Reklamsız Sözcü
NİLAY ÖRNEK

insan kendine de iyi gelir…

29 Aralık 2015

Reddedilmek incitir, gerginlik zekayı düşürür, bir başarısızlık diğerini tetikler, yalnızlık öldürebilir… Ama insan kendine iyi gelir. Peki fakat nasıl? İşte birkaç formül…

Bazı insanlar nasıl oluyor da başlarına gelen pek çok olumsuz şeyle daha kolay başa çıkabiliyor. Bazı insanlar nasıl oluyor da zor sınavlardan güçlenerek çıkıyor, başa çıkamayacakları durumları olgunlukla kabul edebiliyor, bize çok ağır gelebilecek durumlarda bile ruhsal anlamda esneklik gösterebiliyorlar.
İşte geri tepme, esneme gibi kelime anlamları olan ‘resilience', psikolojide bu duruma ışık tutuyor.
Son yıllarda insan ruhunun hastalıklı ve bozuk taraflarını düzeltmek kadar, sağlıklı, ‘resilient' yani esnek ve dayanıklı yönünün de güçlendirilmesi gerektiği düşünülüyor.
‘Resilience' sahibi insanlar ruhsal olarak çabuk iyileşme gücüne sahip oluyor.

 

BAMBU İNSANLAR!

“Bir bambu düşünün” diyor ‘resilience' üzerine çalışan psikiyatr-yazar Alper Hasanoğlu; eğilir ama kırılmaz, basınç azaldığı an eski haline geri döner.
İşte bazı insanlar da ruhsal olarak böyle. Bambu gibi!
Kiminin yapısı böyle, kimi sonradan öğreniyor. Peki nasıl?
Çocukken parmağımızı kestiğimizde bize o noktaya yara bandı yapıştırmamız gerektiği öğretilir ya da dişlerimizi fırçalarsak çürümeyeceği… Ama aşk acısı çektiğimizde, dışlandığımızda, aldatıldığımızda, başarısızlığa uğradığımızda ne yapacağımızı bilemeyiz.
Çünkü ‘duygusal ilkyardımı' öğrenmeyiz.

DUYGUSAL İLKYARDIM

TED'de yaptığı konuşmanın bir benzerini, Marka Konferansı'nda da tekrarlayan psikolog, psikoterapist ve yazar Guy Winch'ten alıntılarla çözüm önerilerini özetlemeye çalışayım:
Bilim söylüyor: Duygusal acılar başarısızlığı artırıyor; üretimi, yaratıcılığımızı azaltıyor, gerilimler IQ'yu yüzde 10-15 oranında düşürüyor. Bunları önemseyip ‘acil ruhsal yardım' talep etmek, duygusal acıyı azaltmak gerek.
Elimiz kesildiğinde, bir bıçak alıp daha derin bir kesik açmaya çalışmayız. Bir an önce acıdan kurtulmak için uğraşırız. Ruhsal olaraksa bunu yaparız; kendimize karşı acımasız olur hatalarımızın, beğenmediğimiz yanlarımızın listesini yaparız. Özsaygımızı azaltmak için çabalarız. Duygusal olarak yaralanınca, hemen kendimize duygusal ilkyardım uygulamalıyız. Özgüvenimiz artarsa, acıya karşı daha dayanıklı oluruz.

YENİLGİNE TAKILMA

Mutsuz birine “Boş ver, hepsi kafanda. Unut gitsin” denir. Ama kolu kırılan birine “Boş ver, hepsi kolunda. Unut gitsin” demezsiniz! Fiziğimize gösterdiğimiz özeni ruhumuza da göstermemiz şart.
Başarısızlığa takılı kalmak, başarısızlık oranını artırır. Başarısız olduğumuza kendimizi ikna etmekten vazgeçmeliyiz. Farklı çıkış yolları aramalı, kısır döngülerden kaçınmalıyız.
Kendinizi az yargılayın. İyi bir arkadaştan beklediğiniz iyi davranışı kendinize gösterin.
Çevrenizin kalabalık olması, evli, sevgilili olmanız fark etmiyor. Yanınızdakilerden duygusal ve fiziksel olarak kopuk hissediyorsanız, yalnızsınız! “Yalnızlıktan ve kendinize düşman olmaktan kaçının” diyor Winch. Yalnızlık üzmekle kalmıyor, kronik yalnızlık erken ölüm riskini de yüzde 14 artırıyor.

HEP KENDİNDE ARAMA!

Düşüncelerimiz her zaman dostumuz değil! Kimi, patronu ona “Günaydın” demediğinde “Patronun sabahı kötü geçmiş” diyor, kimi de “Günüm kötü geçecek” diye düşünüyor. “Duygusal acımızın yüzde 96'sını kendimiz yaratırız. Duygusal kanamayı durdurmak elimizdedir.” diyor Guy Winch. Olan biten her şeyi genelleştirmeden, kişiselleştirmeden, felaket senaryoları yazmadan ayağa kalkmalı ve kendimize olan güveni artırmaya çalışmalıyız.
Bu anlatılanlar çok mutlu olmanın yolları değil. Bu öneriler, zorluklar karşısında hemen dağılmamayı, kolay toparlanmayı, kısacası bir tür ‘ilkyardımı' öğretiyor.
Yazar Ahmet Büke'nin internette yazdığı öyküleri topladığı ve ödül aldığı kitabının adı gibi ‘İnsan Kendine de İyi Gelir'. Tabii bunu nasıl yapacağımızı da bilmemiz gerek..

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp