Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Bade de şiddet kurbanıymış!

3 Temmuz 2015

Bade İşcil'i çok severim.

Az tanırım ama hali, tavrı, hanımefendiliği, görgünün ve kültürün birleşimini anlatır bana.

Evlendiğinde çok sevinmiştim.

Bebeği olduğunda da.

Ama evliliğiyle ilgili çıkan yeni haberler çok korkunç.

Bir süredir eşinden ayrılmaya çalışan Bade'nin boşanma dilekçesinde yazdığı şeyler akıl alacak türden değil.

Bade'nin eşi bebek doğduğunda, annesi ile bebeğinin arasında bir bağ kurulmasın diye göbek bağını kendi kesmeye çalışmış!

Emzirmesine, bebeği kucağına almasına izin vermemiş.

Dahası Bade'yi, bebeği iki yaşında yatılı okula göndermekle tehdit edip duruyormuş.

Gözümün önüne çok ama çok yoğun bir psikolojik ve belki de fiziksel şiddet dolu bir ev geliyor.

Bunlar ‘şiddetli geçimsizlik' kavramını çok aşan ve hem bebeğin hem de annenin psikolojik sağlığını tehdit edecek türde olaylar.

Ama işin garibi, Bade İşcil'in kendi imzasını taşıyan bu dilekçeyi son dakikada geri çekmesi.

Açıkçası çok endişe ediyorum.

Eğer gerçekten tüm bunlar yaşandı ise, ki ben Bade'ye güveniyorum (çünkü hiçbir anne eşini bu kadar büyük bir yalanla mahkeme ve kamuoyu önünde küçük düşürmek istemez. Hele ünlü bir isim için çok daha da zor bir davranıştır bu), eşinin bir anda düzelebileceğine aniden inanmış olması bana biraz tuhaf geliyor

Umarım tehdit ve fiziksel şiddet gibi kötü şeyler yaşamamıştır.

Dilerim eşi gerçekten yaşananlardan pişman olmuş ve değişmeye karar vermiştir…

Sean Penn gibi adam böyle mi terk edilir?

CharlIze Theron'un Sean Penn'i terk etme yöntemi hayatıma yeni bir kavramı soktu: ‘Ghosting'.

Yani dilimize çevirmeye çalışırsak: ‘Hayalet olarak birdenbire ortadan kaybolmak…'

Konuyu daha da açmak gerekirse, sevgilinin hiçbir telefonuna, SMS'ine ve Whatsapp mesajına geri dönmemek.

Çok acımasızca ve korkunç bir yöntem gibi görünse de biz kadınlar arasında böyle durumlar için kullandığımız, üç kelimeden oluşan nefis bir lafımız vardır: “Hak etmiştir (…)” (Evet, tahmin ettiğiniz üzere o üç nokta yerine, artık o an tercih edeceğimiz kötü bir kelimeyi özenle yerleştiriyoruz.)

İşte galalarda ve davetlerde çektirdikleri fotoğrafları, ortalıkta sülün gibi salınıp durmalarını, kıskançlık ve zevk ikilisi eşliğinde izlediğimiz gezegenin en seksi iki insanının birlikteliği Charlize Theron'un ortadan kaybolmasıyla sonuçlanmış.

rahsan-gulsan-sli-2

 

Hem de ne kaybolmak.

Sean Penn'in hiçbir mesajına ve telefonuna geri dönmüyormuş Theron.

İşte tam da bu noktada, ağzımı doldura doldura söylüyorum: “Hak etmiştir (…)” (Babası hariç :)

İster Charlize ol ister Trabzon'daki Ayşe, bu konu dünyanın her yerinde aynı.

İncindiğimiz şeyler üç aşağı beş yukarı benzer.

Lafım size beyler!

Azıcık anlamaya çalışın bizi ve biraz da empati lütfen…

Yoksa vallahi sonunuz Sean Penn gibi olur. Kapı duvar!

Arkanızdan, olanları kız arkadaşlarımızla paylaşınca da hemen lafı çarpıverirler: “Hak etmiş (…)” (Babası hariç:)

iBB Fay hattına imar veriyor!

Buna Allah ne yapsın! Biz Türkler, başımıza ne gelirse gelsin asla ve asla ders almıyoruz.

1999 yılında yaşadığımız korkunç deprem deneyimine rağmen hiçbir önlem almamaya devam ediyoruz.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi 22 Haziran'da aldığı kararlarla dört günde tam 147 imar planı değişikliği yaptı.

Bakın yapılan değişiklilerden biri nasıl da şahane(!)…

Karara göre, Kartal Yakacık'ta, fay hattı koruma bandında kaldığı için imar izni verilmeyen parsellere, yakın çevrede imarlı bazı parseller bulunduğu gerekçesiyle imar hakkı verildi.

Cümleyi ilk kez gördüğümde tekrar tekrar okudum

Olacak şey değil.

Bu artık tam bir cehalet örneği.

rahsan-gulsan-sli-3

Yakın gelecekte yaşadığımız o korkunç depremi anma günleri geldiğinde hamasi deprem konuşmaları yapan Belediye görevlilerinin altına imza attığı karara bakar mısınız?

İstanbul'da beklenen korkunç deprem gerçekleşirse ne olacak o izin verdikleri fay üzerindeki yapılar?

Gerçi neden bunu düşünsünler ki?

Nasılsa 1999 depremi ardından tüm suçlar iki müteahhitin üzerine atıldı. Ne bir belediyecinin yargılandığına, ne de istifa ettiğine tanık olduk.

Umurlarında bile değil bu kentin ve üzerinde yaşayan bizlerin kaderi!

Onlar rant yaratmaya, rant sahiplerini mutlu etmeye yemin ettiler belli ki!

Yazıklar olsun bu karara imza atan herkese!

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp