Reklamsız Sözcü
RAHŞAN GÜLŞAN

Yasalar şimdi de çocuk tecavüzcülerini mi koruyor?

30 Aralık 2015

Ne fena yahu…
Dünyanın dört bir yanından insanların kurdukları yılbaşı ağaçları ve yeni yılla ilgili heyecanlarının haberleri gelirken, biz çirkin ve akıl dışı konuları tartışmak zorunda bırakılıyoruz.
Vücuda, organ veya cisim sokmak suretiyle gerçekleştirilen çocuklara yönelik istismar suçlarıyla ilgili TCK 103/2'nci maddesinin iptal edilmesi adalet mekanizmasını yavaşlatmış.
Alfred Hitchcock hangi filmi çekerse çeksin bu kadar korku dolu bir cümle yazamazdı. Ya da Stephen Hawking kitaplarında hiç bu kadar korku dolu bir cümleye rastlamadım.
Bu nasıl bir hal?
AYM söz konusu yasayı iptal ettiği için yerine yeni düzenleme yapılması gerektiği halde kimse oralı olmadığından, el kadar çocuklara tecavüz eden pislikler faydalanıyor kanundaki bu boşluktan.
Yani Meclis endirekt şekilde de olsa bu kez de çocuk tecavüzlerinin ekmeğine yağ sürüyor.
Çocuklarla evlilik yapanlara verilen cezalarda alt sınır sekiz yıldan altı yıl hapse çıkarılınca, yapılan itirazlar üzerine bu uygulama iptal edilmişti.
Çocukla evlenip adını çocuk gelin yapanlar 16 yıl içeride yatmasın diye iptal edilmişti bu yasa. Şimdi alt sınır düşecek.
Yani bir çocuğun vücut bütünlüğünü cisim veya organla bozanlar daha az ceza alacak.
Yatacak yerleri olmasın inşallah.
İnşallah, maşallah derken bizde artık her şey Allah'a emanet…

‘Kocan Kadar Konuş Diriliş' ilkinden iyi

Bizim sinemamızda romantik komedi geleneği pek yok.
Gerçi hayatımızda romantik komedi yok sinemamızda nasıl olsun?
Biz drama daha yakın hayatlar ve aşklar yaşamayı seçiyoruz nedense.
Yeşilçam'a da baktığımızda ya komedi filmlerimiz var ya da romantik komedi gibi başlayıp sonra ağır dramlarla tüm o komedi keyfini sıfırlayan fimler.
Şimdilerde Hollywood'un da etkisiyle, birkaç yıldır hayatımıza romantik komedi filmleri de giriyor.
Tabii bizde bir de, ağırlıklı olarak kadın izleyiciye yönelik olarak yazılan bu filmleri erkek senaristlerin empatiden uzak, iki boyutlu prototip kadın karakterler eşliğinde yazması durumu var ki, türün gelişmesinin önündeki en büyük engellerden biri de bu zaten.
‘Kocan Kadar Konuş' kitabının yazarının bir kadın yani Şebnem Burcuoğlu olması filme pek çok artı kattı. Ama bu avantaj yeterince kullanılamamıştı.
Serinin ikinci filmine ilk filmin verdiği tatsız duygularla gittim.
Ve ışıklar yandığında bambaşka duygular içindeydim. Uzun zamandan beri ilk kez ülkemizde yapılan bir devam filminin ilkinden daha iyi olduğuna tanık oldum.
Yönetmen ve Senarist Kıvanç Baruönü hikayenin ve türün hakkını vererek elinden geleni, hatta daha da fazlasını yapmış.
Ama bu noktada Hümeyra ve Nevra Serezli'yi özel olarak anmak gerekiyor.
Hümeyra, kaknem kaynana Cavidan Hanım rolünde harikalar yaratmış. İçine oyunculuk virüsü kaçan ruhların kaç yaşına gelirse gelsin uslanmayacağının klasik bir örneğini sergilemiş. Film gösterimi bittiğinde resmen alkışlamak geldi içimden.
Nevra Serezlimizi de unutmamak gerek. Karşısında Hümeyra gibi bir aktrist olunca o da şaha kalkmış.
Karşılıklı sahneleri filmin en güzel sahneleri.
Ezgi Mola da ilk filmden daha iyi gibi geldi bana. Murat Yıldırım'la bu kez daha bir yakışmışlar birbirlerine.
Evlenme arifesinde, ülkemizde yaşayan her sıradan kadının yaşadıklarını şahane bir biçimde anlatan filme gitmenizi hararetle öneririm.

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp