Reklamsız Sözcü
RAHMİ TURAN

Günümüzün bir şövalyesi!

10 Aralık 2015

“Arifi tarife hacet yok” derler.
Uğur Dündar'ı da sizlere anlatmama gerek yok. Hepiniz onu gayet iyi tanıyorsunuz.
Medyada kutsal mücadelesini yıllardır sürdürüyor.
Genel Yayın Yönetmenliği'ni yaptığım “Efsane Günaydın Gazetesi”nde ve yine Genel Yayın Yönetmenliği'ni yaptığım Hürriyet Gazetesi'nde birlikte çalışmıştık. Şimdi SÖZCÜ'de köşe yazarı olarak beraberiz.

* * *

Daha önce de yazmıştım:
Günümüzün şövalyesidir Uğur…
Bu ona yalnız benim değil, halkın taktığı isimdir.
Haksızlığa, sahteciliğe, her türlü ahlâksızlığa ve üçkâğıtçılığa karşı yılmaz bir ekran ve kalem savaşçısıdır o…
Uğur Dündar, bir kitap daha yazdı. Piyasaya çıkalı bir hayli oldu ama benim elime yeni geçti.
Kitabın adı: “Pazarlık Yok”

* * *

Uğur Dündar, Büyük Önder Atatürk'ün, yaşadığımız belalı coğrafyada hâlâ bir mücevher gibi parlayan laik, demokratik, Cumhuriyet'ine dört elle sarılmaları gerekirken, tam tersini yapan ve Türkiye'yi ortaçağ karanlığına sürüklemeye çabalayan zalimlerin topluma yaşattığı zulümleri anlatıyor.
Kitap, halkın bilgilenme hakkı dışında hiçbir gücün önünde eğilmeyen ve en zorda kaldığı anlarda bile dik durmaktan asla vazgeçmeyen bir gazetecinin, yarım asırlık birikim ve deneyim imbiğinden süzerek aktardığı gerçekleri yansıtıyor.
O nedenle kitabın adı: “Pazarlık Yok”
Var olasın Uğur kardeşim. (Bilgi Yayınevi)

Kâmil Koç otobüsleri

Arkadaşım Semih Kalkanoğlu anlatıyor:
“Doğduğumdan bu yana her şeye burnumu sokarım. Merak işte. Dün, günübirlik Afyonkarahisar'a gidip döndüm.
“Kâmil Koç” firmasının otobüsleri ile gidip gelirken, iki şoförle de sohbetlerim oldu.
1926 yılında Kâmil Koç tarafından kurulan ve ilk olarak burunlu bir otobüsle taşımacılığa başlayan bu firma, Kâmil Koç ölünce üç kızına kaldı.
Bu kızlardan biri olan 1956 doğumlu Sena Kaleli, geçen dönem CHP Bursa Milletvekili olarak Meclis'te görev yaptı ve iki yıl önce öyle bir lâf etti ki, hemen üzeri çizildi.
Atatürk'ün partisinde “Ben Atatürk'ün bekçisi değilim” demişti.

* * *

Bu üç kız kardeş (para o kadar büyük ki) bu yüzden kavgaya tutuşuyorlar, 11 yıl sonra 100'üncü yaşını kutlayacak olan bu ünlü markayı bir İtalyan işadamına satıyorlar.
“Üç kız kardeşin kendilerine ait kaç otobüsü var?” diye sorduğumda “En az 5 bin” dediler. Bugün 46 kişilik bir Mercedes Trevego otobüsün fiyatı 450 bin Euro. Bunu beş binle çarpın. Hesabı size bırakıyorum.

* * *

Türkiye'de şehirlerarası ulaşımda çalışan firmalar arasında ilk kez böyle köklü bir firma bir yabancıya satılmış oluyor.
Dedim ki şoförlere; “Gözlemlerime göre Kâmil Koç'un durumu pek iyi değil. Son dönemde müşteri kaybetti. Otobüs başı gelir gider durumlarına bakıldığında kârlı bir durum ortaya çıkmıyor.”
Şoförler “Evet” dediler. Bu nedenle yeni İtalyan patron, Sena Kaleli'ye teklif yapmış. Kâmil Koç'a yakında Sena Hanım Genel Müdür olarak geri dönüyormuş. “Onun döneminde disiplin vardı” dediler.

* * *

Osmanlı'nın son 60 yılını yaşıyoruz sanki… Tarih tekrarlanıyor!
Devlet malları, dedik, elde kalmadı. Özel sektör, dedik onlar da patır patır yabancılara gidiyor.
Bir ülkenin devlet ve özel markaları, yapıları, şirketleri elden çıkarılıyorsa, o devletin, o ülkenin geleceği tehlikede demektir!”

Te­bes­süm

Baba'dan fıkra gibi olay!
9'uncu Cumhurbaşkanı Rahmetli Süleyman Demirel'i, ilginç bir öyküsüyle analım. Tarık Karslı anlatıyor:
“Eski yıllarda bir televizyon kanalında, o tarihte Başbakan olan Demirel, karşısına dizilen gazetecilerin sorularına cevap veriyordu.
Bir gazeteci:
“Sayın Demirel, sizden net ve kesin bir cevap vermenizi rica ediyorum. Türkiye, Avrupa Birliği'ne girecek mi, girmeyecek mi?” diye sordu.
Çok zeki ve lâf ebesi olan Demirel, gerdanını yana doğru attıktan sonra, gülümseyerek:
“Bak güzel kardeşim, bir şeyin, bir şeye girebilmesi için, diğer şeyin açılması gerek” dedi.
Demirel'in bu cevabı üzerine gülme krizine tutulan gazetecilerden, sandalyeleri üstünde oturabilen kalmadı tabii!”

Gü­nün Sö­zü

Kimse kimseyi küçümseyecek kadar büyük değildir!

Rahmi Turan
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp