diyor. Benim tanımıma göre, bir değişikliğe reform demek için onun “biçimsel/yüzeysel” değil “esastan/köklü” nitelikte olması gerekir.
Eğer bir değişim reform ise, mutlaka taraftarı kadar, hatta ondan fazla karşıtı olur. Reformlar davul zurna çalarak, zılgıt çekerek karşılanmaz. Tam aksine, toplumda gerilim yaratır. Öyle bir batından bir seferde yüz reform da çıkmaz. Bir toplumda yüz yılda ancak bir iki tane reform gerçekleşebilir.

TARİHTE REFORM, PROTESTANLIĞIN ORTAYA ÇIKIŞIDIR

“Reform” kelimesi tek başına söylenince akla gelen ilk şey, Protestanlığın doğuşudur. Reform'un çağrıştırdığı diğer kelime de “Rönesans”tır. Sanat, bilim ve düşüncede Rönesans (yeniden doğuş) ile dinde reform (yeniden biçimlenme) birbirini tamamlayan iki kavramdır. Denebilir ki: Rönesans doğmasaydı dinde reform olamazdı; reform olmasaydı Rönesans hareketi duraklardı. Reformun fikir babası Rahip Luther, Hristiyanlara “Hristiyanlık kötüdür” dememiştir. Aksine, “ticarileşen endülüjansı” yani Papalığın para karşılığında günah affetmesini ve cennette mekân satmasını, Hıristiyanlıkla bağdaşmaz bulduğunu ilan etmiştir. Bunun üzerine Papalık da onu aforoz etmiştir. Luther ve Calvin'in önderliğinde gerçekleşen Reform'un özü, Hristiyanlığın “tapınma” değil “inanç” dinine dönüşmesidir. Protestanlığın yaygınlaştığı toplumların uygarlıkta daha hızlı ileri gitmesi, Katolik ve Ortodoksların kendilerini yenilemesini intaç etmiştir.

TÜRKİYE'DE DE RÖNESANS REFORM GİRİŞİMLERİ OLMUŞTUR

İslam dünyasının hali pür meali ortadayken bir de başımıza “İslam ile Terör” özdeşleşmesi çıktı. İslam'da reform çok tartışılmıştır. İslamcıları “Reform” kelimesi kadar kızdıran başka bir şey yoktur. İslam, deforme olmamıştır ki, reforme edilsin denir. Aynı çevreler, İslam'da reform değil ama “tecdit” (yenilenme) olabilir derler. Tabii bu tam bir çelişkidir.

DİN, HERŞEYDEN ÖNCE BİR HUKUK SİSTEMİDİR

Din, iki boyuttan oluşur. Birincisi, bireysel; ikincisi toplumsaldır. Bireysel boyutta, insanlar duydukları vicdan azabından kurtulmak için dini kullanır. Günah işlemişlerse bir “kefaret ödeyerek” (endülüjans) günahlarından arınmak ister. Kefaret ödeme kolaylaştıkça, günah işleme artar. Luther'den önceki Hristiyan dünyasının hali buydu. Dinin, ikinci ve esas boyutu toplumsaldır. Buna “şeriat” veya laik düzende “hukuk” denir. Hukuk, hem kamunun hakkını korur hem de kişilere karşı suç işlememeyi emreder. İşleyeni, cezalandırır. Kefaret (endülüjans) ise, işlenmiş suçu “günah-sevap” defterinden siler. Hukuki suçlar ve kabahatler, “günah” gibi addedilip, kefaretle af oldukça, hukukun yaptırımı olan dünyevi cezanın caydırıcılığını azaltır. Ülkemde bir Rönesans ve Reform yaşanmadığı için, hukuk reformunun da gerçekleşmeyeceği endişesi taşıyorum.
Son söz: Tüm reformların anası din reformudur

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp