Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Özgün değil ama Beyaz’a yakışmış

7 Aralık 2015

Hatırlarsanız sezon başında Beyaz'ın Kanal D'den ayrılacağı söylentileri çıkınca, ‘Keşke Beyaz bir süre ara verse; kendini yenilese' yazmıştım.
Ama belli ki Beyazıtımız yoluna devam etmek istiyor televizyonda.
Bu sezon Beyaz Show'un en güzel yeniliğine geçen cuma akşamı tanık olduk.
‘Beyaz'la Göz Göze' isimli skeç, uzun zamandır yapılan en cesur ve yenilikçi iş olmuş bence.
Gerçi fikir özgün değil.
Zach Galifianakis de Funny Or Die adlı kanalı için ‘Between Two Ferns' (Eğrelti Otları Arasında) isminde böyle kısa mülakatlar yapmıştı.
Konuğuna bir insanın aklından geçebilecek en acımasız ve çirkin soruları soran ve karşılığında aynı acımasızlıkla cevaplar alan, hatta bazılarıyla çekim esnasında dövüşen Galifianakis müthiş bir seri çıkarmıştı ortaya. Seri o kadar popüler olmuştu ki ABD Başkanı Barack Obama bile konuk olmuştu.
İşte Beyaz şimdi bu skeç serisini Türk televizyonlarına taşımış. İlk konukları da bu işe çok uygun iki isim olmuş. Murat Cemcir ve Ahmet Kural bu formatın hakkını verebilecek iki isimdi. Çok da güzel girmişler olaya.
Beyaz ne kadar acımasız ve doğalsa onlar da olaya bir o kadar sert daldılar.
Artık birbirlerine gerçekten akıllarından geçeni sordular mı yoksa rol mü yaptılar orası flu. Ama Beyaz uzun zaman sonra nihayet risk aldı ve merakla izleyebileceğimiz bir formatı programına entegre etmeyi başardı.
Umarım ünlü isimler egolarına yenilmez ve komedi adı altında aslında ciddi bir özgüven gerektiren bu seyirliğe katılabilirler.

Tarihi Yarımada'dan galiba nefret ediyorlar

Instagram bana İstanbul'u yeniden sevdirdi.
Çekip paylaştığınız fotoğrafların dünyanın öteki ucundaki bir insan tarafından beğenilmesi gerçekten güzel bir his.
Hele yaşadığınız kentin tarihi ve doğal güzelliklerinin beğenilmesi müthiş bir duygu.
E Allah var, İstanbul gerçekten çok fotojenik bir şehir.
Şehirdi. :(
İnşaat salgını pençesinde kıvranan kentimiz her gün biraz daha ölüyor.
O güzelim silüet korunup gelecek nesillere emanet edilebilecekken, geri dönülmez şekilde, akıl almaz, doymaz bir rant ve beton aşkıyla mahvediliyor.
Hatırlarsanız Zeytinburnu'na yapılan kuleler Tarihi Yarımada'yı geri dönülmeyecek şekilde görsel açıdan katletmişti.
Güya dönemin Başbakan'ı çok kızmıştı ve o binalar tıraşlanacaktı.
Ama hiçbir şey değişmedi. Bırakın o kulelerin tıraşlanmasını, şimdi yanına yenileri de yapılacakmış.
Önceki gün Sözcü'nün Twitter hesabında okudum; o binaların yanına yine kuleler dikilecekmiş.
Ve üzerinde dokuz tarihi eser bulunan arazi için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ÇED raporuna gerek duymamış!
Bitti…
Tamamen bitti…
O bakmaya doyamadığımız klasik İstanbul silüeti, 16/9 adlı gökdelenler yüzünden büyük yara almıştı. Artık iş iyice çığırından çıkacak.
Ama asıl ironik olan, ağızlarını her açtıklarında lafa ‘ecdadımız' diye girenlerin ecdadın büyük mirasını görsel olarak koruma bilincine sahip olmaması.
Gerçekten yazıklar olsun!

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp