Reklamsız Sözcü
NİLAY ÖRNEK

İstanbul’un en paha biçilemez yemeği nerede yenir?

12 Aralık 2015

Türkiye'de yer çok! Ama sınırlayıp sadece İstanbul'da diyelim… Bir yerde kısa süreli bir restoran kurulsa, orada size yemek sunulsa… Nerede, kiminle masaya oturmak isterdiniz?

 

Bir ‘pop up' yani aslen olmayan ve sadece kısa bir süre için ‘var edilen' bir restoran düşünün.
Ama restoran, yemekleriyle, şefinin özellikleriyle olduğu kadar lokasyonuyla da sizi şaşırtsın.
Normalde ziyaret edemeyeceğiniz bir yerde ve yıllarca eşinize dostunuza anlatacağınız özellikte olsun.
Bu restoranda dört günde bir şef değişsin, şefler de dünyanın dört bir tarafından gelsin. Her biri farklı özellikleriyle de dikkat çekici olsun.
Bu oldu, olmaya da devam ediyor Milano'da. Scala Meydanı'ndaki Palazzo Beltrami'nin muhteşem Milano manzaralı terası minik bir restoran halinde şu sıralar.
Priceless Milano'da dört günde bir şef değişiyor.
Expo Milano 2015'e paralel olarak yapılan bu yemeklerde, yemek kültürü hakkında konuşmalar da düzenleniyor.

İNSANLARA SORDUM

Ben de bu etkinliği duyduğum günden bu yana, en paha biçilemez yemeğimi, yemeklerimi düşünüyorum.
Aklıma büyük şeflerin yaptığı havalı yemeklerden çok, sevdiklerimle yediğim, eğlenceli ve lezzetli, ağırlıkla yazlık bahçelerinde, deniz kıyılarında ya da ev ortamındaki yemekler geliyor.
Ama tabii “İstanbul'da bu tür bir organizasyon düzenlenme nerede yapılırdı?” oylamasını da ihmal etmedim.
Üşenmedim 100'ü aşkın kişiye sordum (WhatsApp gruplarını iyi kullanmayı bilmek lazım)!

En çok aldığım üç yanıt şu oldu:
1- Topkapı Sarayı (Toplamda Topkapı Sarayı ama o da kendi içinde ayrı oylama nedeni!)
1.1. Harem Dairesi (Büyük talep var, öyle diyeyim!)
1.2. Has Oda diyenler de azımsanmayacak kadar çok; bir de taht istiyorlar!
1.3. Bağdat Köşkü
2- Boğaziçi Köprüsü'nün üzeri.
3- Yerebatan Sarnıcı (Burada arada sırada etkinlik oluyor sanırım).

DOĞAN APARTMANI ÇATISI
Sonraki yanıtlar arasında genellikle saklı çatılar, ilginç teraslar, kullanılmayan ulaşım araçları (eski vapurlar, trenler gibi) ve yine tarihi yerler var.
E hazır ‘Paha Biçilemez İstanbul' adında televizyon programı da yapıyor, rehber Saffet Emre Tonguç'a sordum; o da Büyük Valide Han, Saint Joseph Yetimhanesi ve Doğan Apartmanı'nın çatısındaki terası önerdi.

BAGAJ BANDINDA SUSHi!
Daha önce bu köşede yaptıkları ‘deli-dahi yemek projeleri'ni anlattığım Kitchen Guerilla kurucusu Koral Elçi ile yemek kültürü yazarı Levon Bağış'ın listesinden de birkaç öneri paylaşmak isterim:
– Haydarpaşa Dalgakıranı
– Bozdoğan Kemeri'nin üzeri
– Kapalıçarşı Çatısı
– Haliç Köprüsü
– Soğukçeşme Sokağı'nda dev bir masa
– Cağaloğlu Hamamı
– Haydarpaşa Garı
– Kuleli Askeri Lisesi
– Kırım Kilisesi
– Havaalanı bagaj bandında sushi (Korallar 2016'da böyle bir etkinlik de yapacakmış!)

Melih Cevdet Anday'a gençlik sırrını sormuşlar, “Bir gün bile kadınsız sofraya oturmadım” demiş. Yani yeri bulduk, buluruz; önemli olan yemeği kim ya da kimlerle yiyeceğimiz…

Balkona bayrak da asalım mı?

Bayrak asalım, tura çıkalım!
Adettendir; ben de yabancı biriyle röportaj yaparsam mutlaka bir ‘yerlileştirme' çalışması yaparım. Türkiye'yle ilgili bir şeyler sorarım. Ama “Adele'in kökeni Türk çıktı” cümlesi üzerine -ki aslında o röportajda söylediği bence başka bir şey- verdiğimiz tepkiler, hatta Ahmet Kaya şarkısı konusunda takındığımız tavır bile garip bir kompleksin ürünü! Burada birbirimizi yiyor, sonra Türk kültürü ya da coğrafyasından zerre yarar almamış bir ‘başarılı' ile gurur duymaya kalkıyoruz.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp