Reklamsız Sözcü
NECATİ DOĞRU

Obama, kâğıdı uzattı! Putin, maviyle çizdi!

14 Aralık 2015

Henüz sıcak. Anlaşılamadı. Gerçek nedeni yeni yılın ortalarına doğru, bir ABD ya da İngiliz gazetesine sızdırılacak bir haberle dünyaya duyurulur. Türkiye, Rus uçağını düşürerek; 100 yıl önce Türk devrimci Mustafa Kemal ile Rus sosyalist devrimci İlyiç Lenin'in başlattığı ve sonra gelenlerin de iğneyle kuyu kazar gibi bin bir özenle bina ettiği “Türkler ile Ruslar savaşmadan da komşu kalabilirler” dostluğunu bitirdi.
Berlin duvarı yıkıldı.
Dünya tek kutup oldu.
Rus uçağı düşürüldü.
Dünya yeniden 2 kutup oldu.
Rusya-Çin bir kutup.
ABD -AB diğer kutup.
Dehşet dengesi yine kuruldu. Rus uçağını düşürme dolduruşuna getirilerek Türkiye yeniden ABD kutbunun arka bahçesinde bekçi ülke kalmaya itildi. Tarih, “Mustafa Kemal ile İlyiç Lenin emperyalizmin oyununu bozdular“ diye yazdı. Aynı tarih, “Türkiye'nin İslamcıları emperyalizmin maşası oldular” diye yazacaktır.
İzleyip göreceğiz.
***
Nükleer güç sahibi iki kutbun (ABD ile Rusya) alt yapısını kurduğu ilk “dehşet dengesi” 40 milyon insanın öldüğü İkinci Dünya Savaşı sonrasında gelmişti. Savaşın galipleri ABD Başkanı Roosevelt, Rus lideri Stalin, İngiliz Başbakanı Churchill, aralarında gizlice anlaşarak dünyayı paylaşmışlardı.
Churchill şunları yazdı:
“Başkan Roosevelt ile yaptığımız “alan anlaşmasını” cebime indirdikten sonra Moskova'ya Stalin'i görmeye (Lenin 15 yıl önce ölmüştü) gittim. Zaman uygundu. Bunun için “Balkanlar'daki sorunlarımızı çözelim” dedim. “Sizin (Rus) ordularınız Bulgaristan ve Romanya'da. Bizim de bu ülkelerde çıkarlarımız, misyonlarımız, ajanlarımız var. Küçük yollara sapıp, yan önerilerle işi uzatmayalım. Yalnız Britanya (İngiltere) ile Rusya söz konusu olduğuna göre siz Romanya'da yüzde 90, biz Yunanistan'da yüzde 90 oranında kuvvet bulundursak, Yugoslavya için de yüzde 50- yüzde 50 desek, ne düşünürdünüz acaba? Bu sözlerim Stalin'e tercüme edilirken ben de bir kâğıt parçasına şunları yazdım:
Romanya:
Rusya………. yüzde 90.
Öbürleri……. yüzde 10.
Yunanistan:
Britanya……. yüzde 90.
(ABD'nin onayıyla)
Rusya………. yüzde 10.
Yugoslavya:
Yüzde 50- Yüzde 50.
Macaristan:
Yüzde 50-yüzde 50.
Bulgaristan:
Rusya……….. yüzde 75.
Öbürleri……. yüzde 25.
***
Kâğıdı Stalin'e doğru sürdüm. O da bu sırada sözlerimin tercümesini dinlemişti. Çok kısa bir bekleme oldu. Sonra mavi kalemini alıp kâğıdın üzerine büyükçe bir işaret çizdi, sonra kâğıdı bize geri itti. Her şey, kısa bir süre içinde olup bitmişti. Elbette hemen savaş dönemi anlaşmalarının pazarlığını yapıyorduk. Her iki taraf da savaş kazanıldıktan sonra barış masasında görüşmeyi umuyordu.
Uzun bir sessizlik oldu.
Kalemle işaretlenen “Balkanları bölüşme kâğıdı” masanın orta yerinde duruyordu. Ardından ben, “Bu anlaşmalarla milyonlarca insanın kaderini çizmiş oluyoruz; bu, biraz onlarla alay etmek olmaz mı acaba? İsterseniz atıp yakalım kâğıdı dedim. Stalin, “Hayır, saklayın” dedi.” (Bu satırlar Churchill'in “Zafer ve Trajedi” adlı anılarını yazdığı kitabının 227 ve 228. sayfalarından alındı)
***
Anılardan okuyoruz.
Birinci elden dinliyoruz.
İkinci Dünya Savaşı sürerken Balkanlar işte böyle yüzdelere bölünerek paylaşıldı. Üçüncü Dünya Savaşı sürerken Rus uçağı düşürülmeden önce ise acaba “Ortadoğu ülkeleri yüzdelere parçalanarak nasıl paylaşıldı ve Türkiye haritası da bölünmeden mi yoksa bölündükten sonra mı ABD ile AB'nin bekçisi yapıldı?”
Göreceğiz.
Paris'te iklim konferansı oldu.
Masaya sadece ikisi oturdu.
Obama, kâğıdı uzattı.
Putin, mavi kalemle çizdi.
Türk İslamcıları!
ABD-AB'nin piyonu oldu.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp