Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Ayasofya’yı yıkıp Sultanahmet manzaralı rezidans yapsanıza!

12 Aralık 2015

Hep bir ümit besliyorum içimde.
Diyorum ki, “Yok arkadaş, iktidarda muhakkak İstanbul'un başına gelenlerden rahatsız olan aklıselim sahibi insanlar vardır!”
Ama yok işte.
Her gün daha tatsız gelişmelerle karşılaşıyoruz.
Daha Zeytinburnu tarafına yapılacak yeni gökdelenlerin şokunu atlatmadan, daha da çirkin ve Tarihi Yarımada görüntüsünü daha da çirkinleştirecek bir karar çıktı.
Efendim Tarihi Yarımada'da turizmi canlandırmak için (!) ‘çatı arası terası' dönemi başlıyormuş.
Fatih Belediyesi'nin talebi üzerine, İBB oy çokluğuyla aldığı kararla binalarda çatı arasının kullanımına izin vermiş.
Vay anam vay!
Bitti işte. Zaten kargacık burgacık ve çoğunun üzerinde kaçak bir çıkıntı bulunan binalar 3.5 metre daha yükselebilecekmiş!
Her türlü yasayı ve düzenlemeyi delmekte üzerine başka bir ülke insanı daha tanınmayan halkımız, hemen bu yeni düzenlemeyi delmenin yollarını da bulacaktır.
Yahu bu kadar mı nefret ediyorsunuz eski İstanbul'dan?
Sizin o cam kaplı, hepsi birbirine benzeyen gökdelenleriniz gözünüze dünyanın en güzel şeyi gibi görünüyor olabilir ama İstanbul demek o güzelim Tarihi Yarımada demek!
Sanıyor musunuz ki milyonlarca turist sizin o çirkin gökdelenlerinizi görmeye geliyor?
Ki evet, gökdelenleriniz de çok çirkin. Çünkü şık gökdelen tasarlatmak da vizyon ve daha çok para harcamak anlamına geliyor.
Diyorum ki bu eziyetten kurtarın bizi. Yıkın Ayasofya'yı.
Zaten cami yapılamadığı için pek içinize sinmiyor. Basın betonu, şöyle 100 metrelik bir gökdelen yapın, bir de AVM.
Oh!. İnşaat ya Resulullah! Amin.

Keseleyeyim mi sultanım?

‘Muhteşem Yüzyıl' sağ olsun, artık hepimiz birer sultanız.
Kimimiz Hürrem, kimimiz Kösem.
Ama hep bir havalar, hep bişeyler.
En son duyduklarıma inanamadım. İki arkadaşım Ayasofya Hürrem hamamına gitmiş.
Ki bayılırım hamam kafasına. Çocukluk yıllarımda dayımların yaşadığı Bursa'ya her seyahat ettiğimizde hamama gitmek için delirirdim.
Ama İstanbul'da nedense pek cesaret edemiyorum. Arkadaşlarımın hikayelerini dinliyorum onun yerine.
İşte iki kafadar kendilerini bu hamama atmış. Belli ki ev kadınları artık hamama sosyalleşmeye gidiyor; orada bir sürü arkadaşlarını görmüşler.
Ama en ilginç not, hamam çalışanlarının hamama gelen kadınlara ‘Sultanım' diye hitap etmesi.
Kadınlar bunu duydukça birer Hürrem edasıyla süzülüyorlarmış tellakın elinin altında:)
Ha tabii sanmayın ki iki saatliğine size Hürrem kafası yaşatıp kapanışı sultanın favorisi Erguvan yağıyla yağlanarak bitiren bu hamam keyfi her keseye uygun olsun.
Tabii ki değil!
Zevk-ü Sefa paketi tamı tamına 360 lira!
E bugün bir Hürrem olmak kolay değil. :)

Ankara Garı önünde şarkı söyleyen oldu mu?

Yoksa ben mi atladım?
Madonna, Paris terör saldırılarında hayatını kaybeden insanları anmak ve teröre lanet etmek için saldırıda ölenlerin anıldığı Cumhuriyet Meydanı'na sürpriz bir ziyaret düzenlemiş.
Hatta bununla da kalmamış, kendisini Twitter'dan takip edenleri de çağırmış.
Bir gitar eşliğinde şarkılar söylemiş.
Tabii ki aklıma hemen Ankara Garı geldi.
Boynu bükük, yaralı Ankara Garı.
Bizden oraya gidip şarkı söyleyen kimse oldu mu diye düşündüm.
Bildiğim kadarıyla olmadı.
Niye olsun ki?
Bizim kalabalıklarla buluşan, popüler kültüre hizmet veren şarkıcılarımız pek sevmez böyle hareketleri.
Gerçi biraz da haklılar.
Bizden biri çıkıp gitarla şarkı söylemeye kalksa basarlar TOMA'dan suyu!
Ne acı.
Acımıza sahip çıkmak bile yürek istiyor bu memlekette artık…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp