Reklamsız Sözcü
MEHMET TÜRKER

Bu hesabı kim verecek?!.

30 Aralık 2015

Terörün 31 yıllık kanlı bir geçmişi var!..
Bu süreçte 40 bin kişi hayatını kaybetti…
Bunun yaklaşık 10 bini asker, polis, köy korucusu olan güvenlik görevlileri…
1984 yılında şehit düşen 22 yaşındaki Onbaşı Ahmet terörün kahpe kurşunlarına hedef olmasaydı bugün 53 yaşında olacak, belki torunlarını sevecekti…
Binlerce ana, baba, eş, kardeş gözyaşı döktü, çocuklar yetim büyüdü…
Terörü sıfırdan alan AKP iktidarı, gösterdiği zaaf sonucu hortlayan terör karşısındaki yenilgisinin acı bir sonucu olarak, teröristle pazarlık masasına oturdu!..

* * *

Açılım saçılım ve akiller döneminde “Terörle müzakere değil, mücadele edilir” diye yazmaktan kalemimizin mürekkebi tükendi…
Ama her şey siyasi çıkarlara bağlanmıştı…
Oslo'da başlayan pazarlıklar İmralı-Ankara-Kandil üçgeninde devam etti…
Devlet pazarlık masasına oturduğunda, geçmişe dair sonuç şu oldu:
Aslan gibi vatan evlatları şehit düştüğüyle kaldı, hayatlarını boşu boşuna kaybettiler!..
Zira, geçmişin üzerine kalın bir sünger çekilmiş, şehitler unutulmuştu!..

* * *

İmralı'daki cani, Türkiye'nin geleceğinde söz sahibi yapıldı!..
Bebek katili “vizyon sahibi” oldu!..
Ellerinden şehitlerimizin kanı akan terörist başı “demokrasi kahramanı” haline getirildi…
Kandil-Ankara-İmralı Şeytan Üçgeninde trafik yoğunlaştı, iktidarın zirvelerinden Apo'ya “Bebek katili” denilmesine bile itirazlar gelmeye başladı…
Teröristlerle pazarlığa oturulması İmralı'daki caninin “devlet adamı” haline getirilmesi şehit ailelerini kahretti…
Anaların gözyaşları, şehit evlatlarının mezar taşlarını yıkadı; gencecik fidanlar boşu boşuna ölmüşlerdi…

* * *

Akiller ülkeyi turladılar, pazarlıklar için halkımızı ikna etmeye çalıştılar, devletin bütün imkanlarını kullandılar…
Sonuç?..
Başbakan Yardımcısı Yalçın Akdoğan, İçişleri Bakanı Efkan Ala ve İç Güvenlik Müsteşarı, bugün ihanetle suçlanan HDP heyetiyle Dolmabahçe'de oturup mutabakat metnini açıkladılar…
El sıkıştılar, öpüştüler…
Aslında bu mutabakat için PKK'nın silahlarını bırakıp Türkiye'yi terk etmesi gerekirdi, fakat onlar terk etmek yerine iktidarın göz yummasıyla ilçeleri mahalleleri silah deposu haline getirdiler, hendekleri kazdılar, bombalı tuzakları hazırladılar!..

* * *

Sonra Tayyip Bey çıktı, Dolmabahçe'de bir araya gelen heyetler için “O fotoğrafı doğru bulmuyorum” dedi, mutabakatı da kabul etmediğini açıkladı…
İyi de…
Dolmabahçe'deki buluşma ülkenin Başbakanı'ndan habersiz mi yapılmıştı?..
Uçan kuştan haberi olan Cumhurbaşkanı, eski danışmanı Yalçın'ın, eski müsteşarı Efkan'ın Dolmabahçe'de HDP heyetiyle buluşacağını bilmiyor muydu?…
Dolmabahçe'ye gizlice gitmişler, mutabakat metnini saklamışlar mıydı?..
Vay canına, bunlar gizli işler mi çevirmişlerdi?..

* * *

Tayyip Bey'in tepkisi karşısında ne Başbakan Ahmet sesini çıkarabildi…
Ne de orada o fotoğrafı veren koskoca Başbakan Yardımcısı Yalçın ile koskoca İçişleri Bakanı Efkan bir laf söyleyebildi!..
Kabahat yaptığı için azar işitmiş ilk mektep çocukları gibi köşelerine çekildiler, tek laf edemediler…
Bu film Türkiye Cumhuriyeti'nde vizyona girdi ve 78 milyon seyretti…

* * *

Şimdi ülkenin Güneydoğusundaki bazı ilçelerde adeta bir savaş var!..
İlçelerdeki manzaraların Suriye'den farkı yok…
Her gün ikişer üçer şehit geliyor, siviller de hayatını kaybediyor…
Peki, bütün bu olanların…
Pazarlıkların, mutabakatların…
Hesabını kim verecek?..
Dolmabahçe'de o fotoğrafı veren Başbakan Yardımcısı, şimdi de aynı görevde; o fotoğrafta olan İçişleri Bakanı şimdi de İçişleri Bakanı…
Bu şahıslar Dolmabahçe'deki esrarengiz altüst oluşun…
Sonra da ülkenin bu hale gelmesinin hesabını vermeyecekler mi?..

Mehmet Türker
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp