Reklamsız Sözcü
EMİN ÇÖLAŞAN

Böylesini hiç görmedik

1 Mart 2016

Sevgili okuyucularım, sayın, muhterem ve saygın dünya liderimizin çarpıcı sözleri öncesinde ilk vuruşu yine çok saygın karısı Eminanım yapmıştı.
Bu hanımefendinin Türkiye'yi çok iyi bildiğini, tarih dağarcığının çok derin olduğunu, hele Cumhuriyet tarihi konusunda engin bilgi sahibi olduğunu birkaç gün önce hepimiz öğrenmiş olduk!
Ne demişti?
“Artık eskisi gibi iradesi elinden alınmış bir ülkede yaşamıyoruz. Yeni bir kavşaktayız. Türkiye'nin 90 yıllık enkazını kaldırdık. Fakat enkazın altından çok büyük meseleler çıktı.”
Vay anasını sayın seyirciler!
Gerçi kimin adına konuştuğu pek belli değil ama enkaz menkaz kaldırmışlar.
Neyin enkazını?
90 yılın enkazını!
Nedir o 90 yıl?
Cumhuriyet dönemi.
Aferin valla, inşallah günün birinde o enkazın altında kalıp ezilmesinler.

*  *  *

Hanımefendinin eğitim durumunu bilmiyorum.
Herhalde ilkokul veya ortaokul değil, üniversite bitirip üstüne de bilimsel çalışmalar yapmış biri olmalı ki, Cumhuriyet döneminin enkazını ve nasıl kaldırıldığını (!)
iyi bilmektedir.
Allah her erkeğe böyle nitelikli ve derin bilgi sahibi bir eş nasip etsin, hanımefendiyi başımızdan eksik etmesin.
Amin.

*  *  *

Topu Eminanım enkazla ortaladı ama kaleye asıl şutu kocası çekti. Gündeminde son Anayasa Mahkemesi kararı vardı:
“Kararı kabul etmek zorunda değilim. Saygı duymuyorum, uygulamıyorum.”
Saygı duyup duymamak kendi tercihidir.
Karar verilmiştir, kabul etmeye eli mahkûmdur.
Ancak “Uygulamıyorum” diyemez…
Çünkü o karar verilmiş, bitmiş ve iki gazeteci hapishaneden tahliye edilmiştir…
Kendisinin üzerine bu konuda düşen veya düşecek herhangi bir görev yoktur.
Böyle bir yetkiye de sahip değildir.

*  *  *

Anayasanın 104. maddesine bakalım:
“Cumhurbaşkanı devletin başıdır. Bu sıfatla Türkiye Cumhuriyeti'ni ve Türk Milleti'nin birliğini temsil eder. Anayasanın uygulanmasını, devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözetir.”
Beyefendinin Türkiye'yi ayağa kaldıran son sözlerine bu madde açısından bakıldığında insan hayretler içerisinde kalıyor.
O lafları nasıl söylemiş olabilir.
Devletin başı olarak Türk Milleti'nin birliğini temsil edeceğine, bizi birbirimize düşürüyor…
Ve bunu hep yapıyor.
Devlet organlarının düzenli ve uyumlu çalışmasını gözeteceğine, yargı kararlarına uymayacağını söylüyor.
Haddini aşıyor, anayasayı açıkça çiğniyor.
Gıcık kaptığı Anayasa Mahkemesi'ni elinden gelse derhal kapayacak da, gücü ona
yetmiyor.
Başkan seçildiği takdirde onu da yapar inşallah!
Bir cumhurbaşkanı anayasayı okumamış, bilmiyor olabilir. İyi de kardeşim, sarayında bir sürü danışmanı var.
Onlardan birine sormak da mı aklına gelmiyor?

*  *  *

Dahası var…
Bu şahıs o makama seçildiği zaman Meclis kürsüsünde yemin etmişti. İşte 103. maddede yer alan yemin metninin ilgili bölümü:
“…Anayasaya, HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜNE bağlı kalacağıma, milletin HUZUR ve refahı ve ADALET ANLAYIŞI içinde herkesin insan haklarından ve temel hürriyetlerden yararlanması ülküsünden ayrılmayacağıma… üzerime aldığım görevi TARAFSIZLIKLA yerine getirmek için bütün gücümle çalışacağıma Büyük Türk Milleti ve tarih huzurunda NAMUSUM ve ŞEREFİM üzerine andiçerim.”
Şimdi bu yemin metnine bir daha bakın, sonra da yüksek yargı kararına ilişkin söylediği sözlere!

*  *  *

Şimdi de anayasanın 138. maddesinde yer alan konumuzla
ilgili bölümü okuyalım. Maddenin başlığı “Mahkemelerin bağımsızlığı”:
“Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Hiçbir organ, makam, merci veya kişi mahkemelere ve hakimlere tavsiye ve telkinde bulunamaz.”
Buna elbette bizim dünya liderimiz de dahil!
Son konuşmasında, iki gazeteciyi hapishaneden tahliye eden Anayasa Mahkemesi kararını uygulayan İstanbul'daki Ağır Ceza Mahkemesi'ni de eleştirdi, “Nasıl tahliye ettiniz” diye sordu!
Yani Anayasa Mahkemesi kararını nasıl uyguladınız!..

*  *  *

Dünya liderimizin son sözleri sonrasında size üç anayasa maddesinden örnekler
verdim.
104, 103 ve 138. maddeler…
Bu üç maddeyi anlayıp algılamak için kimsenin hukukçu olmasına gerek yok.
Her sade ve sıradan vatandaşın anlayacağı çok basit maddeler…
Ama gelin görün ki, “Devletin başı” kimliği ile anayasayı uygulamak ve uygulatmakla yükümlü şahıs böyle uluorta konuşuyor, toplumu geriyor, karıştırıyor.
Birkaç cümlesiyle anayasayı açıkça ve defalarca ihlal etmiş, paspas gibi çiğnemiştir.

*  *  *

Bu sözler ağzından çıkarken belki uykusuz ve yorgundu, ne dediğinin farkına varamadı…
Ya dili sürçtü, şimdi geri adım atması mümkün olmuyor…
Ya da bilerek, özellikle ortalığı kızıştırmak için yaptı.
Ancak bunların hiçbiri anayasayı çiğnemek için gerekçe olamaz.
Şimdi dünya liderimiz ve partisi anayasanın değişmesini, başkanlık sistemi gelmesini istiyorlar.
Yani kuzuyu kurt'a emanet etmemizi!
Vay başımıza gelenler…
Allah ülkemizi korusun.
Amin, amin.

Yazarın Diğer Yazıları Emin Çölaşan
Paylaş Tweet