Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

İstanbul’da ağızlık takarak mı dolaşacağız artık?

23 Aralık 2015

Önce tatlı bir sis zannettim ki çok severim sisi.
Ama sonra bazı haberler çıkmaya başladı.
İstanbul'un havası giderek daha da hızlı kirleniyordu.
Aklıma hemen geçen yaz gittiğim Pekin geldi. Aynı pembe hava orada da vardı. Uçaktan ilk indiğimde sis sanmıştım ama sokaklardaki insanların halini fark edince dehşete kapıldım.
İnsanlar yaz günü sokaklarda ağız ve burunlarını içine alan maskelerle geziyorlardı.
Havadaki zehirli partikülleri solumayı en aza indirmek için buna mecburdular.
Uçağım İstanbul'a indiğinde derin bir nefes almıştım keyifle.
Ama artık İstanbul'un havası için de haberler hiç iyi değil.
Haberlere göre İstanbul'da karbondioksit artışı yüzde elli oranına ulaşmış.
Yani ne yazık ki sis sandığımız şey artık yavaş yavaş İstanbulumuzu saran hava kirliliği bulutu.
E İstanbul ne yapsın.
Son on yılda öylesine plansız ve zalimce bir gelişmeye maruz bırakıldı ki.
Bu bir yana, Kuzey Ormanları -ki işte bu yüzden yırtınıp durduk “Kesmeyin yoksa sonra hep beraber zehir soluyacağız” diye- öyle bir katledildi ki artık İstanbul'un havayı temizleyecek ciğerleri yok!
Dün gazetelerde Orman Bakanı'nın açıklamalarına rastladım; Bilecik'in Söğüt ilçesinden İstanbul'a kadar çınar ağacı dikilecekmiş. Evet, Osmanlı İmparatorluğu'yla ilgili bir referans hikayesi sonucu bu kararı almışlar.
Ayrıca ağaçlandırma ve yeşillendirme seferberliği başlatacaklarmış.
Sanki koskoca Bakan bizimle dalga geçiyor.
Arkadaş, sen ki İstanbul'da milyonlarca ağacı kesip daha da milyonlarcasının kesilmesine neden olacak bir rant kapısı yaratacak iki projeye sesini çıkartmamışsın, şimdi okulların bahçesine dikilecek iki ağaçla mı İstanbul ciğerlerine yeniden kavuşacak?
İstanbul'da bugün yaşadıklarımız çok kötü bir geleceğin habercisi.
İşin ironik tarafı, o ağaçların kesim kararını alıp hepimizin geleceğini karartanların da bu hava kirliliğinden payını alacak olmaları. Doğa yandaş, candaş ayırmayacak.
Ama bunun kime ne faydası olacak bilmiyorum.

Star Wars: Ay olmuş vallahi :)

Allah var, bu kadarını hiç beklemiyordum.
Işıklar kararıp o klasik ‘Star Wars' (Yıldız Savaşları) jeneriği akmaya başlayınca, tüylerim diken diken oldu ama bir yandan da içimde bir korku vardı. Sonuçta bir efsaneye çok tatsız bir şekilde veda etmiş olabilirdik.
Ama hiç de öyle olmadı.
J.J. Abrams müthiş bir şekilde altından kalkmış bu zorlu görevin.
Hikayenin geçmiş karakterleriyle gelecek müthiş güzel bir şekilde harmanlamış.
Ne aksiyondan ödün vermiş, ne de aksiyonun dibine vurup başımızı döndürmüş.
Hikaye, hiç ‘Star Wars' izlememiş olanların bile kolaylıkla adapte olabileceği cinsten.
Ama benim gibi seriyi çok sevip yıllar boyu izlemiş olanlar için ayrı bir heyecan fırtınası var filmde.
Geçmişten gelen her gemiyi, karakteri gördüğümde zıp zıp zıpladım koltuğumda.
Hele hikayenin başkahramanının bir kadın olması çok büyük keyif verdi.
Kısaca ‘Star Wars: The Force Awakens' (Yıldız Savaşları: Güç Uyanıyor) izlemeye değer ve serinin hayranlarını çok da üzmeyecek bir geri dönüş filmi olmuş.
Gönül rahatlığıyla tavsiye ederim…

 

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp