Reklamsız Sözcü
NASUH MAHRUKİ

Hayatı dolu dolu yaşamanın etkili yolu SEYAHAT ETMEK

27 Aralık 2015

Seyahat etmek, yeni yerler, yeni kültürler tanımak, insanlarla tanışmak, yaşamın içinde yeni olasılıklar keşfetmektir aynı zamanda. Gezmek, kişinin vizyonunu, hoşgörüsünü, üretkenliğini artıran bir okul gibidir. Gezen kişi, kendini, yaşamı, dünyayı diğerlerinden çok daha doğru ve detaylı kavrar.

Katmandu'dan İstanbul'a dönüş yolumda Hindistan'da bir fille karşı karşıya – 1997

Değerli dostlar,
Sözcü'de pazartesi günleri Türkiye ve dünya gündemiyle ilgili düşüncelerimi paylaşırken, Pazar ekinde de değişik kültürlerden, coğrafyalardan, yollardan, insanlardan doğa, çevre, spor, kültür, felsefe yazıları hazırlayacağım. Bugünkü ilk yazımda da, çok önemli bulduğum seyahat etmenin, gezgin olmanın insana katabileceği müthiş fırsatlara değinmek ve sizleri yollara çıkmaya, bazen de yoldan çıkmaya davet etmek istiyorum…

Şili Patagonya'sında Cuernos del Paine dağları ve Pehoe gölü – 1996

Seyahat etmek, yeni yerler, yeni kültürler tanımak, yeni insanlarla tanışmak, yaşamın içinde yeni olasılıklar keşfetmektir bir yandan da. Bu keşif kişinin vizyonunu, dünyaya bakışını geliştirir, hayatı, dünyayı, insanları, ülkeleri, kültürleri, olan biteni çok daha geniş bir perspektiften görmesini sağlar. Kişinin farkındalığını artırır ve hem ideallerini yükseltir hem de ufkunu genişletir. En önemlisi ise kendisine benzemeyenleri de oldukları gibi kabul edebilmeyi ve hiç kimseyi ve hiçbir şeyi ötekileştirmemeyi öğretir.

Sıkkım'da bir manastırda motosikletim ve çocuklar- 1997

DETAYLARDAKİ GÜZELLİK VE MUTLULUK

Hayatı dolu dolu yaşamanın etkili bir seçeneği de seyahat etmektir. Bu nedenle imkanlarımız elverdiği ölçüde, yurtiçinde ve yurtdışında gezilere çıkmak, yaşadığımız ve bildiğimiz yerin dışında yeni ve farklı kültürler tanımak, dünyanın bilmediğimiz, tanımadığımız köşelerini kendi gözlerimizle görmek ve deneyimlemek, beraberinde müthiş bir kişisel gelişim ve büyüme fırsatı da getirecektir.

Afganistan'ın kuzey doğusundaki Chakmaqtin gölünde Pamir Kırgızları'nın köyü ve Yak – 2014

Gezmek, kişinin vizyonunu, hoşgörüsünü, üretkenliğini artıran bir okul gibidir. Gezen kişi, kendini, yaşamı, dünyayı, diğerlerinden çok daha doğru ve detaylı kavrar. Bu sayede kendi yolunu çok daha belirgin ve tutarlı çizer. Yaşamın içine karışmış küçük detayları ve bu detaylarda saklanan güzelliği ve mutluluğu yakalar. Bu da gezgini daha mutlu, çevresine karşı anlayışlı ve sevgi dolu, kendisiyle ve herkesle barışık, meraklı, coşkulu, kendine güvenli, daha başarılı ve daha üretken yapar.

Pemayangtse manastırını ve değerli Lama'sını 12 yıl sonra 2. ziyaretimde, çocuklara dünyadan ve hayattan bahsediyorum – 2009

Gençliğinde büyük bir gezi tecrübesi olan insanların, yaşamlarını çok daha verimli, sağlıklı ve doğru kurduğunu düşünüyorum. İnsan, özgürlüğü ve bunun sorumluluğunu ne kadar erken deneyimler ve öğrenirse, kararlarını da o kadar doğru verir ve hayatın zorluklarına karşı o denli güçlü ve dayanıklı olur. Dünyayı ne kadar erken tanırsa ve dünyanın, kendi evinde, mahallesinde, okulunda, işyerinde, yaşadığı şehirde gördüğünden çok daha fazla rengi, tadı, kokuyu, düşünceyi, inancı, dünya görüşünü, hikayeyi ve insanı barındırdığını ne kadar erken yaşar ve farkına varırsa da, o kadar dünya vatandaşı olur ve kendi yolunu o kadar doğru seçer, sonuçta da o denli başarılı ve mutlu olur.

Tibet'te kutsal Kailash Dağı'na doğru hac yolculuğunda Budist hacılar – 2002

16 yaşındayken İngiltere'ye bir dil okuluna gitmiştim, 20 yaşındayken de Norveç'te zihinsel engellilerin bakıldığı bir çalışma kampına katılmıştım. Bu iki deneyim, dünya hakkındaki farkındalığımı artırmış, ufkumu açmış, hayal gücümün sınırlarını geliştirmişti. Dışarıda olağanüstü, rengarenk ve çok güzel bir dünya olduğunu keşfetmiş ve çok etkilenmiştim.

Arjantin Patagonya'sında Valdes yarımadasında Deniz Filleri – 1996

Benim gezginliğim de dağcılığımla yaşıttır. 20'li ve 30'lu yaşlarım boyunca ne kadar çok dağa tırmandıysam o kadar da çok seyahat etmişimdir. Dağları bu kadar çok sevmemin bir sebebinin de bana dünyayı gezme fırsatı vermesi olduğunu söyleyebilirim. Bugünkü kişiliğimde tırmandığım her bir dağın olduğu gibi her bir seyahatimin de etkisi vardır. Her birinden çok değerli dersler çıkarmış, çok ama çok şey öğrenmişimdir. Çoğu zaman ikisini birleştiren projeler yapmaya çalıştım. Yürüyerek, otostopla, bisikletle, motosikletle, arabayla, trenle, helikopterle, uçakla, bazen de fille, deveyle ya da o anda fonksiyonel olan herhangi bir şeyle her fırsatta yollara düştüm.

Afganistan'ın Ata sporu Buzkaşi'ye hazırlanan binici izleyicileri selamlıyor – 2012

YAŞAM BİR HEDİYEDİR

Dünyanın bir hazine, yaşamın da bir hediye olduğuna inanırım. Yaşadıkça ve öğrendikçe daha da sevdim, sonsuz Evrendeki bu minik mavi gezegeni. Sevdikçe daha yakından tanımak, hakkında daha çok şey öğrenmek istedim. Bir coğrafyadan bir diğerine koşturdum durdum bu güzel dünyada. 7 Kıtayı ve 90'a yakın ülkeyi görme imkanım oldu. Bir dünyalı olarak, insanın yaşadığı dünyayı, dünyayı paylaştığı diğerlerini tanımasını, kendi çerçevesi içinde her şeyden daha değerli olarak gördüğümü söyleyebilirim. Çünkü o zaman görüntüdeki farklılıklarımızın bir sorun değil bilakis bir zenginlik olduğunu ve aslında öz olarak hepimizin aynı olduğunu, aynı yerden geldiğimizi ve aynı amaçla aynı yere gittiğimizi de görebiliriz.

Sıkkım'da Pemayangtse Manastırı'nda günlüğümü yazıyorum – 1997

Zanzibar'ın dar sokaklarında kaybolmak, Alaska'nın muhteşem doğasına aşık olmak, Himalayaların muazzam boyutlarına hayran olmak, Endonezya'da, Afrika'da, Avustralya'da bambaşka kültürlerden gelen ama dünyayı benzer efsaneler ve söylencelerle anan ve aynı sevecenlikle kavramış olan yerli halklarla iletişim
kurmak, Moğolistan'da dünyanın en büyük çayırlarında ilerlemek, Patagonya'da Deniz
Aslanlarını, Deniz Fillerini yakından görmek bir gezgin için unutulmaz tecrübelerdir. Bu
deneyimleri yaşayan sıradan bir insan bir daha asla eskisi gibi olamaz. Artık çok renkli ve çok zengin bir dünyanın kapılarını aralamıştır ve daha fazlasını arzulamaktan kendini alamaz…
Bence ilk fırsatta toplayın çantanızı, yollara düşün ve olabildiğince uzaklara gidin, ilk anda çok zor gibi görünse de ilk adımı attıktan sonrası çok kolay gelir. Dışarıda olağanüstü güzel bir dünya var, kendinize bu şansı verin, sonuçlarına inanamayacaksınız…

Sıkkım'da Bhutia Bustee manastırında güneşin doğuşunu selamlayan çocuk – 1997

Önyargı, taassup ve dar görüşlülüğün en iyi tedavisi seyahattir.

Mark Twain

Nasuh Mahruki
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp