Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Şık beraberliğimiz birinci yılında!

3 Aralık 2015

Eğer yaşınız benim gibi kırkı bulduysa, zamanın ne kadar hızlı geçtiğinin, dahası otuz beşi geçtikten sonra nasıl daha da hızlandığının farkındasınızdır.
Bunu sessizce kabullenirsiniz.
Ama yine de şaşırdığınız şeyler oluyor tabii.
Ülkenin inandığından geri adım atmayan, en başına buyruk, cesur ve bağımsız gazetesi Sözcü'nün bir çalışanı olalı bir yıl olmuş.
Şık ekimizi bu sabah elinize alıp neşeyle sayfaları çeviriyorsunuz ve tabii ki hemen Rahşan kardeşimiz bugün ne yazmış diye bakıyorsunuz ya : ) … Hah işte tanışalı ve evlerinize, hayatlarınıza gireli bugün tam bir yıl oldu!
Evet klişeye düşeceğim: “Ne çabuk geçti yahu!”
Bakmayın, magazin yapmak kolay görünür ama zor iştir.
Önce Emre İskeçeli ve ardından Ünal Demirkaya ile henüz çok genç ama emin adımlarla ilerliyoruz. Bu çok renkli görünen ama ara sokaklarına saptıkça boyası dökülen magazin dünyasında, her sabah evinize rengarenk, sizi hayatlarımızın ortak sıkıntı ve dertlerinden bir kaç dakikalığına da olsa alıp uzaklaştıracak bir gazete yapmak için çalışıyoruz ekip olarak.
Taner, Anıl, Umut, Birgan, Sercan, Emre… Hepimiz her sabah en şık kıyafetleri giydirip evinize yollamak için çabalıyoruz bu gazete için.
Umarım size renkli, keyifli anlar geçirtebilmiş ve yaşamın yükünü sırtınızdan biraz olsun alabilmişizdir.
Birlikte nice ‘Şık' senelere inşallah…

Ucuz domates için
Rusya'nın tepmesi şart mıydı?

Bazen, özellikle markete alışverişe gittiğimde yalnız yaşadığıma şükrediyorum. Çoluklu çocuklu ailelerin haline de çok üzülüyorum. Özellikle sebze fiyatlarında öyle hunharca bir artış var ki bazen iki market ziyareti arasında gördüğüm farka inanamıyorum.
Domates bu yahu domates! Ülkenin belki de en çok tüketilen sebzesi.
Ama bizde her şeyin yükü omuzlarımızda. Tarladan kilosu kuruş fiyatlara çıkan domates elden ele, komisyondan komisyona savrularak yüksek yüksek liralara geliyor soframıza. Bu tabii ki sadece domates için geçerli değil. Tarımla uğraşan dostlarım var Manisa'da; öyle korkunç şeyler öğreniyorum ki anlatamam. Çarpık sistem yüzünden hem lezzetli meyve sebze yemeyi hem de bu ürünlere makul fiyatlarla ulaşmayı özledik. Sanırım şimdi bu özlemimiz gerçek olacakmış. Ama tabii ki hükümetin hemen ayağının tozuyla ilan ettiği heyecan ve macera dolu bir tarım paketi yüzünden filan değil.
Rus uçağı düşürdüğümüz için, Yılmaz Özdil'in deyimiyle Ruslar kolumuzu bükmeye başladığı için.
Rusya birçok tarım ürününün ülkemizden alımını durduruyor.
Tabii sefil olacak üretici, ihracatçının isyanı yansımıyor gazete sayfalarına.
Hemen muştular çıkarılıyor.
Efendim bu nedenle iç pazarda sebze çoğalacakmış, düşen dolarla birlikte düşen sebze meyve fiyatları enflasyonu düşürüp hayatımıza neşe katacakmış.
Vallahi böyle yazıyorlar.
E peki arkadaş madem böyle bir dünya mümkün, neden ben ihracattan artan sebze meyveyi dünyayla aynı fiyata yiyorum?
Yani bizim arada bir sağın solun uçağını düşürüp savaş tehlikesiyle yaşamamıza sevinmeli ve coşku mu duymalıyız ucuz domates yiyeceğiz diye?
Ne diyeyim. Hey maşallah!

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp