Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Beşikçioğlu’nun yaşlanma hakkı yok mu?

6 Temmuz 2015

Sonunda kesmiş,

Sakalı, bıyığı, ne varsa kesmiş.

Erdal Beşikçioğlu böylece hem Behzat Ç.'ye hem de Aksenti İvanoviç Popriçin'e (Bir Delinin Hatıra Defteri) görsel olarak da elveda demiş.

Gelecek sezon yeni bir dizide karşımıza genetik profesörü olarak çıkacakmış.

Çok uzunca bir süredir ülkenin sakal bıyık elçisi gibi dolaştığından, oyuncunun yeni imajı önceki gün büyük kalabalıklar tarafından bir hayli yadırgandı.

Yadırganmakla da kalmadı, mesele şekilciliğin dibine vurdu!

Gün boyu adamın güzelliği ve çirkinliği üzerine onlarca rezil gönderi gördüm sosyal medyada.

Bu artık faşizmin dibi bence.

Tek bir güzellik anlayışının var olduğu konusunda diretmek ve bu çizginin dışında kalanlara, yer yer linç seviyesine varan, toplu cinnet aktiviteleri düzenlemek.

Farkında mısınız bilmiyorum ama bu durum, önümüzdeki beş yıl içerisinde toplumumuzda çok ciddi bir soruna dönüşecek olan bir fenomenin habercisi.

Son on yıldır yapboz tahtasına dönen Türk eğitim sistemi yüzünden eğitim kalitesi çok ama çok düşen gençlerimiz ciddi bir savrulma yaşıyor bu anlamda.

Dış görünüş en değerli kavram haline geliyor.

Bu, birçok açıdan hayatımızı etkiliyor.

Birincisi; kılık kıyafette marka düşkünlüğü olarak karşımıza çıkıyor.

Ardından kendinden bir türlü memnun olamama, aynaya bakınca gördüğü yansımadan bir türlü huzur bulamama hali geliyor.

Sonra da mükemmel görünümlü bir eş arama refleksi gelişiyor ki, bu da zaten tüm mutsuzlukların anası oluyor.

Karakterine uygun, güzelliği bozulduğunda da geriye kalacak olan kişilik güzelliğine sahip bir eş aramak yerine kadınlar da erkekler de geçici güzellik peşinde koşuyor.

Oyunculuk gibi kabiliyete bağlı olan işlerde güzellik aranan ana kriter olunca, özellikle televizyon işlerinde kalite giderek düşüyor.

Bu endirekt olarak entelektüel birikimin de önünü kesiyor.

Açıkçası son yirmi yıldır bu ülkenin gördüğü en kabiliyetli, kendi kafasına buyruk, inandığı sözü herkes karşı çıksa bile söyleyecek yüreklilikte az sayıda insandan biri olan Erdal Beşikçioğlu da güzellik lobisinin kurbanı oldu ya, böyle düşünen herkese yazıklar olsun…

Boğulun o sığ dünyanızda!

Yaşınız ilerleyince güzellik kurtaracak çünkü sizi!

 

Charlize'in filmi tam olmamış

Ben yazın da sinemaya gitmeyi sevenlerdenim çünkü hayatımın hiçbir döneminde aylarca tatil yapma imkanım olmadı.

“Haftasonu Ege'ye kaçalım!” insanlarından da değilim.

Yaşadığı kenti yazın sıcağında da sevip, Instagram'da her gün gördüğü ayak başparmağı üzerinden denize iç çekerek bakıp hayatına devam edenlerdenim.

Dolayısıyla yazın sinemaya gitmek sevdiğim bir aktivite.

Hafta sonu Charlize Theron'un yeni filmi ‘Karanlık Yerler' (Dark Places) ilgimi çekti.

Kendimi sinemada buldum.

Açıkçası bu kararımda, çok beğendiğim yazar Gillian Flynn'in bir önceki adaptasyon filmi ‘Kayıp Kız' (Gone Girl)'ı çok beğenmiş olmamın da payı büyük.

Ne yazık ki filmden beklediğimi bulamadım.

rahsan-gulsan-sli-3

Film güzel bir başlangıç yaptıktan sonra tüm yükü Charlize Theron'un müthiş oyunculuğuna yükleyip bir kenara çekiliyor.

Düşük temposu ve hikayeye hizmet etmeyen uzun sekanslarıyla, vaat ettiği heyecanlı dramatik hikaye akışına bir türlü ulaşamıyor.

Açıkçası DVD'sini bekleseniz de olur.

Amma şaşırdık Başkan'ın kızına

Derdini ‘süper' anlatan haber başlıklarına bayılıyorum.

Haberin başlığı aynen şöyleydi: ‘Obama'nın kızı getir götürcü oldu!'

Devamı ise şöyle:

‘ABD Başkanı Barack Obama'nın büyük kızı Malia (17), iş hayatına sıfırdan başladı. Sinema sektöründe kariyer yapmak isteyen Malia, ‘Brooklyn' isimli yapımın setine stajyer olarak girdi. Malia'nın görevi, molada set çalışanlarına kahve dağıtmak.'

Bu haber iliklerine kadar Türk devlet anlayışına bulanmış çoğu insanımıza tuhaf gelmiştir eminim.

“Hiç koskoca Başkan kızı çay, kahve taşır mıymış? Kıyamet alameti!” deyiverdiniz belki.

rahsan-gulsan-sli-2

Ne yazık ki bizim siyasetçi, devlet büyüğü geleneğimizde böyle bir şey yok.

Gemicik vasıtasıyla 14 yaşında tüccar ve şirket sahibi olmalarına o kadar alışmışız ki, asıl olması gerektiği gibi -yani bizim gibi ve bizim çocuklarımızın sıfırdan başladığı gibi- hayata başlamalarına hiç de aşina değiliz.

Obama'nın kızı çok alçakgönüllü, müthiş bir şey yapmamış.

Asıl Malia o ülkede bizim mahdumlar gibi davranırsa önce basın, sonra da tüm halk dünyayı zehir eder Obama ailesine.

Gerçek demokrasi kültürü yaklaşık olarak böyle bir şey olmalı.

Demokrasi kültürü gelişmemiş bir ülkede doğup yaşadığım için bu konuda net bir fikir yürütemiyorum.

Ama on bin km öteden bile o kadar güzel görünüyor ki bu ‘bazılarının daha eşit olmama hali'…

 

 

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp