Reklamsız Sözcü
YEKTA GÜNGÖR ÖZDEN

Kim kimi kandırıyor?

3 Aralık 2015

Gerçekleri savunmak için gerçekçi, gerçekçi olmak için de gerçekleri savunmak gerekir. Alım satım işlerinde izlenen olumsuzluklar duygu ve düşünce alanında da izlenmektedir. Özellikle siyasal yaşamda sık sık rastlanan çelişkiler ne ölçüde gerçekçi olunduğunu ortaya koymaktadır. Bugün “Kara” dediğine yarın “Ak” diyen, karalayıp suçladığı kişi ve kuruluşları, kendine bir yer verilip sıraya alındığında söylediklerini, yazdıklarını unutarak yeni ağalarını övgülerle göklere çıkaran çok kimse görülmüştür. Kişilik ve nitelik sorunu toplumsal düzeyin başlıca göstergelerinden biridir.
Öyle zayıf kimseler var ki bir iktidar değişince yansızlıklarını unutup hemen iktidarcı, iktidar yandaşı, partizan oluyorlar. Etiket, sıfat, yetki kullanımı, yukarıdan bakma ilkelliğiyle kişiliği bozabiliyor. Karşıtlar bakan yapılarak susturuluyor, koyu partizan oluyor.
Yıllardır Anayasa tartışmaları sürüyor. Yürürlükteki Anayasa'ya dayanarak güçlerini sürdürenler bile Anayasa'yı beğenmiyor, “…özgürlükçü Anayasa” çıkışlarıyla demokratlık, ilericilik taslıyorlar. AKP iktidarında daha gürültülüsünü yaşadığım bu seçim balonları yurttaşları kandırmaya yönelik sözler olarak kalıyor. Başta ATATÜRK'ün Dil ve Tarih Kurumları olmak üzere sahiplerinin elinden alınan varlıklar geri verilmedi. YÖK kaldırılmadı. Üniversitelerin özerkliği gerçekleştirilmedi. Barolar yönetimin vesayetinden kurtarılmadı. Yargının bağımsızlığı sağlanacak yerde daha çok iktidara bağlandı. HSYK yeniden düzenlenerek iktidarın ağırlığı artırıldı. Bu konularda bir adım atmayan iktidarcıların söylemlerinin gerçekle ilgisi olamaz. Tersine, yargıda siyasal kesimin etkisini iyice artırmaktan söz ediyorlar. Eğitim-öğretim düzenini de bozdular, yetmedi mi?

NELER NELER

Siyasetçilerin oy toplamak için vermedikleri söz, ek olarak iktidarcıların kullanmadık devlet olanakları, belediye, vakıf ve dernek açılımları kalmadı. Kimse devletin niteliği ve ulusal ilkeler bağlamında doyurucu bir yaklaşım, etkileyici bir söz söylemedi. Kimileri de birbirleriyle boy ölçüşürcesine kaçak sarayda ön sırada görünüp Bay RTE'ın gelişigüzel konuşmalarını alkışladı. Birlikte fotoğraf çektirmek için yarıştı. Ülkenin günümüzdeki duruma gelmesindeki sorumluluk payını gözardı ederek sırıttılar.
Hukuksuzluklar sineye çekildi. Oysa başkasına yapılan, haksızlık için tepki vermemek, yarın kendisine yapıldığında yalnız kalmaya katlanmak demektir. Hukukun arkasında devlet olmazsa hukuksuzluk egemen olur. Hukuksuz devlet, devletsiz hukuk olmaz. Olursa 93 yıl önce kaldırılan saltanat tüm olumsuzlukları ve ağırlığıyla ulusun omuzlarına çöker, karanlıktan kurtulmak hayal olur. Bay RTE, eski dostu Fethullah için “Bana ihanet ettiler” sözüyle ortak tutumlarını açıklayarak “paralel” dedikleri yapıyla gelecek karanlığı anımsattı. Necmettin Erbakan'ın “Kanlı-kansız geçiş olacak” sözünü de anımsatan durum herkesi uyarmalıdır. Sanırız, Bay RTE, “17/25 Aralık 2013 olayları”nı amaçladı.
Öğreniyoruz ki, adını bilmediğimiz Afrika ülkelerinde Fethullah'ın okulları var. Bu nedenle iktidar oralarda büyükelçilikler açmış, Zaten devlet desteği olmasaydı açılımlar gerçekleşemezdi.

ARANIYOR

Ressam Bedri BAYKAM'ın Cumhuriyet Gazetesi'ndeki yazıları aranıyor. Gazetenin geleneksel çizgisine en uygun yazılarından birini de Baykam yazıyordu. Kimi yazarlar için uygulama nedeninin Baykam için de yapılması kuşkuyla karşılanmamalı idi. Yanlışlık varsa düzeltilmesini dileriz.

Yekta Güngör Özden
SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet Whatsapp