Reklamsız Sözcü
ÖZLEM GÜRSES

iYi Ki BiTTi…

26 Aralık 2015

Yıl bitti. 2015 sona eriyor.
Türkiye'nin en korkunç yıllarından biriydi.
Kişisel olarak benim de.
Üstelik 2016'ya da içimizi karartan, uykularımızı kaçıran bir gündem ve görüntülerle giriyoruz.
Türkiye'nin doğusu hem duygusal hem fiziksel olarak batısından kopmuş durumda.
Acı da… öfke de… belirsizlik de hiç bu kadar derin olmamıştı.
Her gün oralardan birileriyle konuşmaya çalışıyorum, anlattıkları dehşet verici.
PKK, kasım seçimleri öncesi başladığı korkunç stratejisine aralıksız devam ediyor. Devlet de kendini savunurken öylesine hoyrat ki, olan yine halka, savunmasız çocuklara, kadınlara, yaşlılara, çaresiz fakir insanlara oluyor.
Sandıktan çıkan 49.5 oyun “istikrar ve huzur” getireceğini düşünenler büyük yanıldı ! Kızmasınlar ama özellikle de Kürtler. Ha, bir de “iş dünyası”.
Artık anlıyoruz ki
kasım sonuçları tek bir şey getirecek; daha fazla şiddet ve “Başkanlık” diretmesi.
Yani 2016 da kolay geçmeyecek. Türkiye'nin içinde ve dışında giderek daralan bir tünelde ışığı bulması kolay olmayacak.
Başbakan Davutoğlu başından beri daha sakin, daha birleştirici bir dil kullanmaya çalışıyor, ne yazık ki hiçbir etkisi olamıyor. Muhalefet ise darmadağın bir görüntüde.
Medya 2016'da da itibar ve insan kaybetmeye devam edecek.
Dış politika ise hiç olmadığı kadar vahşi.
Yine de yeni bir yıl, yeni umutlar demek.
2016'nın memlekete barış, huzur ve kardeşlik getirmesini diliyorum.
Bu olmadan sağlığın da, paranın da, aşkın da hiçbir değeri yok…

BİR PARAVANIN ARDINDA HER ŞEYİ BİLEN ADAM :
ZAMAN SPATANIYEV

Kaç gündür bu buluşmayı ayarlamaya çalışıyoruz.
Belki bunun gerginliği, belki aylardır yaşadığım kafa karışıklığı ya da hepsi birden, dayanılmaz bir migren ağrısıyla giriyorum içeri.
Burası bir detoks ve arınma merkezi, Akatlar LifeCo.
Buluşacağım kişi; Zaman Spataniyev. Kazakistanlı bir enerji terapisti, sizi ve size dair pek çok bilgiyi “okuyabilen, hissedebilen” bir psişik.
Merkezin sorumlusu Gonca Hanım bir A4 kağıt uzatıyor “buna içinizden gelenleri çizin, ne çizdiğinizin nasıl çizdiğinizin önemi yok… Zaman sizi görmeden önce çizdiklerinizi görecek.”
Giderek artan bir baş ağrısıyla çiziyorum. Gonca Hanım yarım saat sonra geri geldiğinde “tamam” diyor “hazırız”.

* * *

Bir odaya alınıyorum, ortada koca bir paravan, ne ben Zaman'ı ne Zaman beni görüyor. Oturuyorum.
Zaman Rusça konuşuyor, bir tercüman Türkçe'ye çeviriyor.
“Ensenizden başlayan çok şiddetli bir baş ağrısı hissediyorum”. Ben konuşmuyorum, sadece dinliyorum.
“Çiziminizde büyük bir aşk var. Bir kadının bir erkeğe olan aşkı değil bu, başka bir şey. Bir şeyleri yıkmak, bir şeyleri değiştirmek, bir etki yaratmak istiyorsunuz. Bir savaşçı gibi.”
Seansın paravan arkasında geçen bu bölümünde Zaman hayatıma dair en keskin virajları, en derin duyguları tek tek anlatıyor bana. İyi de nerden biliyor ?

* * *

Paravan açılıyor, seansın ikinci bölümü başlıyor. Ayakta karşı karşıya duruyoruz. Gözlerimi kapatıp bedenimi rahat bırakıyorum.
Zaman “bir renk göndereceğim size, bakalım aramızda bir bağ kurulmuş mu ?” diyor. O bu cümleyi söylediği andan itibaren aklımda sadece turuncu var.
Kendime engel oluyorum “Hayır Özlem, yine zihninle durumu yönlendirmeye çalışıyorsun, adamın hangi rengi gönderdiğini hissetmeye çalış…”
İşte bu düşünceler ve artık zirve yapmış bir başağrısıyla “yeşil” diyorum.
Gözlerimi açıyorum. Zaman, karşımda elinde tupturuncu bir kalemle duruyor !

* * *

Zaman Spataniyev'le işte böyle tanıştım. Hikayesi ilginç. Kalıtımsal kahin. Yani çocuk yaştan itibaren olayları hissediyor, düşünceleri de okuyor.
Annesi ve büyüannesi de böyleymiş. “Ölümü de görüyorum, ama söylemiyorum. Bu çok yorucu olabilir. O nedenle kendimi hep kontrol altında tutuyorum”.
Zaman Spataniyev ülkesi Kazakistan ve Rusya'da “kayıp vakalarının ve bazı cinayetlerin çözülmesi” konusunda polis teşkilatları ile çalışıyormuş. Çözdüğü pek çok olay var.
Türkiye'de bulunma nedeni ise “Şifa Terapisi”. Bedenimizdeki enerji odaklarını temizleyerek kendimizi daha iyi hissetmemizi sağlıyor. Belki yeni yıla girerken kendinize böyle bir armağan vermek istersiniz, Zaman Spataniyev bir süre daha Türkiye'de.

KADININ DEVRİMİ 2016'DA DA DEVAM EDECEK

Dünya, yeni yüzyılın “Kadın Yüzyılı” olduğunu çoktan kabul etti. Tüm sektörler kendini buna göre dönüştürüyor. Playboy artık çıplak kadın fotoğrafı yayınlamayacak.
Tüm erkeklerin heyecanla beklediği Pirelli Takvimi bu yıl sadece “gerçek” kadın portreleriyle çıktı. Başarılı, ilham veren kadınların resimleriyle… Hollywood sineması yavaş da olsa bir değişim içinde. Kadınlar ve cinsellik hala etkili, ama hem bedenler artık daha gerçeğe yakın, hem de “sevişme” sadece bedenler arası değil “ruhlararası” bir eylem olarak yer alıyor. İtalya, İspanya ve İsrail'den sonra Fransa da mankenlik dünyasında radikal bir karar çıkardı. “Zayıflık” yasaklandı ! Fransa Meclisi'nin onayladığı yasa uyarınca mankenlere, sağlıklarının işlerini yapmaya uygun olduğuna dair doktor raporu alma zorunluluğu getirildi. Yasayı çiğneyen işverenlere altı ay hapis ve 75 bin Euro'ya kadar para cezası verilebilecek.
Bu gelişmeler 2016'da da devam edecek.
Bu “Yeni Dişil Çağ”a dair çok bayıldığım bir kadını da dikkatinize sunmak isterim. Dünyanın en çok iş yapan ve Instagram'da 893 bin takipçisi olan modellerinden biri; Ashley Graham ! Ashley, 56 beden ve seksi iç çamaşırları ile kadınlar için ilham kaynağı. Baksanıza, nasıl da güzel!

2016'NIN BASINDAKİ YILDIZI “SÖZCÜ” OLACAK

Bundan hiç şüphem yok !
2015'in de gazetecilik yıldızı SÖZCÜ'ydü çünkü.
Her kesime eşit mesafede duran, haberini de sözünü de korkmadan yazan gazete SÖZCÜ.
Kendi öz kaynakları ve okuyucunun her sabah ödediği 75 kuruşluk tiraj desteği dışında hiçbir grup ya da camiaya sırtını dayamayan gazete SÖZCÜ.
Bir televizyoncu olarak mesleğim en rezil günlerini yaşarken bana ve tüm gerçek gazetecilere kapısını açan SÖZCÜ.
İyi insanların çalıştığı gazete SÖZCÜ.

Bu fotoğraf Hollandalı rock grubu John Coffey'in konserinde fotoğrafçı Jan Rijk tarafından çekilmiş. Sosyal medyaya konulunca olay oldu ! Fotoğraftaki kız, Türk kökenli. Ne yazık ki “bu fotoğraf bir hataydı” diye açıklama yapıp adını da gizledi. Oysa ben çok sevdim fotoğrafı. Bu hata değil. Bu gençliğin, neşenin, yaşam enerjisinin ta kendisi! Hata, tüm bu duyguları yok saymak.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp