Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Uzay Heparı’nın adını yazmak zor mu geldi?

14 Aralık 2015

Cuma gecesi, uzun zamandan beri heyecanla beklediğim bir konser izledim.
Gerçekten müthiş bir geceydi.
Ağırlıklı olarak gurur duygusu yaşattı bana.
Koskoca Kraliyet Filarmoni Orkestrası, küçücük ama hepimizin gözünde dev bir kadının yaşamına sığdırdığı notaları öylesine bir canlandırdı ki bize sadece gurur duymak düştü.
David Bowie'den Iggy Pop'a önemli müzik insanlarıyla çalışma şansı yaklamış Erdal Kızılçay, Sezen şarkılarını bu büyük orkestra için adeta yeniden bestelemiş.
Nefis melodiler eklemiş. Gerçekten çok ama çok özel bir deneyimdi.
Hele konserin logosu o kadar etkileyiciydi ki, kim düşündüyse aklına sağlık.
Zorlu Center'ın müthiş Performans Sanatları Merkezi'nin bu konsere ne kadar yakıştığını da söylemeden geçemeyeceğim tabii.
Sezen Aksu konseri ilk kez izlediğinde ne hissetti bilemiyorum.
Belki hoşlanmadığı şeyler de olabilir bilemeyiz, müziğine onun gibi bakamayız.
Ama sanırım biz izleyenler, onun yerine gurur duyma işini üstlendik.
Sezen Aksu yıllarına denk geldiğim, albümlerinin çoğunun ilk çıktığı zamanlardaki Türkiye'yi bildiğim için şükrettim.
Bir daha asla yaşanmayacak bir müzikal tarihe ve yine ülkemizde bir daha yaşanması zor görünen yıllara tanıklık etmiş olduk.
‘Şimdi Bana Kaybolan Yıllarımı Verseler' şarkısı çalarken gerçekten yürekten söyledim sözleri içimden.
Kutuplaşmamızdan, birbirimize uzak düşmemizden Sezen de aldı payını ve gerçekten şimdi kaybolan yıllarımın senfonik geçişini izlemiş gibi oldum.
Konserin bir başka yıldızı da Akatay Ritm Grubu oldu. Ellerinde darbukaları, tefleriyle Batılı müzisyenlere öyle güzel katıldılar ki izlemesi müthiş keyifli oldu.
Keşke Erdal Kızılçay Doğu enstrümanlarını kullanmak konusunda biraz daha korkusuzca davransaymış.
Bu konuda benim için kriter, 1994 yılında MTV Unplugged serisinde yayınlanan Led Zeppelin konseridir. Robert Plant ve Jimmy Page'i yıllar sonra bir araya getiren konserde klasik Led Zeppelin şarkılarından ‘Kashmir' Faslı müzisyenler ve bir klasik müzik orkestrasıyla yorumlanmıştı. İşte bu konser o tarihi konseri daha da ileri götürebilirdi. Ama bu haliyle bile şahane bir geceydi.
Ama bir şeyi de eleştirmeden geçemeyeceğim.
Ki ben kendi adıma bunu çok ciddiye alıyorum.
Albüm için Most Production'ın hazırladığı kitapçıklardaki şarkı listesinde bu şarkılara hayat veren ve Sezen Aksu'nun müzikal yolculuğu bir yana, yaşamında da çok önemli olan isimlerin yazılması unutulmuştu.
Mesela ‘Masum Değiliz' şarkısının müziğinde payı olan Uzay Heparı ya da sözlerinde payı olan Meral Okay'ın ismini görmek isterdim o kitapçıkta.
Belki normalde bu kadar gözüme kötü görünmeyebilirdi bu hata ama hatayı yapan, ülkenin en önemli ve Sezen'in yıllardır yoldaşı olan Most Production olunca hata daha da büyük geliyor göze.
En azından ben buradan anmış oldum kendilerini…

Too Much London Philharmony

Sezen Aksu konserin sonunda çıkıp ‘Hayat Sana Teşekkür Ederim' şarkısını seslendirdi.
Tatlı tatlı esprilerini de yapmaktan geri durmadı.
Ama en komiği orkestrayla İngilizce konuşmasıydı.
Şarkısı bitip de orkestra ayağa kalkınca “Sit down please” (Lüften oturun) demesi, sonra seyirciye dönüp “Too Much Philharmony” (Fazla filarmoni) deyişi çok şekerdi.
“Böyle şeyler insan ölünce yapılır arkasından, biz hayattayken takdire alışkın değiliz” derken de pek haklıydı.
İyi ki var. İyi ki bu kadar cesur, iyi ki Sezen…

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp