Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

130 günlük müthiş kovalamaca!

23 Aralık 2015

Bazı belgesel kitaplar var, polisiye roman kadar sürükleyici…
Araştırmacı gazeteci-yazar Hulusi Turgut'un “130 Günlük Kovalamaca” adlı kitabı bu tür bir eser.
Türkiye'nin başına bela olan Abdullah Öcalan'ı yakalamak için üç kıtada sürdürülen büyük takibin öyküsü…

* * *

– Öcalan'ın Suriye'deki varlığını sürekli inkâr eden Suriye Devlet Başkanı Hafız Esad, Başbakan Demirel terörist başının Şam'daki telefon numarasını ve adresini verince apıştı kaldı!
– Suriye'de 20 yıl devlet korumasıyla yaşayan Öcalan, Türkiye'nin baskısıyla ülkeden atılınca sudan çıkmış balığa döndü.
– Rusya'ya kaçan Öcalan'ın kaldığı yerin koordinatları dost bir ülkenin gizli servisinden sağlandı.
– Amerika “Öcalan'ı çıkarın” dedi, Ruslar onu hemen ülkelerinden attılar!
– Öcalan, Kenya'daki Yunanistan sefirinin başına silah dayayıp, bir gözünü kör etti.
– Kenya, Amerikan casusluk servisi CIA ve İsrail gizli servisi MOSSAD'ın eylem alanıydı.
– Öcalan uçakla Avrupa ülkelerinde mekik dokudu ama hiç bir ülke onu kabul etmedi.
– Şeyşel Adaları'nın yöneticileri, Öcalan'ı ülkelerine kabul etmek için 15 milyon dolar istedi.
– Türk görevliler, Amerikan CIA ajanlarıyla Uganda'daki bir otelde karşılaştılar.
– Amerikan ajanları Öcalan'ı esir alıp altın tepsi içinde Türkiye'ye sundu.
– Öcalan, Nairobi Havaalanı'nda kendisini Hollanda'ya götüreceğini sandığı uçağa bindiği anda, karşısında, Türkiye'den gelen özel ekibi buldu.
– Öcalan'ı Cavit Çağlar'ın özel uçağı ile Kenya'dan Türkiye'ye getiren operasyon ekibinin komutanı, daha sonra Ergenekon sanığı oldu.
– MHP, Öcalan'ı idamdan kurtaran yasayı imzaladı.

* * *

Halen İmralı Cezaevi'nde ömür boyu hapse mahkûm olarak yatan Abdullah Öcalan'ın yakalanışı ve Türkiye'ye teslim edilişinin ardındaki, gerçekleri öğrenmek istiyorsanız, Hulusi Turgut'un “130 Günlük Kovalamaca” adlı kitabını okumalısınız. (Doğan Kitap)

40 milyon insanımız diş fırçalamıyor!

Kendimizi o kadar siyasete, iç ve dış olaylara vermişiz ki, sağlığımızla ilgilenmeyi bile unutmuşuz.
Londra'dan gelen bir arkadaşım:
“Avrupa Birliği'ne girmek istiyoruz ama, dişlerimizi bile fırçalamıyoruz.” dedi ve ekledi:
“Dişlerini fırçalamayan bir ulusu Avrupa Birliği'ne almazlar!”
Arkadaşımın yarı şaka, yarı ciddi söylediği bu söz üzerine bir araştırma yaptım. Acı gerçek gözlerimin önüne serildi:
“Türkiye'nin dişleri çürük!”
“Nüfusumuzun yarısının diş fırçalamayla bir ilgisi yok!”

* * *

21'inci yüzyıldayız ama bu aydınlık dönemde bile ağız ve diş sağlığının önemini kavrayamamışız. Ailelerin çoğu, evlerinde çocuklarına diş fırçalamayı öğretmiyor.
Hayatında hiç diş fırçalamamış insanlarımız var.
Şu rakamlara bakın:
* 40 milyon vatandaşımız diş fırçalamıyor.
* Nüfusumuzun yüzde 70'inin evine diş macunu girmiyor.
* Çocuklarımızın yüzde 90'ının dişlerinde çürük var.

* * *

Diş sağlığının, vücudumuzun sağlığıyla çok yakından ilgisi var. Bu nedenle 21'inci Yüzyıl Türkiye'sinde sağlıksız bir nesil yetiştiğini söyleyebiliriz.
Ağız ve diş sağlığı konusunda çocukların, küçük yaşlardan itibaren eğitilmeleri gerekiyor. Ancak, bilinçli ailelerin dışında buna önem veren yok ne yazık ki… Hele kırsal bölgelerde… Diş fırçalamak angarya kabul ediliyor!
21'inci Yüzyıl'ın Türkiyesi böyle mi olmalı?

Te­bes­süm

12 kilo doğan bebek!
Temel bir barda içerken cep telefonu çalar. Açar konuşur ve birden sevinçle haykırır:
“Yaşasın, 12 kiloluk bir oğlum olmuş!”
Bardaki hiç kimse 12 kiloluk bir bebek dünyaya gelebileceğine inanmaz ama Temel:
“Bunda ne var yahu? Bizim orada 12 kilo, normal bir bebek ağırlığıdır” der.
İki hafta sonra Temel yine aynı bara gider. Barmen onu tanıyınca merakla sorar:
“Senin oğlan iki haftada kaç kiloya ulaştı?”
Temel yanıtlar:
“6 kilo oldu!”
“Yaa nasıl olur? Hani doğduğunda 12 kiloydu?”
Temel gururla cevap verir:
“12 kiloydu ama, onu sünnet ettirdim!”

Gü­nün Sö­zü

Kara kargalar gülistanı işgal ettikleri zaman bülbüller siner ve susar!

Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp