Reklamsız Sözcü

İstanbul Haberi: Prof. Dr. Emre Alkin: 'Kurların yükselmesi ekonomik değil zihinsel bir sorundur'

Prof. Dr. Emre Alkin: 'Kurların yükselmesi ekonomik değil zihinsel bir sorundur'
13:561 Aralık 2016
Prof. Dr. Emre Alkin: 'Kurların yükselmesi ekonomik değil zihinsel bir sorundur'
Prof. Dr. Emre Alkin: 'Kurların yükselmesi ekonomik değil zihinsel bir sorundur'

EKONOMİDEKİ son gelişmeleri değerlendiren İstanbul Kemerburgaz Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Emre Alkin, "Devletin; ihalelerini ve mal alımlarını dolar cinsinden yaptığı, zenginliği ve fakirliği dolar cinsinden ifade ettiği bir ortamda vatandaşın dolar cinsinden hareket etmesini yadırgamak bana pek bir tuhaf geliyor. Devlet tasarruf etmiyor ki; vatandaş tasarruf etsin. Bence tasarruf konusunda devlet vatandaştan örnek almalı. Vatandaş zaten tasarruflu olmasa, ayağını yorganına göre uzatmasa bu şartlar altında ayakta kalıp yaşamasına imkan yoktu.Kurların yükselmesi ekonomik değil zihinsel bir sorundur" dedi.

"MERKEZ BANKASI BASİRETLİ DAVRANMALIDIR"

Doların son zamanlardaki yükselişinin olağanüstü hal uygulamasının uzatılmasıyla doğrudan ilgisinin olmadığını, dalgalanmanın sebeplerinin özellikle 15 Temmuz süreci ve onun öncesinde Türkiye'nin birçok yerinde yaşanan patlamalar olduğunu söyleyen Prof. Dr. Emre Alkin, şöyle konuştu:

"Tüm bunların yaşandığı bir ülkede tabii ki yabancı bir yatırımcının bakışı olumlu olmaz. Tehlikeli olacağını düşünür ve yatırım yapmaz. Olağanüstü halle alakalı söyleyebileceğimiz şey ise bu tip durumlarda devletin en sert önlemleri almasıyla yabancı yatırımcının süreç bitene kadar Türkiye'den uzak durma kararı almasından kaynaklanır. Fakat bir de hiç hesapta olmayan Trump gerçeği yaşandı. Gerçi benim çok iyi hesapladığım, alternatif dahilinde tuttuğum Trump gerçeğinde herkes Clinton seçilecekmiş gibi pozisyon aldı ama Trump seçildi. Bu da biraz hesap kitap yapmamaktan kaynaklanıyor ama bütün dünyanın yaptığı bir hataydı, etkilemiş oldu. Tüm bunların yanında bir de Merkez Bankası'nın (MB) bu süreçte yaptığı birkaç hata var. MB; hem siyasete, hem piyasaya hem de bankacılığa şirin gözükmeyi tercih etti ama kimseye yaranamadı. Benim bu tip makamlarda oturan arkadaşlar için en önemli tavsiyem; eğer her yaptığınız eleştiriyorlarsa en güzeli doğrusunu yapın; hiç olmazsa o koltuklardan gittiğinizde tarih sizi hatırlar. Yanlış yaparsanız sadece 3-5 kişi sizi hatırlar. Merkez Bankasına tavsiyem basiretli davranmasıdır."

"DEVLET VATANDAŞTAN TASARRUF DERSİ ALSIN"

Türkiye'nin dış politikada attığı birçok adımı yerinde bulduğunu ancak tasarruf konusunda eleştirilecek adımlar atıldığını söyleyen Alkin şöyle devam etti: "Türkiye, tabii ki Orta Doğu'da söz sahibi olacak, tabii ki Avrupa Birliği'nin yaptığı yanlışları gösterecek, tabii ki Amerika Birleşik Devletleri'nin özellikle 15 Temmuz süreciyle ilgili yaptığı yanlışların altını çizecek. Bunlarda hiçbir beyiz yok. Elbette büyük bir ülke olarak Halep'teki katliama sessiz kalmayacağız. Ancak tasarruf konusunda eleştirilerim var. Bana göre vatandaş devletten daha tasarruflu davranıyor. Kimse bozulmasın bunun altını çizelim. Devletin vatandaşa tasarruf konusunda vereceği bir öğüt yok. Vatandaş bence her gün yaşama savaşı vererek, belli geçinme çözümleri bularak devlete iyi bir örnek oluyor. Bu sebeple orada çok altını çizerek ve hassas olarak ifade edilmesi gereken şey devletin vatandaştan önce kendisinin tasarruf etmesinin gerekli olduğudur. Yani büyüme modelinde bir yanlışlık var. Bu büyüme modeli Türkiye'de 30 yıldır uygulanan bir büyüme modeli. Bunun değiştirilmesi gerekiyor ama bakıyoruz ki hükümetler bunun değiştirilmesi konusunda çok tereddütlüler. Türkiye evelallah her şeyi yapabilecek bir güçte. Ortaya Silikon Vadisi de çıkarır, teknolojide de çok ileri gider, başarılı projeler de ortaya atar, yeter ki bakış açısını değiştirsin, önceliklerini değiştirsin. Bugün mecburiyetle yürütülen birçok şeyin de ne kadar anlamsız olduğunu görür. Mesela bu mega projeler var, yapılacak diye yepyeni şeyler söyleniyor. Bunların hiçbirisine gerek yok. Bence yapılacak en güzel tasarruf doğru yere yatırım yapmaktır. Bu tip mega projeler yerine ülkenin doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine fiber optik kablolar döşesek, dünyanın en üst seviyesinde bir geniş bant uygulasak bence çok daha faydalı bir hizmet vermiş olurduk. Hala da vaktimiz var. Türkiye'nin bir geniş bant stratejisi yok. Sorduğunuz zaman cevap alamıyorsunuz."

"DEVLET, ÜRETENİN MALİYETİNİ DÜŞÜRMEK İÇİN ALTYAPI YATIRIMI YAPAR"

"150 yıl önce bir iktisatçının büyüme teorilerinde söylediği bir söz var. Diyor ki; 'Devlet üretenin maliyetini düşürmek için altyapı yatırımı yapar.' Şimdi ben herkese soruyorum; bu ortaya çıkan mega projelerin hangisi üretimin maliyetini düşürmek adına yapılmıştır" diye konuşan Alkin, "Bir ülkeye refahı getirmek önce barışı getirmekten başlar. Barışla beraber refah gelir refahın gelmesi için de atılacak adımlar bellidir. 'Beşeri sermayenin kalitesi artırılmadıkça fiziki sermaye genişlese de verim düşer.'denir ekonomide.Yani siz eğitimin kalitesini ve eğitimin unsurlarını yüksek seviyeye çıkarmadıkça istediğiniz kadar makine teçhizat yapın, istediğiniz kadar proje yapın, ülkede kalkınmayı sağlayamazsınız. 150 yıl önce söylenmiş bu sözler ne kadar net değil miAmerika'yı yeniden keşfetmeye gerek yok" dedi. 

"VATANDAŞIN 100 LİRASININ 85 LİRASI YAŞAMSAL HARCAMALARA GİDERKEN, 15 LİRA İLE Mİ TASARRUF YAPACAK"

Kamu genişlemesi ve vergiler konusuna da değinen Alkin sözlerini şöyle noktaladı: 

"Kamu genişledikçe vergi artıyor. Kamu genişlemesin ki; vergiyi optimal toplasın. Vergi üstüne vergi koymasın, vatandaşın yaşamsal maliyetini genişletmesin, vatandaşın 100 lirasının 85 lirası zaten yaşamsal harcamalara giderken, kalan 15 lirası ile tasarruf edilmesinin söylenmesi eleştirilecek bir noktaya doğru gidiliyor demektir. Benim tavsiyem kamu küçülsün, kamu küçülünce bütçesi de küçülür, bütçesi küçülünce daha optimal vergi alır, optimal vergi alınca da vatandaş tasarruf edecek hale gelir. İlk önce devlet kendinden tasarruf etmeye başlasın ondan sonra vatandaşa öğüt versin. Kamu genişledikçe hesap tutmuyor, hesap tutmadıkça vergi koyuluyor. Korumacılıkla veya kamuyu genişleterek bir ülkenin kalkınmayacağını biz 150 yıl sonra bir kere daha kanıtlamış oluyoruz."

 

DHA

SIRADAKİ HABER
Paylaş Tweet